Akıl Tutulması

Satır Aralarında Bipolar | 2

8 Mayıs 2020

Yazı: Satır Aralarında Bipolar | 2 | Yazan: İlhan Vardar

İntihar olgusu ile en yakın ilişkisi olan beyinsel rahatsızlıklar arasında Duygu Durum Bozuklukları birinci sıradadır. Gencimizin mektubunda da anlattığı gibi hasta birkaç kez intihara teşebbüs etmiş, başarılı olamamıştır. Fakat bu her hasta için geçerli değildir. Duygu Durum Bozukluğu olanların %25’inin en az bir kez intihar teşebbüsünde bulundukları ve bu intihar teşebbüslerinden de yaklaşık %15’inin başarıya ulaştığı bilgisi uluslararası istatistiklerde mevcuttur.

İntihar teşebbüsünde bulunmanın bile hasta yakınları için hele hele çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini düşünmek bile istemiyorum.

İntihar 1900’lü yılların ortalarında yaşlı ve yalnız erkeklerde daha sık görülürken 2000’li yıllarda gençlerde sık görülmeye başlamıştır. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) istatistiklerine göre son 45 yılda tüm dünyada intihar hızı %60 oranında bir artış göstermiştir. Dünyada intihar, 15-45 yaş arası ölümlerde, 3. sıraya yükselmiştir. Bu raporlara göre her yıl dünyada bir milyon insan intihar sonucu hayatını kaybetmektedir.

Bu ürkütücü durum karşısında Dünya önlem almaya çalışmakta ne yazık ki ülkemiz bu toplantılara katılmamaktadır.

2007 yılında konu ile ilgili 105 ülke Dublin’de toplanarak konu tartışılmıştır. Daha önce de Dünya Sağlık Örgütü tavsiyelerinden bahsetmiş çok konuda olduğu gibi bunlar da ülkemiz de sümen altı edilmiştir.

Bazı bölgesel araştırmalarda intihara teşebbüsü kadınlarda erkeklerden, çok fazla olduğu halde, ölümle sonuçlanan intiharlarda ise erkeklerin kadınlardan 3 kattan daha fazla olduğu gözlenmiştir.

Bu rahatsızlığın tarihsel sürecine baktığımızda; Hipokrat melankoliyi “Kara safranın beyin üzerindeki etkisi ile ruhun kararması” şeklinde tanımlaması ile ilk kez, akıl hastalığı ile beyin biyokimyası arasındaki ilişkiyi kurmuş olmasına rağmen mani ve melankoliyi ayrı ayrı durumlar olarak farklı insanlarda tanımlamıştır.

2000 yıl önce ise modern İki Uçlu Bozukluk kavramına en fazla yaklaşan ve bunların tek bir hastalığın iki farklı görünümü olduklarından söz eden kişi Hipokrat öğretilerini takip eden Kapadokyalı Aretaeus olmuştur.

18 ve 19. yüzyıllarda akıl hastanelerinin ortaya çıkması, hastaların sistematik olarak incelenmesini sağladı. 1840’ta Esquirol o güne kadar kullanılan melankoli teriminin terk edilmesi gerektiğini ve bu bozukluğun aşırı kederle ilgili bir beyin hastalığı olduğunu söyleyen ilk psikiyatr olmuştur. 1851’de ise Falret İki Uçlu Bozukluğu ayrı bir hastalık olarak ortaya koyan ilk kişidir. 1908’de Emil Kraepelin’in (1856-1926) yazdığı kitapla ve ortaya koyduğu tanı yöntemleri ile dünya bu hastalığı tanıyıp anlamaya başlamıştır. Kraepelin’in tanı yöntemleri bu gün kullanılan ve kabul gören gruplandırmaların %80’ine yakın doğruluktadır.

Halkın bilinçlenmesi, doğru tanı, etkili tedavi ve yeterli destekle birçok beyin rahatsızlığında olduğu gibi bipolar bozukluğu olan pek çok kişinin bu iniş çıkışlarındaki denge sağlanabilmekte, normal üretken bir yaşam sürdürebilmeleri mümkün olmaktadır.

Kanunlarla düzenlenmemiş ve sürekli değiştirilmeye çalışılan özellikle beyinsel rahatsızlıklarda hiçbir düzenlemenin olmadığı sağlık sisteminde yanlış tanı ve tedaviye bağlı olarak artan ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Tedavi edilmediğinde sürekli tekrarladığım alkol ve madde kötüye kullanımı, bozulmuş ilişkiler, kötü iş ve okul performansı, maddi sorunlar ve ciddi boyutta artan intihar riski gibi yıkıcı sonuçları hep birlikte yaşıyoruz.

Özelikle coronavirüs salgını akıl sağlığı dahil olmak üzere yaşamımızı dramatik bir şekilde değiştirdi. Ciddi duygu durum bozukluğu olarak depresyonu tanımlayan semptomlar; endişeli, boş ruh hali, sinirlilik, suçluluk ve kötümserlik duygularını içerir. Depresyon ve kaygı ile zaten mücadele edenlerin durumu, duygularını daha da kötüleştirebilir.

Tabi bu olumsuzlukların nasıl giderilmesi gerektiği konusundaki uyarılar uzmanlar tarafından yapılacaktır. Ama salgından sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bozulan ekonomiyi de ele alırsak intiharların artmasını önlemek konusunda önlemler neler olmalıdır?

Maalesef “Akıl mı kaldı, sağlığını düşüneceğiz” zihniyetinin hüküm sürdüğü ülkede gelecek endişesi daha da ürkütüyor insanı.

Ya da ülkenin bunca ekonomik, siyasal sorunu varken kimin umurunda ülkenin delirmesi mi diyeceğiz?

İlhan Vardar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan