Yaşamak Yaratmaktır

Korona Günlerinde Felsefe | 1

1 Mayıs 2020

Yazı: Korona Günlerinde Felsefe | 1 | Yazan: Prof. Dr. Atilla Erdemli

Olur mu? Neden olmasın! Korona “yaşama”ya ne kadar tehdit ise felsefe “yaşama”ya o kadar dosttur ve güç verir. Bakın, Korona nedeniyle bazılarımız düşünmeye, felsefeyi çağrıştıran söylemlere başladılar: Tarihli bir tavırla kendim ettim kendim buldum!… Korona olayı bizim eserimiz!…Yeni bir çağ başlıyor…

Tüm bunlar genel söyleme girdi bile. Birçoğu da kimin suçlu olduğu üstüne kuram geliştiriyor. Falanca ülke, filanca ülke ile birlikte ya da şu ülke şu ülkenin gelişmesini engellemek istiyor vs… vs…

İsterseniz burada biraz duralım ve şöyle düşünelim:

Diyelim ki bir ülke çıkarı için Korona virüsünü yarattı.

O ülkenin arkasında ne var?
Kendi büyük şirketleri var.

Bu şirketlerin arkasında ne var?
Uluslararası şirketler var.

Uluslararası şirketlerin arkasında ne var?
O şirketlere egemen bazı güçler var.

O güçlerin arkasında ne var?
Mızıkçılık etmek yok, düşünmeye başladık ve sürdürmemiz gerekiyor.
En arkadaki, en temel güçlerin ve olası bir tek gücün arkasında ne var?

Buyurun, asıl suçlu orada, nedir o?

Yanıtı benden bekliyorsunuz. Söyleyeyim: Müthiş bir boşluk var. Ürküten bir hiçlik. İnsanoğlunun en büyük kaygısı; yok oluşla, ölümle birleştirdiği ve içinde damla damla duyduğu fakat tanımlayamadığı en önemli sıkıntısı “boşluk” ve “hiçlik”.

İşte Korona oradan; hiçliği duyan, fark eden, onun tüm olumsuzluğunu yaşayan insandan; hiç oluşu yaşayan insandan doğuyor. Korona insan olmanın bir gereği. Başka herhangi bir varlığın hiçliği yaşaması olanaksız.

Korona’dan kurtulmak için savaş veren her bir insan gerçekte bir ölçüde Korona’nın yaratıcısı. Onun için evinizden çıkmayın deniliyor, evinizden çıkmayın ki hiçlik kendisini yiyip bitirsin; kendisinde yok olsun. Bu arada bizi boşluğa, hiçliğe, yok oluşa atacak olan ile biz kendi yaşamamızı ve belki de yeni bir çağı kurabiliriz.

Belki de…. Bu bir umut.

Böyle bir çağın gerektiğini yaklaşık 250 yıl önce Immanuel Kant söylemişti. Kimin umurunda!… Şu pandemiyi atlatalım, kendimizi biraz rahata alalım, bakın göreceksiniz neler neler yapacağız.

İnsan bu…

Bütün dünya şimdilik bu virüsün peşine düştü.

Önlem olarak ve biraz da korku ile sokaklar, caddeler boşaldı. İş yerleri boşaldı. Sinemalar, tiyatrolar kapandı. “Mesafeli Yaşamalar” başladı. İnsanlar sanki kıtlık günlerinde gibi dolapları, rafları doldurmaya baktılar, pek çok kişiye J. Saramago’nun romanı Körlük’te anlattığı türden bir kapış kapış yaşama biçimi egemen oldu. TV Programlarının önemli bölümü Korona’ya ayrıldı; onları izlendikçe dışa vurulmayan kaygılar yerleşik olmaya başladı:

”Ya söylenenden daha uzun sürerse!”

Evde oturmak bir ödev. Kimi devlet başkanları virüsün yayılımını 2. Dünya Savaşı ile birlikte anıp, yeni bir düşmana karşı savaşmaktan söz ediyorlar. Okullar, üniversiteler kapatıldılar. Bu kapanmaların sürüp sürmeyeceği henüz bilinmiyor. Çalışanlara maaşlı/maaşsız izinler veriliyor.

Doktorlar ekranlarda durmadan anlatıyorlar. Korona her tarafta; insanlar onu görmüyorlar fakat o kendisiyle birlikte sinsice yayılan bir başkasını da getiriyor: İnsanların yaşamaya bakışları değişiyor, umutsuzluklar, umarsız girişimler, teknik deyişle insanların psikolojisi bozulmaya başladı. Artık gece ve gündüz yok, yalnızca Korona var; yalnızca Koronalı günler…

Gelin biz yine felsefeye dönelim.

Son zamanlarda bizde bir felsefe düşkünlüğü başladı. Bu olumlu bir gelişme. Herkes felsefenin peşinden koşuyor da bu peşinden koştukları “felsefe” nedir? Pek soran yok.

Heideger soruyu bir biçimde sormuş:
Was ist das die Philosophie?

Heideger‘in sorusunun peşine düşecek değilim. Benim sorunum yaşamak.

Nedir yaşamak?
Nasıl yaşamalıyım?

Korona ya da Kovid 19 benim için bu nedenle anlamlı.

Felsefe yaşamaya dosttur, güç verir demiştim, doğrudur. Felsefe günlük, çıkarcı, faydacı, sırasında barbarlaşabilen olayları o alanları inceleyen bilim insanlarına bırakır; o konular üstüne akıl yürütürken bilim insanlarının verdiği bilgilere dayanır. Felsefe yaşamaya bütün olarak bakar. İnsan içine bulunduğu yaşama koşullarının ne kadar üzerine yükselebilirse o kadar görüp, o kadar anlar ve gücü, isteği o kadar artar, yaşamaya o denli çok sarılır. Felsefenin yaşamaya önemli katkısı bu bilgilenme gücüne dayanır.

İlginç bir gelişme oldu ve bu süreçte kimi değişiklikler kendiliğinden yaşamamıza girdi. Örneğin temizlik. Özellikle ellerin temizliği, el bakımı, ardından doğru beslenme, sonra bolca dinlenme. Amaç bedeni savunmaya hazırlama: Güçlü Beden. Korona Savaşı, bedenimizi savunarak kazanılacak. Burada en önemli organ eller. Eller yaşamamıza hiç farkına varmadığımız biçimde girdi.

Yaşamamızda ellerin yeri nedir?
 
 

Devamı için tıklayınız.

 
 

Dergimizde de yayımlamaya başladığımız, Prof. Dr. Atilla Erdemli‘nin Korona Günlerinde Felsefe yazı dizisinin birinci bölümü, Herkese Bilim Teknoloji Dergisi‘nde 17 Nisan 2020’de yayınlanmıştır. SenVeBen’de yazarımız ve derginin özel izniyle yayınlıyoruz.

 
 
Prof. Dr. Atilla Erdemli

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 1 Mayıs 2020 at 16:21

    Birkaç aylık bir aranın ardından yeniden yazılarınızla dergimizde olduğunuz için çok mutluyum hocam. Özellikle bu yazı dizisini Herkese Bilim Teknoloji Dergisi‘nde okuduğum andan itibaren bizde de yayınlayabilmek umuduyla çok heyecanlanmıştım.
     
    Kucak dolusu sevgiler 🤗❤️

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan