Satır Arası

Vicdan

17 Nisan 2020

Yazı: Vicdan | Yazan: Yaşam Koçu Nalan Erpolat

“Hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti.”

Bu cümleyi hepimiz biliriz. Bizzat hissetmemiş olsak da hepimiz birilerinden duymuşuzdur. Virüs salgınının ülkemize gelişinin üzerinden bir ay geçti. Son bir aydır, herkes mümkün olduğunca evde kalmaya çalışıyor. Kimi bu durumdan çok sıkılıyor, kimi ekmeğinin derdinde, kimi sağlık kaygısında… ama istisnasız herkes ezberlerin bozulduğu bir temizlik anlayışıyla temiz olmaya çalışıyor.

Bir taraftan da herkes birbirine ve sosyal medya aracılığı ile kitlelere “Hayatı gözden geçirmeye vakit ayıralım” diyor. Hayatı gözden geçirmek aslında özel bir vakit ayırmakla olmuyor. Bu dönemde hayatı yavaşlatmak gerektiği için, hayatın gidişatında çok normal olan her şeyden mahrum kalındığı için farkındalık otomatik olarak artıyor. Yani, hayatlar gözler önünden film şeridi gibi geçiyor.

Çocukluğu Düşünmek

İnsan hayatı ana rahminde başlıyor. Fiziksel olarak orada gelişimin en hızlı dönemi yaşanıyor. Sonra dünyaya gözlerini açmakla başka bir boyuta geçiyor insanoğlu. Daha farklı gelişiyor dünyada, daha farklı besleniyor, daha başka duyuyor, daha başka bakıyor. Etrafını, tüm canlıları, nesneleri tanıyor önce yavaş yavaş.

Psikolojik olarak gelişimin de çeşitli evreleri var elbette. Her insanın kendine has olan hayat hikayesi de bu evrelerde saklı. Belli bir yaştan sonra (2-3 yaşları) öğrenme, somuttan soyuta geçiyor. İyiyi-kötüyü; doğruyu-yanlışı tanımaya başlıyor insan. Bembeyaz bir kağıt gibi tertemiz olan çocuk yüreğine, çevresinin güzel olarak anlattığı doğrular işleniyor.

Masallar, filmler de anlatıyor iyiyi-kötüyü çocuklara; hep iyiler menfaatine gelişiyor olaylar ve hep iyilerin mutlu sonuyla bitiyor.

Sonra büyüyor çocuk ve yetişkin bir birey oluyor ama hayat masallardaki gibi gitmiyor. Her zaman kazanmıyor iyiler. Kötülerin kazandığı da çok görülüyor. Bazen iyi olmanın bedeli çok ağır ödeniyor. Bu durumda iyi olduğu halde bedel ödeyen, bu zorluğun altından kalkabilen ve iyi olmak için her şeye razı olan bireyler, iyi olmanın önemini sonraki nesillere aktarmak adına çok ciddi bir tıkanıklık yaşıyor. Duymaktan korktukları tek soru:

“İyi oldun da ne oldu?” oluyor.

Bu noktada, yetişmekte olan bireye aktarılacak en önemli değerin “vicdan” olduğu çıkıyor ortaya.

Vicdanın Rahatsa Tam Anlamıyla Rahatsındır

Yaşananlar ve hayatın nasıl olursa olsun, vicdanın rahat olmasıdır önemli olan. Başkasının felaketine neden olduktan sonra yaşanan güzel(!) hayat asla güzel değildir. İçinin en derinine bakmayı bilmeli insanoğlu, orada, herkesi kandırsa da kendini kandıramayacağı küçücük bir nokta vardır. Orayı unutmamalı. Hayat ne kadar yoğun geçse de ne kadar büyük problemler getirse de bu küçük nokta asla kararmamalıdır.

Çocukların Vicdani Gelişimi

Çocukların vicdani anlamda gelişimi, anlatılan masal kahramanlarıyla empati kurmalarıyla mümkün olur. Kötü kurdun oyunu kaybetmesinin yanında, kazanması ihtimalinde, kırmızı başlıklı kızın içine düşeceği durumun üzücülüğü vurgulanmalıdır.

Bu duygular anlatıldıkça, çocuklar duyguları anladıkça güzelleşecektir dünya.

Sağlıkla Kalın,
Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Orhan Yakamoz 17 Nisan 2020 at 13:44

    O noktayı aydınlığa çıkartabilme mücadelesini inşallah bırakmama ümidiyle…

    • Cevapla Nalan Erpolat 26 Nisan 2020 at 12:52

      Ben de bunu ümit ediyorum hep. Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

  • Cevapla Hasan Saraç 20 Nisan 2020 at 17:53

    Arketiplerin babası Jung okusaydı keşke bu yazıyı… Vicdan kavramını yeterince öne çıkartmadığı için kendine kızar mıydı acaba? Önemli bir konuyu lafı uzatmadan çarpıcı bir şekilde anlatabilmek de bir başka ayrıcalık… Ne mutlu… Elinize sağlık…

    • Cevapla Nalan Erpolat 26 Nisan 2020 at 12:47

      Sizin gibi tecrübeli bir kalemden bunları duymak benim için çok değerli Hasan Bey. Çok teşekkür ederim yorumunuz için.

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan