Yıldız Tozu

Saklı Kalan Gerçekler | 1

27 Nisan 2020

Yazı: Saklı Kalan Gerçekler | 1 | Yazan: Sıla Malik

Bisikletiyle giderken burnuna dolan çeşit çeşit çiçeklerin kokusuyla gülümsedi. Diğer bisikletli yolculara mutlulukla zilini çalarak selam verdi. Üniversite binasını gördüğünde yavaşladı. Sepetindeki eski defterleri özenle kucaklayıp kütüphaneye ilerledi.

Defterlerin üzerinde yazan tarihten bu yana bir asır geçmişti bile. Okulda okumuşlardı kitaplardan. Ne yüzyılmış diye tekrar düşündü. Felaketler yaşanırken dünyanın sonu geldi diye düşünülmüş ancak kimse bugünü hayal edememişti. Bir bedeldi sadece. O zamanın güzel geleceğini kazabilmek için ödedikleri bedel.

Profesörü gördüğünde saygıyla gülümsedi. Ömrümün ikinci demindeyim diyen bu tatlı adam soy ağacına bakıldığında defterde geçen zamanda yaşamış akrabaları olan ve bu zamanları en iyi yorumlayabilecek kişilerdendi.

Genç kız masaya yerleştikten sonra boğazını temizleyerek başladı söze.

“Bunları keşif için gittiğimiz terk edilen eski bölgede bulduk. Biliyorsunuz, yüzyıl önce yaşananları ve buna sebep olan şeyleri bize öğretildiği gibi birebir göstermek istiyoruz yeni nesle. Eski bir binanın iç hasar kaydını tutmak için odalarda dolaşıyordum. Kutunun içinde buldum bu defterleri. Üstünde yazıldığı üzere 2020-2076 yılları arasında tutulmuşlar. Doğrulamamız gereken bilgiler için getirdim onları.”

Profesörün gözlerinde farklı bir parıltı oluştu. O zamana ait omuzlarında biraz utanç, bolca çalışma sorumluluğu vardı. Yavaşça ellerini gezdirdi defterlerde. Birkaç sayfasını incelediğinde bu 56 yılın günü gününe değil de aralıklı zamanlarla yazılmış olduğunu fark etti.

Ayrıca bilimsel amaçla tutulan defterlerden çok o dönemde yaşamış olan bir kadının iç döktüğü, iz bıraktığı günlüklerdi.

“Bu defterler, görünene göre haliyle şahsi duygular, deneyimler içeriyorlar. Bilimsel olgular ve netlikler kazandırmayabilirler bize. Kazandırmayabilirler diyorum çünkü dönemin şartlarını ele aldığımızda insan psikolojisini ne denli etkilediğini biliyoruz. Yazan kişi hakkında araştırma yapmak gerek. Şanslıysak bilinçli ve ruh sağlığını koruyabilmiş birinin notlarını bulmuşsundur.
İşte o zaman bu dönemi aydınlatmak adına güzel adımlar atabiliriz.”

Kızın yüzündeki heyecan bir nebze kırılsa da hocasının haklılık payının da farkındaydı.

Beraber bu konuda çalışmak için program hazırladıktan sonra defterlerle beraber ayrıldı kütüphaneden. Gökyüzünde bulut yoktu bugün. Bahar kendini iyice belli ediyordu artık. Boş bir banka doğru ilerlerken arkadaşının sesi durdurdu onu.

“Nehir! Nehir beni de bekle!”

Gülerek bekledi arkadaşını Nehir. Toprak da yanına geldiğinde ilerideki çardağa geçtiler. Toprak defterleri ve eskiliklerini fark etmişti.

“Ne bunlar? Yoksa babaannenin çatı katını mı karıştırdın? Ben altın bulursun sanmıştım.”

Toprak’ın dalga geçmesine çocuksu bir iç güdüyle dil çıkararak karşılık verdi Nehir. Bu arkadaşını daha çok güldürmüştü. Ardından ciddileşerek gerçekten neler döndüğünü sordu.

“Bunları eski alanda buldum. Yeni yerleşim planına özellikle uyulmayan bölgede. Üstündeki tarihlere baksana bir asır öncesinden bahsediliyor bunlarda. Belki o dönemi daha iyi anlatabiliriz bu sayede diye düşünüyorum.”

Toprak duyduklarından pek hoşnut olmamıştı.

O döneme duyulan bir nefret vardı maalesef ve Toprak da bu nefreti hissetmekten kendini alıkoyamıyordu.

“Bunun kimseye bir faydasının olmayacağını düşünüyorum. O zamanlarda yaşayan yeryüzü insanlarının Dünya’ya neler yaptığını biliyoruz. Akıllanmaları için önlerine sunulan hiçbir ipucunu göremeyip en sonunda felaketleri yaşayınca kendilerine geldiler. Biz onlar gibi değiliz. Doğaya, hayvana, insana saygılı bir toplum anlayışını dünyaya entegre etmeyi yeni nesil başardı. Hiç bunlarla gelip insanların kafasını bulandırma bence.”

Evet, Toprak haklı olabilirdi. Ancak yanıldığı yerlerde vardı. Bir yüzyıl öncesinde insanlık gelişmelerin ve hızlı dünyanın büyüsüne kapılmıştı. Fark eden kesimler, çabalayan gruplar da vardı fakat tesir alanları bu yüzyıldaki gibi etkili değildi. Bu etkisiz çabalar da dünyanın dört bir yanına yayılamadan bitmekle ya da bölgesel olarak sağlanmıştı.

“Bizim neslimiz iyi işler yapabiliyorsa bunu atalarına borçlu, bal gibi sen de biliyorsun. Ve şundan hepimiz eminiz Toprak, o zamanın insanlarının torunlarıyız biz. Onların yetiştirdiği çocuklar şimdi bizim büyükanne, büyükbabamız. Bizlere o bilinci içlerindeki suçluluk duygusuyla aktarırken yeterince mahcup hissettiler zaten. İsimlerimizi bile doğayla eş tutmaları ondan. Neden kendini üstün görmek yerine onlara bir şans verip neleri aştıklarını görmek istemiyorsun?”

Toprak, Nehir’in haklılığı karşısında susup kalmaktan başka bir şey yapamadı. Önündeki defterlerden birini açarken ise hâlâ biraz tavırlıydı.

“11 Nisan 2020 Çarşamba.
Sanırım sonunda insanlık olarak almamız gereken bir dersi, ağır bedellerle sınav vererek geçmek zorundayız. Ve ben bu günlerin unutulmayacağını bilerek mürekkeple ölümsüzleştiriyorum. Dünya değişimini başlattı.”

Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Ahmet Bey 27 Nisan 2020 at 12:06

    Yine çok başarılı buldum sizi, çok içten ve sürükleyici olmuş; keşke bitmese dedirtiyor insana.
     
    Sevgiler, saygılar 🙂

    • Cevapla Sıla Malik 27 Nisan 2020 at 16:48

      Beğenmenize çok sevindim. Böyle takdir edildikçe şevkleniyor insan. Sağlıklı günler dilerim. 🥰

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 27 Nisan 2020 at 15:37

    Ne kadar doğru bir yaklaşım. Keşke bu yazıyı çok daha fazla kişiler görüp, okusa.
     
    Harikasın Sıla.

    • Cevapla Sıla Malik 27 Nisan 2020 at 16:49

      Bir şeylerin değişeceğine dair inanç gerek bizlere. Düşüncelerimi beğenmeniz, takdir etmeniz beni ne kadar mutlu ediyor anlatamam. Çok teşekkür ederim yorumunuz için. 💕😘🥰🥰

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan