Sanat Gündemi

Nisan Ayı Otizm Farkındalığı

9 Nisan 2020

Yazı: Nisan Ayı Otizm Farkındalığı | Yazan: Seval Deniz Karahaliloğlu

“Seval Hanım merhaba. Biliyorsunuz, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü. Ayrıca Otizm Farkındalık Günü bütün nisan ayı boyunca yapılan etkinliklerle kutlanıyor. Bu konuda yazacağınız yazıyı büyük bir merakla bekliyorum. Size geçen yıl İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu’nun verdiği konserde okuduğum, annem için yazdığım şiiri gönderiyorum”.

Dünya Otizm Farkındalık Günü?
İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu?

Büyük bir şaşkınlıkla Moris Karmona’dan gelen mesaja bakıyorum. Moris Karmona bir süredir takip ettiğim bir şair. Hayata son derece bağlı; sanata, şiire, tiyatroya ve müziğe gönül vermiş bir sanatçı. Bütün bu sanat etkinliklerine bizzat katılan, farkındalığı çok yüksek bir arkadaşımız. Geçen yıl İzmir Karşıyaka Çarşı Kültür Merkezinde, Saklambaç tiyatro oyunuyla sahneye çıkmış. Ayrıca İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu’nun verdiği konserde, kaybettiği annesi için kaleme aldığı Annem şiirini okumuş.

“Simsiyah gecelerde
Bir mehtap gibi
Gözlerin aydınlatıyordu
Karanlık dünyamı
Çocukluk günlerim bir başkaydı
Mevsimler ne de güzeldi
Her şeyden habersiz
Hayatın bir başka anlamı vardı
Senin kanatlarının altında
Sevginle günler ne de güzel geçerdi
Annem Nilüfer Aydemir Tek“

Orçun Berrakçay

Orçun Berrakçay, İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu şefi. Müzisyen. Otizmle tanışması çok ilginç bir olaya dayanıyor.

“2005 yılında, İzmir’de özel bir eğitim kurumunda, farklı engelli grupların bir arada bulunduğu bir sınıfta haftada bir gün müzik çalışmaları yapıyordum. Yeni mezun bir müzik öğretmeni olarak, özel eğitim konusunda hiçbir bilgim yoktu. İlk yaptığım derslerin birinde, gitar çalıp şarkı söylerken, etrafımdaki birkaç öğrenci sallanarak müziğe eşlik ederken Ahmet isimli bir öğrencinin sınıfın bir köşesinde ses çıkarmadan oturduğunu fark ettim. Ders boyunca sırtını bana dönerek sessiz bir şekilde oturmuştu. Beni ya da müziği sevmediğini düşünmüştüm. Dersin sonunda gitarımı toplayıp sınıftan çıkarken ders boyunca söylemiş olduğum şarkıları tekrar etmesi beni çok şaşırttı. Öğretmenlerine sorduğumda, onun otizmli olduğunu söylediler. Böylece otizm hakkında araştırmalar yapmaya başladım. Birçok otizmli çocukla çalışma olanağı buldum. Zamanla çocuklarla aramda bir gönül bağı oluştu. 2008 yılında mezun olduktan sonra bireysel olarak otizmli çocuklarla müzik çalışmaları devam etti.”

İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu

Daha sonra, Orçun Berrakçay büyük bir cesaretle 2013 yılında İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu’nu kurmaya karar veriyor. Beş yıl boyunca çocuklarla müzik çalışmalarını sürdürüyor. Ders sırasında çocukların müzikten çok büyük mutluluk duyduğunu ve şaşırtıcı bir şekilde çok yetenekli olduklarını fark ediyor. Yalnız ortada çok ciddi bir sorun var.

“Çocuklarla yaptığımız müzik çalışması bittiğinde, onlar yine eski hayatlarına geri dönüyor ve yalnız kalıyorlardı. Çocuklar sosyalleşemiyordu. Bu konuda bir adım atmaya karar verdim. Nisan 2013’te müzik konusunda yetenekli çocukları bir araya getirmek ve sosyalleşmelerine katkıda bulunmak adına bir koro kurmaya karar verdim.”

İşte her şey böyle başlıyor. Otizmli çocukları itildikleri bu yalnız dünyadan çıkarmak, hayata kazandırmak ve içine düştükleri bu kısır döngüyü kırmak adına başlayan koro çalışması kısa zamanda bir orkestraya dönüşüyor. İlk olarak 4 otizmli öğrenciyle mütevazı bir koro kuruyorlar. Kısa zamanda bu sayı 40 öğrenciye ulaşıyor. 2017 yılında İZOT Minikler grubuyla birlikte 60 kişilik kocaman bir aile oluyorlar.

İZOT, 13 yaşından 36 yaşına kadar geniş bir yaş yelpazesinden oluşan bir orkestra. İZOT Minikler ise okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklardan oluşuyor. Orkestrada yer alan öğrenciler piyano, çello, gitar, bas gitar, flüt, asma davul ve bateri çalıyorlar. Hatta onları 11 Şubat 2020’de “O Ses Türkiye” programında, canlı yayında verdikleri konserle çok sayıda kişi hatırlayacaktır. Ekrandan oturma odalarına yansıyan o heyecanı, o sıcaklığı, o samimiyeti ve o özgüveni unutabilmek mümkün mü? Çocukların başarısı içimizi ısıtmıştı. Gözyaşlarıyla konseri izlerken, “Dünya’da güzel şeyler de oluyor” dediğimi anımsıyorum.

İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu (İZOT) çok sayıda insana umut kaynağı oluyor.

Bünyesine aldığı öğrencilere ve yakınlarına yaşama sevinci veriyor. Zamanla çok sayıda anı birikiyor. İçlerinden en unutulmaz olanı bundan bir ay önce aramızdan ayrılan Eren Sayın’ın hayata olan bağlılığı ve yaşama sevinciyle çevresindeki ışık kaynağı olması. Orçun Berrakçay Eren’le ilgili anılarını şöyle paylaşıyor.

“Eren 35 yaşındaydı ve korodaydı. En büyük 2. öğrencimdi ve şeker hastasıydı. Yüksek şeker ve kalp problemi vardı. Ne yazık ki kendisini yoğun bakımda kaybettik. Eren, Ekim 1986’da İzmir’de doğdu. Otizm tanısı yaklaşık 3,5 – 4 yaşlarında konuldu. Annesinin dediğine göre, 7 yaşına kadar pek konuşmayan Eren’in bildiği kelimeler l5 veya 20’yi geçmiyormuş. 7 yaşında özel eğitime başlayan Eren 15 yıl özel eğitime gitti. 9 yaşında ilkokula başladı, özel alt sınıfta 8 yıl okudu ve mezun oldu. Müzik dinlemeyi ve gezmeyi çok seviyordu. Konuşma sırasında cümleleri tam düzgün olarak kuramamasına rağmen ezberi çok kuvvetliydi ve şarkıları kolaylıkla ezberleyip söyleyebiliyordu. Kavgadan ve şiddetten çok korkar ve rahatsız olurdu. Sevgi doluydu, sevgisini o kişiye sarılıp öperek gösterirdi. Utangaç olduğu için benim dışımdaki kişilerle göz teması kurmaktan kaçınırdı. Yüksek seslerden rahatsız olmasına rağmen İZOT’a başladığından bu yana bu problemi farkında olmadan kendiliğinden yenebildiği için çok mutluydu. Eren 2015 yılından bu yana İZOT İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu’nda korist olarak yer alıyordu. Annesi Selma Sayın’ın aktardığına göre, Eren koroda söylemeye başladıktan sonra konuşması çok gelişti. Daha düzgün ve rahat konuşmaya başladı. Tekrarları azaldı. Şarkı söyledikçe kendine olan özgüveni arttığı için yavaş yavaş problemleri ortadan kalktı. Daha mutlu ve uyumluydu.”

İZOT‘un İzmir ve Manisa’daki üniversitelerin müzik bölümlerinde lisans öğrencisi olarak devam eden öğrencileri var. Bunlardan Beril Zorlu, İzmir Demokrasi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzikoloji Bölümü 2. Sınıf öğrencisi. Beril geçtiğimiz yıllarda Budapeşte’de verdiği piyano resitaliyle ve başarısıyla adından çokça söz ettirdi. Ayrıca 4 öğrenci daha Güzel Sanatlar Liseleri’nde müzik eğitimlerine devam ediyor.

Bu başarılı çocuklar yetenek sınavlarını kazanıp üniversiteye başladıkça bu durum diğer otizmli gençlere ilham kaynağı oluyor. Üniversiteli olabilmek için dışarıdan liseye başlayan otizmli öğrencilerin sayısı artıyor. Bu süreçte İZOT otizmli gençlere bireysel olarak yetenek sınavlarına hazırlanmaları için destek veriyor.

Müzik, İZOT bünyesinde konserler veren öğrencilerin üzerinde mucizeler yaratıyor.

Yazı: Nisan Ayı Otizm Farkındalığı | Yazan: Seval Deniz Karahaliloğlu

Bu konuda Orçun Beraakçay’ın unutamadığı bir anısı daha var.

“Şehir dışında olduğum bir gün prova gününe denk gelince İZOT MİNİ grubumuzu büyük gruptan üniversiteli öğrencim Lâl Günsu Ergüven çalıştırmıştı. Otizmli bir bireyin, otizmli küçük kardeşlerini sahiplenmesi benim için tarif edilemez bir duygu olmuştu.”

Corona virüsü dehşetinin bütün dünyayı etkisi altına aldığı ve insanları karamsarlığa ittiği günlerde sevginin, sanatın ve iyiliğin yarattığı mucizelere ihtiyacımız var. Bu mucizelerden biri de İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu’nda şarkı söyleyen, müzik yapan gençler. Bu gençleri çalıştıran hocaları, orkestrayı kuran şefleri, bu mucizenin önemli bir parçası. Gönüllü olarak emek veren öğretmenlerin yaptıkları iş paha biçilemeyecek kadar değerli. Otizmli oldukları için bu çocuklardan vazgeçmeden büyük bir özveriyle çalışan öğretmenlerin dirençleri ve onlara olan inançları insana umut veriyor.

İZOT sayesinde otizmli öğrenciler birey olduklarının farkına varıyorlar. En önemlisi artık yalnız değiller. Dahası eve kapanmak zorunda değiller. Topluluk içinde aidiyet duygusunu yaşıyorlar. Otizmli oldukları için dışlanan, doğum günlerine bile davet edilmeyen bu çocuklar şimdi ulusal ve uluslararası birçok organizasyondan davet alıyorlar. Sahneye çıkıp konserler veriyorlar. Müzik sayesinde kazandıkları sanatçı kimliği, kendilerini değerli ve önemli hissetmelerini sağlıyor. Özgüvenleri artıyor. Bu muazzam farkındalığın çıkış noktası müzik. Müziğin insan ruhunu iyileştiren, bir araya getiren mucizesi otizmli çocukları hayata kazandırıyor. Bir kez daha iyi şeyler olacağına dair umutlarımız tazeleniyor. Eren’in de dediği gibi “Hayat sevince güzel.”

Seval Deniz Karahaliloğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan