Satır Arası

Corona ve Sınav

15 Mayıs 2020

Yazı: Corona ve Sınav | Yazan: Nalan Erpolat

Hayatımıza “karantina”, “sosyal mesafe”, “evde kal” kavramları gireli yaklaşık 2 ay oldu. Önce biraz güldük, dalga geçtik korkumuza alışmak adına, sonra açık açık söyledik korkularımızı, evde meşgale bulmak adına kimimiz sürekli yemek yaptı, hepimiz daha önceki hayatlarımızın tüm ezberlerini bozarcasına temizlik yaptık. Kimimiz filmlere, kimimiz kitaplara daldık, küçük çocuğu olanlar hiçbirine vakit bulamadı; hepimiz içimize dönüp kendimizi daha iyi tanıma fırsatı bulduk. Birçoğumuz daha önce yapamam dediklerimizi yaptık, yani potansiyelimizi gördük. Derken herkes yavaş yavaş sıkılmaya başladı ve hepimiz “normal” hayatımıza dönmeyi bekliyoruz. Öte yandan farkındayız ki normale dönmek de bir anlık bir iş değil, süreç içerisinde gerçekleşecek bir olay. Yani eskiden normal olarak yaşadıklarımız, uzun süre normalimiz olamayabilir.

Bütün bunlar olurken, yetişkinlerle beraber çocuklar ve gençler de aynı hisleri paylaştı, aynı süreçleri yaşadı. Onlar da aynı adaptasyon sürecini kendilerine göre geçirdiler. “Uzaktan eğitim” kavramı girdi hayatlarına. Uzaktan eğitim, şüphesiz ki hepsi üzerinde aynı oranda etkili olmadı. Derslere ilgi seviyesi orta seviyelerde olan öğrencilerin, ilgisi biraz daha düştü; ilgi seviyeleri yüksek olan öğrencilerin ise ilgileri düşmemiş olsa bile, birçoğunun motivasyonu düştü. Ara sınıflardaki öğrenciler için bu çok büyük bir sıkıntı olmadı belki ama lise giriş sınavına ya da üniversite sınavına girecek olan öğrenciler bu durumdan etkilendi. Son hafta enfeksiyonun seyrine göre sınav tarihlerinin açıklanması ile birçok evde sınav paniği ve kaygısı başladı.

Dönemin Kaygı Sebebi

Böyle bir durumda, hayatının stresli olmayan dönemindeki insanların bile sıkıldığı, sevdiklerini özlediği, hastalık ile ilgili kaygı yaşadığı dönemde, sınava girecek öğrenci olmanın ya da bu öğrencilerin velisi olmanın getirdiği doğal bir sonuç kaygı. Bilinmezlik her zaman kaygıyı besler. Bu şekilde uzaktan eğitim de ilk defa deneniyor ve sonuçları ilk defa öğrenilecek. Bu bilinmezlik belki de bu süreçte en çok etkisi olan şey. Bu bilinmezlikle gelen kaygı ile başa çıkmanın en kolay yolu şunun farkına varmak:

Bu bir sıralama sınavı ve şartlar sadece birkaç bölge için değil tüm adaylar için aynı. Hiçbir öğrenci, diğerleri rahat rahat eğitim alıyor, ben bu şekilde geri kalacağım demeyecek. Herkes bu durumu yaşıyor.

Aile Kaygısı

Tabii sadece öğrenciler değil aileler de kaygılı. Bu kaygının çıkış noktası çok iyi niyetli. Her anne-baba evladının iyi bir hayata sahip olmasını ve mutlu olmasını ister. Bugüne kadar yaptıkları maddi manevi fedakarlıkların sebebi çocuklarının bu sınavda başarılı olması, iyi okullarda güzel eğitim alması iken, tam da sınav senesinde, sınav için en önemli zaman dilimi olan son üç ayda böyle bir dünya felaketinin ortaya çıkmasını büyük bir şanssızlık olarak görüyor birçok aile. Bu düşünce içten içe bir öfkeye sebep oluyor ve bu öfke insanın içinde sürekli kapsam genişletiyor.

“Zaten hayatları tek bir sınava bağlıyken bir de bu çıktı şimdi” cümlesi birçok anne-babanın dilinde son günlerde. Bu cümle yüksek sesle söylenince, işin en tehlikeli kısmı başlıyor.

Ailenin çocuğu için endişelendiği, aslında çocuğu üzülür diye üzüldüğü ve bu yüzden içinde oluşan öfke, bu söylemlerle, öğrencinin zihninde endişe ve sınav kaygısı olarak beliriyor.

Sınava Bakış Açısını Değiştirmek

Anne-babanın hem kendilerini hem de çocuklarını rahatlatmak için yapmaları gereken, sınava bakış açısını değiştirmek olmalıdır. Sınav önemli olabilir ama hayatın tek sınavı değildir. Bu sınavın hayat yolculuğunda sadece ilk kavşaklardan biri olduğu ve ömür boyu birçok kavşağın olacağı bunun da ilerisi için bir nevi prova olduğu hissettirilmelidir öğrenciye. Bunu hissettirmek de bir kere konuşarak olacak bir şey değildir. Bu bakış açısı, aile tarafından özümsenmeli ve tüm tavırlarla yansıtılmalıdır.

Konuşmalarda sürekli sınav kelimesi kullanılmamalı, sürekli sınav tarihi hatırlatılarak “hadi” denmemeli, ders çalışan diğer öğrenciler örnek gösterilmemelidir. Ev içerisinde başka konular hakkında da sohbet edilmelidir. Tüm bunlar evdeki panik havasını dağıtarak, satır arasında ailenin öğrenciye güveniyor olduğunu yansıtır ve öğrencinin belki de daha az zamanda, daha verimli olmasını sağlayacaktır.

EBEVEYN olarak şu bilinmelidir ki

Ergenlik dönemi bedensel olarak çok güçlü olunan ama psikolojik olarak çok kırılgan olan bir dönemdir. Bu dönemde sınava hazırlanmak kolay değildir, hele yetişkinlerin bile çok kaygılı olduğu karantina döneminde bu iyice zorlaşmış durumdadır. Bu kırılgan dönemde gençlerin en ihtiyaç duyduğu şey kendilerine güvenilmesidir. Sınav ile ilgili uyarılar yapılırken bunu unutmamak ömür boyu sürecek olan ilişkiler için çok önemlidir.

Kaygıdan uzak günler dilerim.

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 15 Mayıs 2020 at 10:22

    Nalan ablacım merhaba,
     
    Ben başlarda evde çalışırken çok zorlandım çünkü normalde hep kütüphanede çalışırım. Çıt çıksa dikkatim dağılır her ne işle meşgulsem. Yani aşılması gereken bir durum evet biliyorum ama… Geçenlerde düşündüm de bu sefer de evde çalışmaya çok alıştım, okul açılsaydı ne yapacaktım acaba dedim.
     
    Ben lise iki öğrencisi olduğum için sınav kaygım bir son sınıf öğrencisi kadar yok elbette. Ancak normalde de çok stresli bir insan olduğum için hazırladığım programa uymazsam kendime baya kızıyorum. Uymaya çalışıyorum dolayısıyla. Ama sürekli evde aynı ortamda bulunmak da cidden zor. Ben son okul günü, cuma, servisten inip eve çıktım, bir daha da hiç dışarı çıkmadım. Yani evdeki diğer herkes dışarı çıktı birkaç kez ama evhamlı bir insan olduğum için hiç çıkmak istemedim ben ve sonra da yasak geldi zaten. Bir saat sonra ilk defa çıkacağım çok heyecanlı (:
     
    Gerçekten son sınıf olanların işi birazcık zor sanırım. Yani hiç değilse ailesinden hasta olan birileri varsa o öğrenci için sınava hazırlanmak oldukça zordur diye tahmin ediyorum… Bu yüzden keşke sınav tarihi gibi meseleleri birkaç kez değiştirmeyip işlerini daha da zorlaştırmasalardı…

    • Cevapla Nalan Erpolat 15 Mayıs 2020 at 11:04

      Merhaba Sudecim, evet son değişiklikler olumsuz etkileyebilir ama hayatta bizler için önemli olan mevcut durumla başa çıkabilmek. Yüksek moral her şeyin ilacı. Bugünler geçecek. Çok öpüyorum seni. Yorumun için de çok teşekkürler.

  • Cevapla Çiğdem Meral 15 Mayıs 2020 at 21:09

    Üniversiteye hazırlanan çocuk ebeveyni olarak hislerimize tercüman oldun. İnşallah bu süreci de hayırlısı ile atlacağız. Kalemine sağlık arkadaşım.
     
    Sevgiler…

    • Cevapla Nalan Erpolat 16 Mayıs 2020 at 09:54

      Çok güzel sonuçlar olacak Çiğdemcim. Yorumun için çok teşekkür ederim canımmm.😘

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan