Gastronomi

Meyvelerin Kötü Kokulu Kralı: Durian

22 Nisan 2020

Yazı:Meyvelerin Kötü Kokulu Kralı: Durian | Yazan: Pelin Erem

“Göz, mideden büyüktür.”

İçinde bulunduğumuz pandemi günlerinde hepimiz, değişen rutinlerimizle hayata farklı bir perspektiften bakmayı öğreniyoruz. İçeriden dışarıya doğru. Üstelik yalnızca evlerimizin içinden değil. Kendi içimizden, doğanın gözünden.

Yeni yazımın konuğu, tropik bir meyve olan durian da bu durumdan nasibini aldı. Durian ile duygu ve düşüncelerini paylaştığı samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sizin için “Çelişkilerin Meyvesi” tabirini kullanmak çok da yanlış olmaz sanırım. Nasıl oluyor da dünyanın en kötü kokulu meyvesiyken aynı zamanda “Meyvelerin Kralı” ünvanına sahip olabiliyorsunuz?

Hayatın kendisinden bir farkım yok aslında. Ben de mükemmel uyumu mümkün kılan zıtlıkların birliğinden oluşuyorum. Herkesin içinde iyiyi ve kötüyü aynı anda barındırması gibi.

Belki duymuşsunuzdur; bana “cennet-cehennem” diyen de var.

Dikenli ve kalın kabuğumu cehennem olarak görüyorlar. Kimselerin dayanamadığı koku kabuğumdan geliyor. İçimdeki etli meyveler çıkarıldıktan sonra bile etkisi uzun süre devam ediyor. Kimilerine göre bir meyvenin böylesine kötü kokması tahayyül ötesi. Oysa ki ben, hayatta kalmak için kendimi korumak zorundayım. Aynı sizin gibi. Dikenli kabuğumla vermeye çalıştığım “Uzak dur benden!” mesajı kafi gelseydi, bu kadar kötü kokmazdım belki. Geliştirdiğim savunma mekanizması benim cennetimken, sizin cehenneminiz.

Savunma mekanizmalarınız kendinizi korumanız için yeterli oluyor mu?

Tüm bu önlemler korunmam için yeterli değil elbette. Bazı fillerin ve gergedanların zorlanmadan yiyebildiği besleyici bir meyveyim. Ancak bu durum benim için herhangi bir problem teşkil etmiyor, hatta soyumun devamını sağlıyor. Doğal ortamlarında yaşayan filler ve gergedanlar sayesinde kendimi yeniden toprakta, hayatın içinde buluyorum. Tohumlarım öylesine güçlü ki çiğnemeyle ya da mide asitleriyle zarar görmüyorlar. Bu doğurgan döngü sayesinde yine, yeniden yaşamaya devam ediyorum.

Peki ya insanlar? Sizi en çok tüketenlerin başında da insanlar geliyor.

Boyu 50 metreyi bulabilen durian ağacının dallarında yetişiyorum. Ancak bu bile insanların bana ulaşmasına engel olamıyor. Dikenli kabuğuma ve kötü kokuma rağmen beni merak ediyorlar. Sizin gözünüzde herhangi bir şey bu denli özenle korunuyorsa, mutlaka bir nedeni vardır. Dikenli kabuğun ve dayanılmaz kokunun ardında, saklı bir hazine olmalı.

Bu yüzden mi cennet diyorlar size?

Evet, çünkü besin değerim oldukça yüksek. Hem vitaminler ve mineraller hem de sağlıklı yağlar bakımından. Bir kere alıştınız mı beni zor bırakırsınız. Neden Güneydoğu Asya’nın göz bebeği oldum zannediyorsunuz? Yaydığım kötü kokuya rağmen bu ülkelerin dört bir yanında tezgahlarda taze taze servis ediliyorum. Üstelik diğer tropik meyvelerden çok daha pahalıya. Ticari değerim yüksek olduğu için, hayatta kalma şansım da artıyor.

Singapur’da sizden ilham alınarak bir bina tasarımı yapılmış. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İlham kaynağı olmak güzel bir his. (Gülüyor) Singapur’daki Esplanade isimli performans sanatları merkezinin tasarımında benim görüntümden esinlenilmiş. İnsanların en güzel tasarımları, kaynağını doğadan almıyor mu zaten?

Sizinle alakalı bazı uyarılar yer alıyor internette. Ne kadarı doğru?

Söylenenlerin çoğu muhtemelen doğrudur. Bir çok ülkede beni toplu taşıma araçlarına, otellere ve kapalı alanlara sokamıyorsunuz.

Bazı mekanlarda resmimin üzerine yasak sembolü koymuşlar.

Hamileler ve yüksek tansiyon hastaları dikkat etmeliler. Herkesin tüketimi için uygun değilim, hararet yaparım. Zira Çin Tıbbı bile benden bahsetmiş, vücuttaki ısıyı yükseltir diye.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Öncelikle beni köşenizde ağırladığınız için teşekkür ederim.

Unutmamalıyız ki biz bir bütünün parçalarıyız. Birbirimiz için hem faydalıyız hem zararlıyız. Doğanın hassas dengesini korumak zorundayız. Bu noktada görev siz insanlara düşüyor. Doğadan alınan, doğaya geri verilmeli ya da doğanın kendini yenilemesine izin verilmeli. Dengeyi yitirmemek için. Hepimiz için.

Pelin Erem

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Emel Erem 26 Nisan 2020 at 00:35

    Bir meyvenin bu kadar eğlenceli bir anlatımla, tüm detaylarıyla yazıya döküldüğüne şahit olmamıştım; büyük bir keyifle okudum. Ellerine sağlık. Teşekkürler

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan