Dalış

Köpekbalıkları

20 Nisan 2020

Yazı: Köpekbalıkları | Yazan: Emel Erem

Kısa bir aradan sonra tekrar merhaba hepinize. Tüm dünya gibi bizler de burada aynı zorlu virüs sınavından geçiyor, hepimiz günlük rutinlerimizin özlemi içinde bu zorlu süreci geçirmeye çalışıyoruz.Tüm planlarımız bilemediğimiz bir süre boyunca rafa kalktı ama hayallerimizi kimse elimizden alamaz.

Şu günlerde sık sık gelecekle ilgili güzel hayaller kurmak ve bunların gerçekleşmesinin çok uzak olmadığına da inanmamız gerekiyor. Mesela ben önce Leyla’m ve Sare’me sıkı sıkı sarılıp koklamayı hayal ediyorum; sonrasında sevdiğim sularda yüzmeyi ve dalmayı. Bir de dostlarımla masa başı sohbetlerimizi hayal ediyorum ve bu beni mutlu ediyor.

Şimdi denizler ve dalış deyince son günlerde sıkça medyada yer alan, Bodrum’un şu koyunda, Marmaris’in bu koyunda, neredeyse karaya çıkmak üzere görüntülenen köpekbalıklarıyla ilgili bir şeyler yazayım dedim. Bir kere onlar yunus veya Akdeniz kılıcı da denen bir tür zargana azmanından başka bir şey olamaz, nadiren de olsa görülen bu tür 2 metreye kadar çıkan boyu ile 60-70 kg ağırlığa sahiptir.

Elbette denizlerde olması gereken canlılardan biri de köpekbalıklarıdır.

Denizler onların doğal ortamıdır. Yalnız dünya üzerinde 400 civarında köpekbalığı türü varken bunların tehlikeli olan iki ya da üç türünden söz edilebilir. Tehlikeli türlerin hangi denizlerde olduğu ise dalış dünyasında bilinir. Sıkça adını duymuş olduğunuzu düşündüğüm büyük beyaz köpekbalığı çoğunlukla soğuk suları tercih ettiği için bizim sularımızda pek görülmez. En sevdiği yiyecek ise insan değil, fok balıklarıdır. Oldukça yağlı bir yapıya sahip foklar köpekbalığına müthiş bir enerji katar.

Büyük Beyaz’ın yaşadığı yerlerde yüzecekseniz sadece meraktan yanınıza gelebileceğini ve aşağıdan sizi foka benzetebileceğini unutmayın. Yukarıya çıkıp ‘şu yüzen insanı hop diye yutayım’ gibi bir isteği olmadığını bilin. Beslenme esnasında bir kediye veya köpeğe yaklaştığınızda da dostane davranmayabilir; zira sokakta beslediği köpeğin saldırısıyla eli parçalanan arkadaşlarım var. Demem o ki; kimi insanların bilinçli kötülük veya şiddete eğilimli ruh halleri köpekbalıklarında asla yoktur.

Bu örnekle devam edersem yılda 80-100 milyon köpekbalığı sırf yüzgecinin afrodiziak olduğu gerekçesiyle insanlar tarafından katlediliyor. Köpekbalığı saldırısına uğrayan insan sayısı ise bir yılda 60-70 kişi ve bunların da en çok 6-7 tanesi ölümlü vaka. Oranı görünce siz de insanoğlunun ne kadar vahşi olduğunu düşünmediniz mi?

Dünya üzerinde, değişik denizlerde, okyanuslarda yaptığım dalışlar esnasında sayısız köpekbalığıyla karşılaştım. Bana sıkça sorulan sorulardan biri de; “Köpekbalığından korkmuyor musun?” oluyor. Buna hayır demem için aklımdan zorum olması gerekir. Sokakta deli gibi hırlayıp havlayarak üstüme doğru koşan köpekten de korkmalıyım normal olarak; zira niyetini bilemem ve ısırırsa kuduz aşısı gibi tatsız bir şeyle uğraşmam gerekir.

Şu da bir gerçek ki su altına en çok yakışan canlılardan biri de köpekbalıklarıdır.

Ve öyle bir edayla yüzerler ki buraların kraliçesi benim derler adeta ve seyrederken hayran kalırsınız. Biz birçok kere “shark feeding” yapılan yani köpekbalığı besleyebileceğiniz yerlere özel dalışlar yaptık; Sudan’da Jacque Cousteau’nun su altı istasyonunda, Grand Cayman‘da, Maldivler’de, Kızıldeniz ve Palau’da…

Önceden hazırlanmış çürümüş balıkların bir kovayla aşağıya indirilip, suya bırakılması ve leş kokusunu duyan köpekbalıklarının bölgeye çekilmesi esasına dayalı bir işlem bu. 1-2-5-15… Köpekbalıkları giderek artan bir sayıyla gelip beslenirlerken siz de poz poz fotoğraf çekiyorsunuz.

Balık leşleri bitti diyelim; “Doymadım biraz da dalgıçları yesem” diyeniyle hiç karşılaşmadığımı zaten bu satırları okurken anlıyorsunuz 😜

Yukarıda da yazdığım gibi 2-3 masum olmayan türü de var tabi dünya denizlerinde. Ama emin olun bizim denizlerimizde değil onlar. Bizim denizlerimizde en fazla reef shark denen adeta sokak köpeği gibi zararsızca dolaşan türü var. O da çok nadir ve açık denizde oluyor. Bu nedenle plajlarımıza gitmekten, rahat rahat yüzmekten çekinmeyin. Tabi bu virüs def olup giderse… ki elbet gidecek; çok uzun sürmemesini diliyorum.

Bir de şu meşhur film var; Jaws. İşte onun insanoğluna yapılmış bir kötülük olduğunu, köpekbalıklarının o filme kadar iyi kötü biraz korkulan bir canlıyken o filmden sonra neredeyse nefret edilen bir canlıya dönüştürülmesinden hep üzüntü duymuşumdur. 1000 dalışdan sonra, artık saymayı bırakalı çok oldu; güvenin bana, mayoları bikinileri hazırlayın, yaz gelince bol bol yüzün.

Şu evlere kapalı kaldığımız günlerde, hepimizin fırıncıları solda sıfır bırakacak kadar lezzetli ekmekler, kekler pişirdiğimizi hayran hayran izlerken, bu işin sonunda 2-3 kilo fazlayı da dert etmeyelim diyorum ama aynı zamanda sizleri evinizde egzersiz yapmaya davet ediyorum.

Sevgiyle Kalın.

Emel Erem

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Beril Erem 21 Nisan 2020 at 01:56

    Jaws filmi ile ilgili ben de senin gibi düşünüyorum canımcım, sayesinde uzun süre denizden korktuğumu bilirim. Köpekbalıkları ile ilgili de korkunç bir önyargım oluşmuştu. Ta ki, sizin dalış hikayelerinizi dinleyip, bir de üstüne Burak bana shark feeding ile ilgili bir belgesel izlettirinceye kadar. O izlediğim belgeselde de dalgıçlar elleriyle besliyorlardı köpekbalıklarını. Sanki uysal bir köpeğe dog cookie verir gibi… Sanıyorum o çok uzun süre, belli aralıklarla aynı bölgede yapılan bir çekimdi ama yine de bütün köpekbalıklarının aslında sandığımız kadar tehlikeli olmadığını anlamıştım.
     
    Zaten dünyada insan kadar tehlikeli bir canlı var mı? Doğaya, hayvanlara hatta kendi ırkımıza dahi zarar veriyoruz.
     
    Umuyorum bu pandemi kısa sürede biter de, Leyloş’la Sariş’e doya doya sarılırsın, onlar da sana sımsıkı sarılıp öpücüklere boğarlar ve hepimiz bütün özlemlerimize, özlediklerimize kavuşuruz.❤😘

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan