Heybemde Öyküler

Ispanak Faydalıdır!

15 Mayıs 2020

Öykü: Ispanak Faydalıdır |Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık

Tezgahın önünde son derece iyi giyimli, güler yüzlü, orta yaşlı bir adam durdu. Jöleli kır saçları arkaya taranmıştı. Gri pardösüsünün içinden kar beyazı gömleği ve itinayla bağlanmış kravatı görünüyordu. Hareket ettikçe, yaşıyla birlikte çillenen beyaz teninden hoş bir sabun kokusu etrafına yayılıyordu. Üzerindeki kıyafetlerinden beklenen bir tavırla, kibarca tezgaha yaklaştı.

“Gözleme ne kadar hanımefendi?”

Hanımefendi lafının getirdiği sorumluluktan bihaber köylü kadın, iri kahve gözleriyle karşısındaki adamı şöyle bir süzüp, gül oyalı yemenisini düzeltti.

“Ne anam? Hangisinden istiyon?” diye bağırdı.

Orta yaşlı adam, hanımefendi tespitinde ısrarcı “Neli gözlemeniz vardı, hanımefendi?” diye sordu.

Bu sefer şalvarını çekiştirerek “Hepsi var anam. Pattesli, ıspanaklı, beynirli” diye yanıtladı kadın.

“Ispanaklı ve peynirli karışık almam mümkün mü acaba, sizi çok yormayacaksam?”

“Ne yorgunluğu, emret yapem!”

“Estağfurullah efendim. Ben şuraya oturup sizi bekliyorum o zaman.”

Köylü kadın bu sefer yüzünde muzip bir ifadeyle “Hay hay anam” diye ekledi.

Pazarın curcunası içinde tezgahın hemen yanındaki plastik masanın etrafına dizilmiş, üzerleri oturulmaktan eskimiş beyaz plastik taburelere baktı adam. Boş birkaç taburenin yanında oturan, önlerindeki gözlemeleri yemekle meşgul birkaç kadın ve adama bakarak gülümsedi.

“Afiyet olsun efendim.”

Bazıları yemeklerinden başını kaldırıp adama başıyla selam verdi. İki kadın ise biraz soğuk da olsa “Teşekkürler” diyerek karşılık verdiler. Adam tezgaha en yakın olan plastik tabureye ilişti. Pırıl pırıl parlayan gözleriyle pazarın iç içe geçmiş kalabalığını izlemeye koyuldu. Renkler ve sesler cümbüşüne ara sıra eşlik eden yemek kokularıyla karışık ter kokuları… Yine de onca sanal şeyin arasında o kadar gerçek, o kadar elle tutulur.

Ve işte tam da bu yüzden insanın içini ısıtan bir hali vardı pazarın. Samimi, bize ait.

Köylü kadın mis gibi kokan gözlemeyi adamın önüne koydu. Ağzı sulanan adam yavaş yavaş yemeye başladı. Adamın yüzü yediği şeyin verdiği hazdan sanki biraz daha aydınlandı. Artık mutluluk tüm hücrelerine yayılmıştı. Çok uzaklarda bir şeyi hayal eder gibi gözlerini kapattı. Pazarı burun deliklerinin izin verdiği ölçüde içine çekti.

Gözlerini açtı ve birden “Ispanak faydalıdır. Hem sebzedir, hem demir” dedi.

Yakınında oturan hanımlar bu yoruma, orta yaşlı adama kibarca gülümseyerek karşılık verdiler. Adam şimdi yemeyi bitirdiği gözlemenin peçetesini plastik tabağa koyup, ağzını kibar, minimal hareketlerle sildi.

“İnsan vücudunda 172 element vardır.”

Yutkundu ve gözlerini tekrar kapattı.

“Ispanak faydalıdır. Hem sebzedir, hem demir.”

Adamın havaya konuşur gibi bir hali vardı. Kendinden çok emin, yumuşak bir gülümsemeyle konuşuyordu. Fakat sanki bir şeyler eksik kalıyordu.

Ben buradayım demeye çalışır gibi adam dediklerini tekrarladı.

“Ispanak faydalıdır. Hem sebzedir, hem demir.”

İnsan düşünmeden edemiyordu; gülümseyen yüzünde pırıl pırıl yanan o gözlerin ardındaki kafayı, ne veya hangi olaylar bu kadar karıştırmıştı. Uzun masanın diğer taburelerinde oturan insanlar yavaş yavaş kendilerinden farklı olan bu adamdan uzaklaşmaya, ona arkalarını dönmeye başladılar. Farklı olana karşı bu bitmez tükenmez alerjimiz, korkumuz… Oysa fark edilmek, cümlelerine karşılık alabilmek için yanıp tutuşuyordu kır saçlı kibar adam. Belki de sırf bu sebepten, ütülü ceketi, kravatı, jöleli saçları ile semt pazarının kalabalığına karışmıştı. Diğer insanların aksine iki cümle alışverişiydi peşinde olduğu. Belki de ne kadar yalnız olduğunu unutmak istiyordu.

Başkalarının hayatlarının kalabalığında kendi hayatının yalnızlığını unutmak istiyordu.

Bir yerlerde bir şeylerin yanlış gittiği ve o pırıl pırıl bakışlı adama dokunduğu çok belliydi. Aslında biraz kaybolmak biraz da kendini bulmak için bu kalabalıktan daha ideali olamazdı. Belki de kendini daha normal hissedebilmek için karışmıştı bu kalabalığa. Normal ne demek ise. Normalin normalliğini kim, nasıl belirliyorsa…

“Ispanak faydalıdır” diye sesini yükseltti bir kez daha. Sesiyle yaptığı çıkışı yavaş yavaş indirerek “Hem sebzedir, hem demir” diye sürdürdü konuşmasını.

Yanında oturan kalabalık ondan uzaklaşmaya devam ediyordu.

“Doğada bulunan tüm elementler insan vücudunda vardır. Kömür bile!” diye söylenmeye devam etti birinin bu cümlelere cevap vermesi için yanıp tutuşan adam.

“İnsan vücudunda 172 element vardır” diye ekledi. Farkedilir farkedilmez ona arkasını dönen, onu farketmemiş gibi yapan kalabalığın ortasında “Doğadaki tüm elementler insan vücudunda vardır” diye tekrarladı. Sahip olduğu farklılık ne ise onlara bulaşmasın diye kendinden uzaklaşan insanları o da farketmemiş gibi yaptı.

İnsan ister istemez düşünüyordu bir insanı böyle yalnızlaştırıp, farklılaştıran ne olabilir diye. İnsanların bulaşıcı bir hastalık gibi kendisinden kaçmasına, çekinmesine sebep olan farklılığı neydi bu kır saçlı, iyi giyimli adamın.

Kendi kendine biraz da yüksek bir ses tonuyla “Doğadaki tüm elementler insan vücudunda vardır” demesi mi? E doğadaki tüm elementler insan vücudunda yok muydu ki? Bu kadar kolay mıydı toplumdan dışlanmamız. Bu kadarcık bir farka karşı bile olmayan toleransımız.

Gülen gözleri ile kabul edilmeyi bekleyen kır saçlı adam tekrar etti; “Ispanak faydalıdır. Hem sebzedir hem demir.”
 
 
Pelin Öncüoğlu Işık

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Jale Akyel 15 Mayıs 2020 at 10:42

    Tebrikler Pelincim. Çok güzel 👌👏

  • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 15 Mayıs 2020 at 20:52

    Jale Hanım çok teşekkür ederim 😍

  • Cevapla Yusuf Duru 16 Mayıs 2020 at 15:42

    Betimlemeler güzel ancak adamla bir başkasını konuşturarak iç halini ve haleti ruhiyesini biraz daha detaylandırmanızı bekledim hikayenin sonuna kadar. Sürükleyici ve güzel bir öykü. Kaleminize, gönlünüze sağlık.

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 16 Mayıs 2020 at 20:27

      Yorumunuz için çok teşekkür ederim Yusuf Bey 😊

  • Cevapla Burak Süalp 18 Mayıs 2020 at 20:21

    Mesaj super ve yazı tam kararında olmuş. Ne uzun ne kısa, ne eksik ne fazla. Şahane…

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 19 Mayıs 2020 at 17:31

      Burakcım çok teşekkürler 🐞

  • Cevapla Seda Çağlayan 6 Ağustos 2020 at 04:42

    Sokakta yaşayan evsiz insanları gördüğüm zaman hissettiğim duygu belirdi içimde okurken. Acıma değil. Ben de hep aynı şeyi düşünüyorum. Ne oldu da böyle oldu? Ne oldu da bu adam sokakta yaşamayı seçti? Aslında hepimize olanlar oluyor ve zaman içinde hepimiz diğerlerine tuhaf gelecek birçok şey düşünüp bazen de uygulamasını yapabiliyoruz ama bunlardan çok az insanın haberi olduğu için biz genelin içinde parmakla gösterilmeden yaşamaya devam ediyoruz. Bu insanların farklılığı bence saflıkları ve maskesiz oluşları. Saf kalpleri diğerlerine fazla geliyor işte…
     
    Sevgilerimle
    Seda

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 6 Ağustos 2020 at 15:53

      Ne güzel yazmışsın. Katılıyorum sana. Saf kalpleri farklılıkları. Ben de sokakta bir evsizle karşılaştığımda onu bu hayata getiren olayları, geride yatanları çok düşünürüm. Aslında bir tesadüfler dünyasında yaşıyoruz. Kimilerinin tesadüfleri onları böyle hayatlara götürüyor işte. Kimilerinin ise daha şanslı tesadüfleri oluyor.

    Cevap Yaz

    %d blogcu bunu beğendi: