Biraz Kitap

Düzülke

19 Mayıs 2020

Kitap: Düzülke | Yazar: Edwin A. Abbott | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Düzülke | Edwin A. Abbott

Düzülke, içinde yalnızca düz çizgilerin, üçgenlerin, karelerin, beşgenlerin, altıgenlerin ve çokgenler ile dairelerin bulunduğu iki boyutlu bir ülke. Bu ülkeyi bize ülkenin kare sakini anlatıyor.

Bu ülkede kadınlar düz çizgi. Askerler ve en alt sınıf işçiler ikizkenar üçgen. Orta sınıf eşkenar üçgen. Serbest meslek sahipleri kare ya da beşgenlerdir. Soylular, altıgen ve daha çokgen. Rahipler de daire olarak en üstün sınıf.

Erkek çocuk, babasından bir fazla sayıda kenara sahip olabiliyor, böylece bir karenin oğlu beşgen, bir beşgenin oğlu altıgen olabiliyor. Kenar sayısının ve açı derecesinin artması sınıf atlamak anlamına geliyor.

Kadınlar

Kadınlar düz çizgi olarak kıt zekalı görülüyor. Sivri uçları nedeniyle ölümcül olabildikleri için sıkı kurallarla işlenmiş yasalara tabii oluyorlar.

Örneğin;

1. Her evin Doğu tarafında, yalnızca Kadınların kullanacağı bir kapı bulunmalıdır; bütün kadınlar, Erkekler kapısından veya Batı kapısından değil, yalnızca bu kapıdan “saygılı ve yakışık alır” bir tarzda girmelidirler.

2. Kamuya açık yerlerde sürekli olarak Barış-çığlığı atmadan dolaşan Kadın ölüm cezasıyla cezalandırılır.

3. Sara, şiddetli hapşırıkla birlikte seyreden soğuk algınlığı veya istemdışı hareketler doğuran herhangi bir hastalığı olduğu usulüne uygun olarak belgelendirilmiş her Kadın derhal yok edilecektir.

“Bazı eyaletlerde, kamuya açık yerlerde Kadınların, arkalarında bulunanlara varlıklarını belli etmek amacıyla geri uçlarını sürekli olarak sağa sola sallamadan yürümelerini veya durmalarını ölümle cezalandıran ilave bir yasa daha vardır; başka bazı eyaletler Kadınların gezip dolaşmaya çıktıklarında oğullarından veya hizmetkarlarından biri ya da kocaları tarafından izlenmesini zorunlu kılmış, bazıları da dinsel bayramlar dışında Kadınlan bütünüyle eve kapamıştır.”

Offff. Kadının adı hiçbir yerde yok 🙁

Ama kadınları bu kadar kısıtlamanın iyi sonuçları olmadığını fark etmişler:

“Zira eve kapatılmaktan ve ev dışındaki kısıtlayıcı kurallardan deliye dönen kadın, bütün hıncını kocasından ve çocuklarından çıkarmaya bakar.”

Tanıma Yöntemleri

Düzülke’nin sakinlerinin birbirlerini tanımak için çeşitli yöntemleri var. İşitme duyusundan yararlananlar var. Ama işitme duyusuyla ayırt etmek “ayaktakımına has bir yetenek olup Aristokratlar arasında pek fazla gelişmemiş.”

Başka bir tanıma yolu olarak dokunmak var. Ama bu da uzun süreli eğitimlerle geliştiriliyormuş.

Diğer tanıma yöntemi görerek tanıma, bu ise sadece üst sınıflarda mümkünmüş.

“Jet sosyetede Dokunarak Tanıma bilinmemekte ve bir Daireye Dokunmak en ağır hakaret olarak görülmektedir.”

Başka Boyutlar

Kare bir gün evdeyken değişik bir şekil görüyor. Bu şekil kendisinin “Küre” olduğunu söyleyip üçüncü boyuttan bahsediyor. İki boyutlu bir ülkede yaşayan ve sadece iki boyut gören Kare, buna inanamıyor. Uzayülke’den geldiğini söyleyen Küre, Kare’ye yükseklik boyutunu anlatmaya çalışıyor:

Küre, Kare’yi ikna edebilmek için onu Uzayülke’ye çekiyor. Kare, buradan Düzülke’yi izleyebiliyor. Her şeyi görebildiği için kendisini Tanrı zannetmeye başlıyor. Çünkü Tanrı her şeyi görendir.

Kare artık ikna oluyor; üçüncü boyutun olduğu bir dünya mümkün.
Hatta Kare bununla yetinmiyor, o zaman dördüncü boyut da vardır, beşinci boyut da vardır, altı, yedi… neden olmasın?

Ve Kare’nin ülkesine dönme vakti geliyor.

Düzülke’ye dönen Kare, gördüklerini anlatma aşkıyla yanıp tutuşuyor. Ama ülkesinde deli/hain/suçlu olarak görülme tehlikesi var. Çünkü ülkede bu konuda konuşma yasağı var:

“Uydurma şeylerle halkı ayartanların, başka bir Dünyadan vahiy aldığını ileri sürenlerin tutuklanarak hapsedilmesini veya idamını emreden Konsey Kararı”

Bunun üzerine çenesini tutmaya karar veriyor Kare. Ama bunda çok da başarılı olamıyor. Anılarında şöyle sesleniyor:

“Bu anıların, nasıl olacağını bilmiyorum, ama bir şekilde, hangi Boyutta yaşarsa yaşasın insanlığın zihnine ulaşacağı ve sınırlı sayıda Boyuta mahkum yaşamaya karşı bayrak açacak asi ruhlu bir kuşağın oluşmasına katkıda bulunacağı umudunu taşıyorum.”

Başka Dünyalar

Kadınlarla ilgili kısımlara canımın sıkılmasını bir kenara bırakarak, etkileyici bulduğum bir hikaye.

Bütün dünyayı sadece kendi gördüğümüz, kendi algıladığımız kadar sanmak bence de çok dar bir bakış açısı olur. Şu an algılayamadığımız başka boyutlar mümkündür diye düşünüyorum.

Peki insanın her bildiği doğruyu her zaman ve her yerde söylemesi iyi bir fikir mi? Öğrenmeye ve anlamaya hazır olmayan insanlara anlatmak ne kadar anlamlı?

Filmi

Filmi de yapılmış kitabın. Animasyon.

https://www.youtube.com/watch?v=ki0mdaxfrf0

İzledim. Ne güzel yapmışlar. Ama bana karmaşık geldi, kitap daha anlaşılır. Ya da ben filmlerden pek anlamıyorum, o yüzden de olabilir.

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan