İnce Mevzu

Hayat Cesurlarındır

7 Mayıs 2020

Yazı: Hayat Cesurlarındır | Yazan: Seda Çağlayan

Olur bazen böyle. Yine oldu. Nereden başlayacağımı kestiremiyorum. Bugün birinden bahsedeceğim size. Bir kadından. Sizin benim gibi bir kadın. Birçoğumuzdan farkı, birçoğumuza göre daha cesur olması. Biraz da geçen hafta yazdığım “Hayallerim, Aşkım ve Ben”in devamı gibi olacak yazdıklarım. Bunu planlamamıştım ama hayat böyle istedi, satırlar ilerlerken neden bu büyük lafı ettiğimi size daha iyi anlatabileceğim.

Kadın

Evet, hikâyemizin başkahramanı bir kadın. Benim 15-16 yaşlarımda tanıdığım, o dönem aynı binada oturduğumuz; çok güzel, çok becerikli, çok sabırlı ve muhtemelen gördüğüm en zarif, en naif kadınlardan da biri. O zamanlar evli, kocaman da iki kızı var. Yaşını kestiremiyorum ama 38-40 civarı olmalı. Hem çok zaman geçtiği için hem akran olmadığımız ve o zamanlar dertleşmediğimiz için yaşananların detaylarını tam olarak canlandıramıyorum zihnimde. Fakat hatırladığım çok net bir şey var ki kadının içinde bulunduğu evlilik mutlu bir evlilik değil.

Başlarda belki de mutlu bir çiftlerdi ama biz birbirimizin hayatlarına denk geldiğimizde manzara çok tatlı değildi. Çok güzel gözleri hüzünlü bakardı çoğu zaman. Umarım beni affeder, umarım haddimi aşmıyorumdur ama hep bir sıkışmışlık, bir çaresizlik sezerdim bakışlarında. Sanki bıraksanız uçup gidecek minik bir serçe gibi heyecanlı ve hevesliydi ama gidememek için ne lazımsa mevcuttu sanki.

Şahane sofralar kurardı. Evin içinde bile her zaman şık giyinirdi. Elleri, parmakları zarif ve güzel uzun tırnakları vardı. Bir de her şeye rağmen güler yüzü ve neşesi.

Yeni hayat

Sonra bir gün, nasıl oldu o süreçleri hiç hatırlayamıyorum gerçekten ama kahramanımız bu mutsuz evliliği bitirmeye karar verdi ya da çok daha önceden verdiği kararını uygulamaya. Sancılı zamanlar geçirdiler ama sonunda başardı. Kendine tatlı, kutu gibi bir ev yaptı ve yeni bir hayata başladı. İşte o noktada bizim de irtibatımız koptu. Uzun yıllar pek haberim olamadı kendisinden. Ara ara ortak uzak tanıdıklardan küçük küçük haberlerini aldım. Sonra, yakın zaman önce yazdıklarımı okuduğunu fark ettim. Ben İnce Mevzu köşesinin yazılarını aynı isimli Facebook sayfamda da yayınlıyorum. Birçok kişi de paylaşıyor, işte bu paylaşanlar içindeki ortak tanıdığımız sayesinde o da okumaya başlamış. Hepsine de güzel güzel, tatlı tatlı, beni yüreklendirecek yorumlar yapıyordu.

Yeniden Aşk

Meğer onun da benim gibi şiire, yazıya, müziğe merakı varmış, meğer o da benim gibi yazıyormuş, söylüyormuş. Bir de meğer o da benim gibi aşkı çok seviyormuş. Ve benim kendisiyle görüşmediğim o zaman içerisinde çok güzel, mis gibi bir aşka düşmüş. Evlenmiş. Kendi tabiriyle “mavi gözlü bir prens”le 21 yıl aynı yastığa baş koymuş.

Ben bu olup biteni fark edince “İşte bu!” dedim kendi kendime. Kadın yaptı, yapmış. Bütün imkânsızlıklara rağmen; sanki böyle bir şeyin hayali bile kurulamazken hayatını yeniden kurgulamış. Mükafat olarak da 21 sene, başladığı ilk gün gibi devam edebilen bir aşk yaşamış. Vay be! İşe bak!

Birlikte yazmışlar, çizmişler. Birlikte şarkılar söylemişler. Elbette herkesin yaşadığı gibi onların da zor zamanları olmuştur ama öyle güzel sevmişler ki birbirlerini, bugüne kadar taptaze gelebilmişler.

Aslında buradan sonrasını anlatsam mı yoksa hazır mutlu sondayken bitirsem mi diye tereddüt ettim. Ama anlatacağım gerisini de. Çünkü zamanı ve hayatı hatırlamak için bundan sonrasını bilmek daha bile önemli.

Şöyle ki; bu birbirine çok güzel bakan, birbirini çok seven iki insandan erkek olanı geçtiğimiz günlerde kaybettik biz. Süregelen bir mücadele döneminden sonra gitmeyi istedi ve gitti. Geride kalan sevgilinin ne kadar kırık dökük olduğunu tahmin edersiniz. O, bu sürecin son zamanlarını bizimle de paylaştı. Yazdıklarını okuduğum her an içimde hissettiğim büyük hüzün ve gidilen yolun varacağı noktayı bilmenin verdiği endişe ile takip ettim günlerce. Çaresiz. Ve çok çok diledim ki Allah’tan, her ikisi için de en kolay, en hafif şekilde yaşansın her şey. Çok zor zamanlar. Her şey çok yeni.

Hayat Cesurlarındır

Hayatın kendilerine verdiği hediye gibi 21 sene. Aşkla, sevgiyle, saygıyla, şefkatle geçmiş 21 sene. Az zaman değil ama yaşları itibariyle aslında tadı damakta kalan, göz açıp kapayıncaya kadar geçen 21 sene bence. Eğer kadın ilk hamleyi yapıp içinde bulunduğu mutsuz ortamdan çıkıp kendine yeni bir hayat kurma cesaretini göstermeseydi asla yaşanamayacak olan 21 mutlu sene.

Hiçbir hediye öncesinde acı çekmeden, bedel ödemeden gelip düşmüyor insanın kucağına. Kendi tahtını ancak kendin yapabiliyorsun. Hayatını gerekirse tırnaklarınla kazıyarak en baştan yapıyorsun. Ama sonunda, tam da benim size geçen hafta yazdığım gibi bir festival bir şölen olabiliyor. Sevgilinle 21 sene aşk ve gerçek anlamda meşk içinde ömrünü geçirebiliyorsun.

Alın Size Gerçek

Ben yazınca ara ara bana bozuk atıyorsunuz; “O işler öyle değil, öyle oturup yazmaya benzemiyor hayatın gerçekleri, göründüğü kadar kolay değil, klavye romantizmi seninki, çok Türk filmi seyrediyorsun, çok Pollyanna’sın ayakların yere bassın” diye.

Alın size hayatın gerçeği. Kanlı canlı yaşanmış bir hikâye.

İki hayat, iki ömür. Alın size gerçek.

Ben size kolay olur demiyorum. Hiçbir zaman demedim.

Ama çok güzel olur be. İnanın çok güzel olur.
 
 
 

Yazının Kahramanına Not:

Biliyorum, bunu da okuyacaksın. Eminim çok eksikler var yukarıdaki paragraflarda. Belki de öncesinde seninle konuşmalıydım ama hiç sırası değil gibi hissettim. Şu an yaşaman gereken bir yasın var. Araya girmek istemedim. Zaten şimdilik bizim bilmemiz gereken kadarı yazıyor yukarıda; hayat cesurlarındır! Teşekkür ederim ömrünle bana da ilham olduğun için.
 
 
 
En derin sevgilerimle,
Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Seda Çağlayan 7 Mayıs 2020 at 14:03

    Yazımızın kadın kahramanından bize mesaj var, aşağıya bırakıyorum:
     
    Hayat Cesurlarındır |  Seda Çağlayan | Facebook Yorumları | 01

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan