Turizm

Casino Sektörüne Covid 19 Sonrası Bakış

27 Mayıs 2020

Yazı: Casino Sektörüne Covid 19 Sonrası Bakış |Yazan: Doç.Dr.İsmet Esenyel

Bazen çok derin düşünüyor ve kendimi sorguluyorum. Ülke menfaati her türlü çıkarın üstünde ise benim turizm sektöründe ülke olarak mukayeseli avantajlarım nelerdir sorusunun yanıtını bulmaya çalışıyorum. Son iki hafta sağlık ve ileri yaş turizm modellerini konuşurken gerçekten ister beğenin ister beğenmeyin; adanın en önemli turizm hamlelerinin en başında, 1978 yılından beri bu ülkede var olan casino sektörü olduğunu bir kez daha gördük.

Memlekette demokrasi var; herkes öncelikle birbirinin özgür, hür fikrine saygı duymalı ancak görüş bildirirken dikkatli olmak ve biraz da konuya hâkim olmak gerekir, değil mi?

Şimdi Kuzey Kıbrıs casino sektörünü acımasızca eleştirenler, öncelikle bazı soruları en başta kendilerine sormak zorunda. Hani ada sözüm ona kumarhaneler cenneti oldu ve bu sektör eleştiriliyor ya! O nedenle ben de bazı sorular sormak istiyorum.

Casinolu otel yatırımcılarımız nereden?

Adamıza bu casinolu otel yatırımcılarımız nereden geldi? Las Vegas, Macau, Nevada’dan veya Monte Carlo Monaco’dan değil. Peki nereden? Anavatan Türkiye’den. Devam edelim; neden geldiler? 1998 yılında Türkiye’de casinolar yasaklandığı için. Kaç tanesi Türk, kaç tanesi KKTC’li iş adamlarının kurduğu casinolu oteller? Yüzde yetmiş beş Türk, yüzde yirmi beş Kıbrıs Türkü. Gerçi hepsi de KKTC vatandaşı ama bu yatırımcıların adada esas varoluş sebepleri Türkiye’de kapanan casinolar.

Gelmeselerdi yatırımlar başka ülkelere kayacak, adamızın şu andaki yatak sayısı da on binden az olacaktı. Şimdi toplamda yirmi altı bin. Yani işte adaya Türkiye’den bakışla orası Kumar Adası… vs derken iki kere düşünün çünkü bu iş adamlarının hemen hemen hepsi Türk Vatandaşı. Türkiye menşeli eleştirilerde buna dikkat edilmeli çünkü burada bütün casinolar Kıbrıslı Türklerin değil.

Peki bu kıymetli kişiler (arada sorun olanlar şimdi burada değil) gelmeseydi iyi mi olacaktı? Hani Rum kesimi yıllardır casinosuz bir başarı hikâyesi yazarken biz bunu yapamaz mıydık? Açıkça söylüyorum, hem üç buçuk yıl Turizm ve Çevre Bakanlığı Müsteşarlığı dönemimde elde ettiğim tecrübe, ayrıca yirmi yıllık otelcilik ve akademik dünyada öğrendiğim bilgi birikimimle; hayır kesinlikle yapamazdık.

Neden mi?

Ülke dış dünyaya kapalı ve böyle olduğu için girdi maliyetleri (ortalama odabaşı fiyat ve ulaşım) yüksek. Bu ne demek? Öncelikle Türkiye ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile rekabet edemezsiniz demek. Rekabet edemeyince de turist gelmez demek. Aksini iddia eden var ise istedikleri zaman, istedikleri mecrada gelsinler tartışalım.

Neyse devam edelim. Bazı anekdotları sırası ile dış dünyada geldiği noktayı sizlere anlatacağım. Avrupalılar özellikle turizm örgütleri, bu sektörün adamızın kuzeyine koyduğu katkıyı anlatırken burada nasıl bir başarı hikâyesi yazıldığını araştırıyorlar.

Geçen yıl Dünya Turizm Konaklama Eğitim ve Öğretim Birliği (Kısaca AMFORHT) Yönetim Kurulu toplantımızda, Müslüman, Ürdün kökenli bir Amerikalı olan ve son derece mütevazi bir kişiliğe sahip eski Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) Başkanı Taleb Refai;

“Sizin ülkenizin ön plana çıkması ve Turizm Sektöründe bir marka olması için bunun üç anahtarı var” dedi.

Birincisi Eğitim Turizmi, ikincisi Casino Sektörü, üçüncüsü ise Sağlık Turizmi.

Adamıza ne zaman istersek gelebileceğini ve hatta iki taraf arasında “Turizm Barıştır” felsefesi ile arabulucu rol üstelenebileceğini belirtti.

Dünya artık ortak bir lisan konuşuyor, bu lisan İngilizce değil, çıkarların konuştuğu bir dünyada yaşandığına göre, sizi ön plana çıkaran, marka değerinizi çoğaltacak unsurları yaratmanızdan geçiyor. Kuzey Kıbrıs destinasyonumuz artık Avrupalılar’ın gözünde bile Casino sektöründe başarı hikâyesini çoktan yazmış ve bu anlamda takip ediliyoruz. Biz ne yapıyoruz? Öldürmeye, bitirmeye çalışıyoruz.

Gittikçe çoğalan rakip ülkeler.

Şans oyunu oynamanın ve oynatmanın yasal oluşundan dolayı Türkiye’den çok sayıda turistin ziyaret ettiği Kuzey Kıbrıs, çok sayıda casinoya ev sahipliği yapıyor. Burada casinolar olmasa nereye gidecekler? Aslında oralara kaçmaya da başladılar; Bulgaristan, Yunanistan, Karadağ, Gürcistan, Tiflis ve maalesef son iki yıldır Güney Kıbrıs.

Son üç yıldır Ibiza’nın pabucunu dama atmaya başlayan Yunanistan ve Yunan Adaları da şans oyunları oynamak isteyenlerin ziyaret ettikleri yerlerin başında geliyor. Türkiye ile kültürel farklılıkların çok fazla olmadığı Yunanistan, gece hayatı ile meşhur olan Atina gibi bir başkente ve Mikonos, Santorini gibi çok sayıda eğlence adasına sahip. Bir diğer yandan, Gürcistan’ın turizm başkenti Batum’a son yıllarda şans oyunları oynamak için gidenlerin yüzde seksene yakınının Türkiye’den geldiği biliniyor. Türkiye’den Batum’a geçerken kimlik ve çok cüzi bir geçiş ücreti de yeterli.

Avrupa’nın göbeğindeki Monaco’yu zengin bir şehir devlet yapan özelliklerinin başında da casinolar gelir. Monte Carlo daha fazla premium sınıfta yani üst segmente (niche) hizmet eden bir destinasyon konumunda olduğu için bizim müşterimiz oraya casino amaçlı gitmiyor, gidemiyor. Türk turistlerin gitmeye başladığı bir başka ülke de Makedonya.

Makedonya’nın Balkanlar’ın en çok tercih edilen casinolarına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Üsküp’te gece hayatı ve şans oyunları turizmi de gelişmeye başladı. Bu anlamda kendini rekabette giderek daha da önemli oranda hissettiriyor. Dünyanın sözde en sosyalist nüfusu olarak en büyük askeri ve ekonomi devi Çin anakarasında casinolar yasak iken, her gün Hong Kong’dan Macau Adasına, yüzlerce vapur ya da uçak Çinlileri buraya taşıyor. Gittim gördüm. Macau bugün Las Vegas ile casino turizminin ortaya koyduğu ekonomik gelişim ile yarışan bir konuma geldi.

Casino sektöründe çağdaş uygulamalar nasıl olmalı?

2015-2019 yılları arasındaki polis raporlarına göre; Lefkoşa, Mağusa, Girne ve İskele’de toplam 4 bin 714 kişi ileri işlemler için mahkemeye sevk edildi. Casinolarda yüz tanımanın yanı sıra, kimlik kontrollerinin yapıldığını, ayrıca casino girişlerinde bulunan resepsiyonlarda kayıtların yapıldığını biliyoruz ama burada önemli bir nüans var ve burada çok ciddi sorunlar yaşanıyor.

Her ne kadar Kuzey Kıbrıs vatandaşlarının girişi yasak olsa da, Türkiye Cumhuriyeti kimlikleri ile casinolara hiçbir sorun olmadan giriş yapılabiliyor. Benim bildiğim kadarı ile adanın kuzeyinde toplamda casino sayısı 34. Casino İşletmecileri Birliği’ne Girne’de 22, Lefkoşa’da 4, Mağusa’da 3, İskele’de 1 ve Bafra’da 4 olmak üzere toplam 34 casino kayıtlı.

Hep yasak diyoruz ya, yasak olmasına rağmen 2015-2019 tarihleri arasında polis denetimlerine yansıyan rakamlarda kumarhaneye girmesi ve bulunması yasak olan 4 bin 714 KKTC vatandaşı hakkında yasal işlem başlatıldı.

Bu verilerden de anlaşıldığı üzere, hem polisimiz çok etkin bir denetim ortaya koymakta zorlanıyor hem de ülke bu vesile ile elde edebileceği ekonomik kazanımları sağlayamıyor.

Devlet adına en iyi çözüm ne?

Vergi rekortmenleri sıralamasında ilk 10 içerisinde yer alan otellerin ortak özelliği bildiğimiz üzere casino sahibi olmaları. 2019 yılında ödedikleri toplam vergi tutarı 100 milyon 139 bin 256 TL. Yaklaşık bir yılda turizm dinamikleri içerisinde sektörün, yerli yabancı üretici, çarşı pazara doğrudan ve dolaylı etkisi yaklaşık 600-650 milyon dolar olarak bilinmekte. İstihdam sayısı ise geçen yıl yaptığımız araştırmalara göre 8000-8500 arası. Burada çalışan ev kiralıyor, kuaföre gidiyor, çarşı pazar alışverişi yapıyor ve ülke kendi dinamiği içinde bir ekonomik döngü yaratıyor. Bu arada adaya satılan uçak biletlerinin 500-550 bin adedini casinolar alıyor.

Bırakın artık olduğumuz yerde patinaj yapmayı. 25 yaş itibarı ile Kuzey Kıbrıs vatandaşlarına girişi serbest bırakın. Yaratılacak ek girdinin de yarısı, devlet sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yeni kurulacak olan Turizm Geliştirme ve Tanıtma ajansına, diğer yarısı da Eski Eserler ve Çevre dairelerine aktarılsın.

Bakın, yıllardan sonra bu bayram oteller sessiz, adaya ne gelen turist var ne de gelen yıldız sanatçılar. Hiçbir şey yok.

Bunu mu hayal ediyoruz?

Bu üyelik sistemi için kafa yoralım. En büyük olay ise müsteşarlık dönemimde casinolardan alınan imtiyaz ücretlerinin maalesef maliye tarafından turizm bakanlığına yatırılmaması idi. Öncelikle %70 olan bu pay daha sonra %50’ye düşürüldü ama bu payın gerçekte hepsinin turizm amaçlı turizm bakanlığına yatırılması gerekliydi. Ben bunun için çok mücadele verdim ancak ne yazık ki başaramadım. Bu fikre kim karşı gelirse buna karşı bir hipotez geliştirmesi gerekli. Öyle “Ben buna karşıyım!” demek çok kolay ve artık yavan kalıyor.

Hükümet tarafından Covid-19 salgını sonrasında ekonomik sıkıntılar had safhaya geldi. Turizm sektörü için bakanlığın mali açıdan güçlenmesinin en önemli bacağı da bu.

Sosyal bir patlama; boşanmaların, iflasların çoğalması olası mı? Böylesine küçük bir toplumda zaten adada evlenen yeni çiftlerin yarısı boşanıyor, sorun ekonomik olarak oluşturulan çarpık kamu düzeninde.

Prof. İsmet Esenyel

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan