Robotizma

Yeni Gün

15 Nisan 2020

Yazı: Yeni Gün | Yazan: İlayda Duman

Gün doğuyor, kargalar ötmeye çoktan başladı. Köyde olsa horozlar öterdi. Şehirde ise sizi uyandıracak kargalar var. Hiç uyumayan ben ise yeni günü serin balkonumda, omzuma üşümemek için aldığım pikemle karşıladım. Haftanın her günü ben karşılıyorum artık onu. Yeni gün ilk benim misafirim oluyor. Oturup anlatıyorum ona insanların hayatını, yaşadığı zorlukları. Olur da belki benden duyarsa bir dahaki gelişinde yanında umudu da getirir. Bu son dönemde umuda benden daha çok ihtiyacı olan insanlar tanıyorum çünkü. Benim umudum yanımda zaten. Gitmek istese de gidemez.

Belki de insanların umudunu ben çalmışımdır.

Her seferinde yeni günü ben karşılayıp akşama kadar da sizi anlattığım için belki de size uğrayamadan gitmek zorunda kalmıştır. Belki bu yüzden insanlar bencilce hareket ediyorlardır.

İnsanlara anlatamadıklarımı günlere anlatıyorum. Cahilden daha iyi bir dinleyicim var. Yeni günün bana gösterdiği bir şeyler var. Cahile ne kadar sinirlenirsen sinirlen, ne kadar söversen söv, ister yüzüne, ister arkasından, ister sosyal medyada ortalığa konuş hiçbiri sahibine ulaşmayacaktır. Cahil okumaz, cahil duymaz, görmez. Ancak yaptıkları en iyi şey umut hırsızlığıdır. Belki ben çalmışımdır sizinkileri demiştim ve olabilir de ancak benim umudum da çalındı ve ben kimin çaldığını çok iyi biliyorum.

Karantina günlerinde uyku düzensizliği yaşadığım için gündüzlerim gece, gece ise gündüzüm oldu.

Uyuduğumda güneş doğuyor, uyandığımda ise güneş çoktan güne veda etmiş oluyor. Bu nedenle haberleri en son duyuyorum. Bugün 30 ilde dışarı çıkma yasağı ilan edildi. İnsanlar panik içinde stok yapmak için kalabalığın içine daldı. Trafik kilit oldu ve bunların hepsi İstanbul’da yaşandı. Uyandığımda şok oldum. İnsanların kafayı yediğini düşündüm.

Bu yasak ne için ilan edilmişti?

Bildiğim kadarıyla toplu alanlarda bulunmayı azaltmak ve virüsün yayılmasını önlemek için alınan bir tedbirdi. İnsanlar ise bu haberi alır almaz stokları bitirmek için izdiham bile yaratmışardı. Çok haklı bir paylaşım gördüm sosyal medyada gezinirken. Paylaşımda “Virüsünü kapan çıksın, kasıyor” yazıyordu. O kadar haklı ki. Kim bilir o kalabalıklar içinde kaç kişi evine, ailesine taşıdı bu kabus gibi hayatımıza giren virüsü.

İşte bu cahil kesim yüzünden benim umudum çalındı. Sorumsuzlukları yüzünden hayatım tekrardan dört duvarın içine hapsoldu. Bütün bunlar yaşanmadan evvel hayatım hakkında en ufak bir isyanda bulunmadım çünkü altında yaşayabileceğim bir çatım, karnımı doyurabileceğim kadar param ve beraber eğlenceli vakit geçirebildiğim arkadaşlarım vardı. İsyan edebileceğim en ufak şey yoktu hayatımda.

Babam kalp krizi geçirip zihinsel engelli kaldığı o ilk dönemde bile isyan etmedim. Bu olaylarda arada kaynadığımı düşünüyorum. Çevremde hayatından memnun olmayan ve sürekli söylenen o kadar çok insan var ki. Sevdiklerinin yanında olmasına bile şükretmeyi bilmeyen, sokakta açlıktan bayılan evsizler varken sıcacık evinde sofrasındaki yemeğe şükretmesini bilmeyen insanlar tanıyorum. Ne kadar yerse yesin ruhu hep aç olacak insanlar bunlar. İnancınız ne olursa olsun elinde olanlara minnet duymak gerekir. Fazlasını istemek çok normal fakat belki de tüm bu yaşanılanlar elimizdekilerin kıymetini bilemediğimizdendir.

Bugünlerde mahallede bir tur atmaya bile razıyız.

Dünya turu yapma hayallerinden mahalle turu yapmaya… Hayat komik değil mi? Dönüp dolaştık yine beğenmediğimiz o mahalleye bile hasret kaldık.

Daha önce hayatıma isyan etmediğimi söylemiştim. Belki bir şeyi unutmuşumdur. Mesela ben de İstanbul’dan nefret ederdim ki hâlâ ediyorum. İstanbul’a olan sevgim 50 yıl da kapalı kalsam bir odada yine de kabarmaz gibime geliyor. Şairlerin İstanbul’u fazla abarttığını düşündüm hep. Belki onların döneminde yaşasaydım sevebilirdim ya da onların gördüğü yanını görebilseydim sevebilirdim.

Bu şehir benden gençliğimi çaldı. Sokaklarında dolaşırken hep korkuyla, hızlı adımlarla yürüdüm. Üniversiteyi şehir dışında kazandığımda çok sevinmiştim. Bu şehirin kalabalığına, trafiğine, pis havasına daha fazla maruz kalmak zorunda kalmayacağım için mutluydum.

Ailem başka şehire taşınmak isteseydi inanın gıkım çıkmazdı. Kalabalık içinde yalnızlık çekiyordum. Sahte ve cahil insan dolu İstanbul. En ufak bir krizde ilk alaşağı olan tek şehir. Virüs için alınan önlemi bile anlamayan bir şehir burası. İçinde sevdiklerim olmasaydı asla geri dönmezdim gittiğim yerden.

Yeni güne hep bunları anlatıyorum.

Belki biraz fazla sinirleniyorum anlatırken ama yine de anlatıyorum. İşte bu yüzden belki de umut size gelecekken benim yüzümden vazgeçiyor olabilir. Bundan utanmıyorum veya pişmanlık duymuyorum çünkü benim umudumu çalanların iyilik görme gibi bir hakkı olamaz.

20 yaş altı sokağa çıkma yasağına yakalanmıştım geçtiğimiz günlerde. Zaten dışarı çıkmıyordum. Dışarda da kimse olmadığı için bu yasak pek de içime oturmamıştı fakat bilirsiniz ki benim gibi 2000’li insanlar her zaman sosyal medyada espri malzemesi olmayı başarır. Çokça dalga geçildi benimle; gel gör ki bugün benimle dalga geçen herkes sokağa çıkma yasağına yakalandı. Herkese geçmiş olsun.

Bilinçli olup evden dışarı adım atmayan insanlara ve her gün bizim bu illetten kurtulmamız için savaş veren sağlık çalışanlarına sonsuz teşekkür ediyorum. Umuyorum ki ölümler daha fazla artmaz ve hasta olanlar da şifa bulur.

Yarın yeni bir gün.

Umutlarınızı saklayın, besleyin, büyütün çünkü ileride paylaşmak zorunda kalabiliriz.

Yeni günü karşılamayı unutmayın. Kapıda kalınca üzülüyormuş çünkü, bana öyle dedi :))

İlayda Duman

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan