Patikli Seyyah

Ushuaia | Dünya’nın Sonundaki Şehir!

29 Mayıs 2020

Ushuaia | Dünyanın Sonundaki Şehir! | Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık


Arjantin eyaleti olan Tierra del Fuego’un başkenti Ushuaia

Ushuaia | Fin Del Mundo

Fin del mundo: Dünya’nın Sonu

Buraya dünyanın sonu diyorlar, bana daha çok başlangıcı gibi geldi. Sanki herşey ilk kez burada başlamış. Yaşam ancak böyle bir güzelliğin içinden doğmuş olabilir. Uçağımın camından Ushuaia’yı gördüğüm andan itibaren tuhaf bir şekilde kendimi buraya ait hissetmeye başladım. Köklerimi cebime atıp yıllardır sanki bu toprakları bulmak için gezmişim. İlk defa ayak bastığım bu yabancı şehirde hiç de yabancı değilim.

Yazı: Ushuaia | Dünyanın Sonundaki Şehir! | Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık


Ushuaia, Arjantin’in en güneydeki şehri. Diğer birkaç şehirle, Dünyanın en güneydeki şehri unvanı için tartışma halinde olan bir şehirdir. Esasında, Ushuaia’dan daha güneyde yerleşim yerleri olsa da, bunlar askeri üsler olup, sivil bir nüfusa sahip değildirler. –Vikipedi

Ateş toprakları…

Tam da Jules Verne’in tarif ettiği gibi masalsı. Yerkabuğundan kopmak ister gibi hırçın göğe yükselen buzlu dağları yalayan yumuşacık pembe, mor bulutlar. Gün doğumuna defalarca aşık olmuşumdur. Fakat bu seferki bir başka…

Sabahın ilk ışıkları ile bu 57.000 nüfuslu şehrin sessiz, araba geçmeyen sokaklarındayım. Bir gece önce internetten ayarladığım hostelim America Del Sur’un sahibi Marisa beni kapıda bir anne edasıyla karşılayıp, kahvaltıya oturtuyor. Birbirine yabancı grupların yanyana oturduğu kahvaltı salonundaki sessizliğe daha fazla dayanamayıp gözüme kestirdiğim Kolombiyalı bir kızla ahbaplık etmeye başlayalı daha yarım saat olmamıştı ki Marisa’nın aceleci ve oldu bittici tavırları sayesinde kendimizi Valle de Lobos‘a gidip gitmemeyi tartışırken buluyoruz.

Valle de Lobos

Valle de Lobos, yani kurtlar vadisi Ushuaia’nın en güzel doğa parçalarından biri. Kışın husky köpekleri ile çekilen kızaklı turların düzenlendiği vadide yazın ve sonbahar aylarında işaretlenmiş rotalarda yürüyüşler yapmak mümkün. Bugün bizim yapmayı hedeflediğimiz de böyle güzel bir yürüyüş. Hostelimizden bir grup insan ile arazi aracına doluşup Valle de Lobos’a yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuk ile varıyoruz.

Doğal parkın hemen girişinde bir korucu kulübesi var. Kulübeden fazlasıyla ilkel hazırlanmış bir harita alıp, giriş saatinizi koruculara bildirerek yürüyüşe başlayabiliyorsunuz. Yanınıza rehber vermiyorlar fakat girişte isimlerinizi alıyorlar. Geri dönmezsek bizi aramaya geleceklerini bildiğimiz için içimiz rahat. Aynı arazi aracında birlikte geldiğimiz Belçikalı grubun bizi bırakıp ayrı olarak yürüyüşe başlamasına şaşırıp, Anna ile göğe uzanan dallarındaki yaprakları kızarıp sararmaya başlamış ormanın içine dalıyoruz. Elimizdeki pek bir şeye benzemeyen haritamıza güvenemeyeceğimizin farkında olduğumuz için korucunun dediği gibi yukarı çıkmak için mavi işaretli ağaçları takip etmeye başlıyoruz. Mavi işaretli ağaçları takip ediyoruz deyince işimiz kolay sanmayın keza bu mavi plakalar oldukça aralıklı yerleştirilmiş ve zaman zaman plakaları göremediğimiz için içgüdülerimizi kullanmak zorunda kalıyoruz.

Mevsim Güney yarımkürenin sonbaharı olduğu için bir gün önceden ıslanmış koyu kahve toprakların üzerini örten kahvenin ve kızılın binbir tonunda yapraklara basarak, an itibariyle hepi topu 10 kişinin içinde yürüdüğü ıssız vadide tuhaf bir huzur içinde iki kız, irtifa kazanmaya başlıyoruz. Kızılın ve kahvenin bu kadar çok tonu olduğunu bilmeden geçen onlarca yılımıza üzülerek bu yapraktan halıyı geçip kışa girmeden üstündekileri dökmüş çıplak ağaçlarla dolu, ormanın bir başka bölümüne varıyoruz. Sadece kabuklarıyla kalmış bu ağaçlar kasvetli olmaktan çok uzak bir güzelliğe sahipler. Çıplak ağaçlar ormanında bizi etkisi altına alan sade bir estetik.

Çizme Şart!

Çıplak ağaçlar ormanını geride bıraktıktan sonra önümüze çıkan koyu kahve düzlüğü tam da ortasından geçmeye kalkıyor ve Marisa’nın neden bize çizmelerini almamız konusunda ısrar ettiğini daha iyi anlıyoruz. Keza uzaktan koyu kahve gözüken bu düzlük, bataklıktan başka bir şey değilmiş. Doğru yerlere basmazsanız birden dizinize kadar gömülmeniz işten bile değil. Malesef bunu tecrübe ile sırasıyla önce ben sonra da Anna öğreniyoruz. Debelendikçe dizlerimize kadar batıyor ancak birbirimize tutunarak çok sakin ve yavaş hareketlerle içinde bulunduğumuz durumdan kurtulabiliyoruz. Harikulade haritamızdaki uzun çizgilerin hayati bir anlamı olduğunu şimdi anlamış olduk. “Bataklık, dikkat et!” yazsalar daha memnun olurduk.

Esmeralda Gölü

2,5 saatlik bir yürüyüş sonrasında ödülümüz sırtını karlı dağlara dayamış Esmeralda Gölü’nün harika manzarası oluyor. Ekmek, avokado ve kaşar peynirinden oluşan öğle yemeğimizi gölün buzlu yeşil sularına bakan bir kayanın üzerine oturup manzaranın tadını çıkartarak yiyoruz. Yanımıza çekinerek yaklaşan bir şahin öğle yemeği ziyafetimizin bonusu oluyor. Çok az insanın tadına çıkartmak şansına erişebilmiş olduğunu düşündüğümüz bir güzelliğe karşı meyve sularımızı içip o anı kutsamaya çalışıyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


Çoğunluğu koşturmaca içinde geçen hayatlarımızda elmas taneleri kadar kıymetli bu huzur damlalarından mümkün olduğunca biriktirebilmek hayatta yapabileceğimiz en anlamlı şey olmalı diye düşünürken yüzümü güneyin serin rüzgarları okşuyor.

Condor

Artık rotayı öğrendiğimiz için bataklıktan mümkün olduğu kadar uzak durup, vadinin dibinde süzülerek akan nehri takip ederek geri dönüş yoluna koyuluyoruz.Yol boyunca tepemizde bir Güney Amerika Kartalı yani Condor bize eşlik ediyor. Çok az insanın ayakları ile kirlettiği bu doğa parçasını sadece bize ait olan bir sessizliğin içinde gözlerimizle severek yürüyoruz. Gördüğümüz herşeyi mümkün olduğunca bizimle götürebilmek için gözlerimizi bile kırpmaktan kaçınıyoruz.

Vadinin sonuna vardığımızda yorgun ve bol çamurlu ama gördüklerimizden tatmin olmuş durumdayız. Bu gece yataklarımıza, yanlarımızda yepyeni hikayelerle gidiyoruz.

Nerede Konaklayabilirsiniz?

Ushuaia daha ziyade sırt çantalı turistlerin uğrak yeri. Fakat Antartika’ya Ushuaia’dan feribotla geçmek isteyen zengin turistlerin de zaman zaman uğradığı bir şehir. Dolayısıyla her bütçeye uygun konaklama bulmak mümkün. Sizin için 3 tane seçtim. Çok daha fazla seçeneğe internetten ulaşabilirsiniz.

America Del Sur: Bizzat konakladığım için gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim. Sahipleri size müşteri gibi değil evlerinde konukmuşsunuz gibi davranıyor. Fiyata dahil kahvaltının yanında her hostelde olduğu gibi buzdolabı ve mutfak ortak kullanım alanı. Hostelin en büyük sosyalleşme alanı da yemek salonu. Sıcak su, çamasırhane, yatakhane ve özel oda mevcut.

Los Cauquenes Resort/Spa: Kesenin ağzını açacaksanız burası sizin için uygun bir yer. Yalnız keseyi epey açmanız lazım keza bu güzel resortta konaklamanın geceliği 1200 TL’den başlayıp 3200 TL’ye kadar çıkıyor. Fakat Beagle Kanalı’na karşı açık büfe kahvaltı etmenin de bir bedeli olmalı. Otelin hemen arkasında ise Martial Dağları ve Tierra del Fuego Doğal Parkı bulunuyor.

Posada del Fin del Mundo: Çok para harcamayayım fakat kalabalık hostellerde de kalmamayım, azıcık da konforum olsun diyorsanız burası size göre. Tek yıldızlı otel olarak geçiyor. Gecelik oda 2 kişi için 400 tl.

Ushuaia’da ne yemeli?

Ushuaia’yı sırt çantamla çıktığım dört buçuk aylık Güney Amerika seyahatimde keşfettim. Yani kısıtlı bir bütçe ile dikkatli harcama yaparak seyahat ediyordum. Dolayısıyla çoğu zaman marketten aldıklarımı hostelde pişiriyordum. Fakat bazı güzel günlerde kaçamak yapıp kesemin ağızını açıyordum. Ushuaia Antartika’ya en yakın kara noktası. Güney Atlantik Okyanusu’nun ve Güney Okyanusu’nun soğuk sularının kıyısında olduğu için burada dev yengeçler, deniz tarakları, midyeler bulmak mümkün. Burada yemek yiyecekseniz kesinlikle bir deniz ürünleri restaurantını tercih etmelisiniz.

Gece Hayatı

Ushuaia barlar, eğlence yerleri ile dolu bir yer değil. Yerli nufusun yanında buraya yılda 100.000 civarı turist ziyaret ediyor. Çoğu cruise gemileriyle geliyor. Dolayısıyla eğlence olarak gemilerdeki eğlencelere alternatif bir eğlence aramıyorlar. Sırt çantalı gezginlerin çoğunun ise kısıtlı zamanı ve kısıtlı bütçeleri olduğu için eğlence yerlerini tercih etmiyorlar. Fakat her zaman bira içebileceğiniz bir yer bulabilirsiniz. Genellikle insanlar hostellerinde marketlerden aldıkları biralar ile insanlarla sosyalleşerek geceyi geçirmeyi tercih ediyor. Burasının Antartika’ya en yakın kara parçası olduğunu da düşünürsek geceleri sokaklarda dolaşmak zaten çok mantıklı değil.

Mutlaka Yapın!

  • Beagle Kanalında tekne turuna çıkın.
  • Ushuaia’nın uzun damlı evlerini keşfetmek için sokaklarda kaybolun.
  • Tierra del Fuego Doğal Parkı’nda yürüyüşe çıkın.
  • Martial Buzulu’nu görmek için Martial Dağları’nda yürüyüşe çıkın ve Beagle Kanalı’nı yukarıdan izleyin.
  • Buz denizi dev yengeçlerinin tadına bakın.
  • Dünyanın sonundan sevdiğiniz birilerine kart atın.

Yazı: Ushuaia | Dünyanın Sonundaki Şehir! | Yazan: Pelin Öncüoğlu IşıkGittiğim yerlerden aileme kart atmayı çok severim. Bana kalırsa içinde bulunduğum hislerle yazılmış bir iki cümle oradan alınmış bir buzdolabı magnetinden daha çok anlam ifade ediyor. Ushuaia’da öyle yoğun duygular hissettim ki ailemle birlikte kendime de bir kartpostal attım.
 

İşte o kartpostalda yazdıklarım:

 

“Buraya dünyanın sonu diyorlar ama daha çok her şeyin başlangıcı gibi. Öyle bir huzur içindeyim ki kalmak işten bile değil. Kendimi hiçbir yere ve her şeye bağlı hissediyorum. Sanki köklerimi cebime doldurdum ve yürüdükçe kök salıyorum. Hiçbir yere ve her yere ait olmak gibi bir şey bu. Başka başka memleketlerde yurtsuz olmak. Mutluyum!”

 
 
Pelin Öncüoğlu Işık

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Zeynep Mete 29 Mayıs 2020 at 11:58

    “Hiçbir yere ve her yere ait olmak gibi bir şey bu”
     
    İlginç ve kıymetli bir söylem. Belki de gezginlerin felsefesini bir çırpıda özetleyiveren harika bir tespit. Bizleri dünyanın sonundaki/başındaki şehre götüren keyifli satırlar için teşekkürler. 🙂

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 29 Mayıs 2020 at 16:02

      Zeynep Hanım yorumunuz için çok teşekkür ederim 😊 Beni çok mutlu ettiniz.

  • Cevapla Burak Süalp 4 Haziran 2020 at 11:44

    Harika bir yazı olmuş. Kendim gezmiş gibi hissettim. Dünyanın bi’ ucundan supriz bir kartpostal almak kadar güzel bir şey düşünemiyorum. Herhalde haftanın geri kalanını o kartpostalla geçirirdim.

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 4 Haziran 2020 at 13:08

      Burakcım çok teşekkür ederim 🙂

  • Cevapla Kaan Kösemehmet 7 Haziran 2020 at 15:05

    Çok merak ettim Ushuaia’yı. Çok güzel bir yazı olmuş. Duymadığım bir yeri sayenizde öğrenmiş oldum.
     
    Teşekkürler

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 7 Haziran 2020 at 17:51

      Kaan Bey çok teşekkürler güzel yorumunuz için. Size keyif veren bir yazı olabilmişse ne mutlu bana 😊

  • Cevapla Metin Boğaz 7 Haziran 2020 at 15:25

    Keyifli bir yolculuktu… Pelincim, sayende sakin ama merak uyandırıcı, aynı zamanda macera dolu bu kısa yol hikayende beni de yanında götürdüğünü hissettirdiğin için teşekkür ederim.

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 7 Haziran 2020 at 17:49

      Metincim çok teşekkür ederim. Yorumunla çok mutlu ettin beni 😊

    Cevap Yaz