Öteki Meseleler

Kahvehane Ağzıyla Konuşmak | 2

25 Haziran 2020

Yazı: Kahvehane Ağzıyla Konuşmak | Yazan: Hakan Özbek

Yazının birinci bölümü için 👉 Kahvehane Ağzıyla Konuşmak | 1

Diyelim ki elinizde daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir ürün var ve siz bu üründen başka bir ürün çıkaracaksınız; bu ne olurdu? Muhtemelen, o an size makul gelen herhangi bir şey, değil mi?

Türkler kahveyi demleyerek tüketiyordu ve bu elbette Avrupa’da da biliniyordu. Kahvenin hazırlanışı yaygın olmasa da bir gizem de değildi. Yine de Avrupalılar “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” diye düşünmüş olacaklar ki yeni şeyler denemeye karar verdiler. Bu denemelerin sonucunda ise kahvenin bugün geldiği noktada çok büyük bir pay sahibi oldular.

Aslında cappuccino zor bir karışım değildi ve Türkler de bu karışımı kolayca hazırlayabilirdi. Belki az da olsa hazırlıyorlardı, bunu bilemiyoruz ancak o dönem Türkler kahveye süt katmanın cüzzama neden olduğuna inanıyordu. Bu inanç sadece Türkler’e özgü değildi. Türkler’in dışında Hindular arasında da böyle bir inanış vardı.

Diğer yandan Avrupa’da ise süt tüketimi oldukça yaygındı ve bu alışkanlık kahve tüketiminde de devam etti. Sütün kahveye girmesi ile de bu içecek çeşitlenmeye başladı. Bunun ilk örneklerinden biri cappuccino oldu. Bu noktada birbirine benzeyen iki farklı kahve çeşidi vardı:

İtalyanlar’ın cappuccino’su diğeri ise Viyanalılar’ın kapuzineri

Bugün bizim tükettiğimiz cappuccino bir İtalyan tarifi. Çünkü Viyanalı kahvecilerin bir çoğu artık kapuzinerin nasıl yapılacağını hatırlamıyor bile.

Temelde hem cappuccino hem de kapuziner, isimlerini Kapusen tarikatından alıyor. Peki bir kahve neden bir tarikatla bağdaştırılır? Stewart Lee Allen’ın “Kahvenin Hikayesi” kitabında anlattığına göre; Fransisken tarikatının kurucusu Aziz Francisco’nun ruhu, bu tarikata mensup olan Matteo Bascio adında bir keşişi ziyaret edip, tarikatın yozlaşmış olduğundan dert yanmış. Ancak Matteo’nun dikkatini çeken şey ise Aziz Francesco’nun kıyafeti olmuş. Francisco, tarikatın öngördüğü şekilde kare değil, sivri başlıklı bir cüppe giyiyormuş. Bunun üzerine Matteo, Vatikan’a kendisinin de sivri başlıklı cüppe giyme hakkı olduğuna dair bir mektup yazmış ve onun bu isteği Papa tarafından kabul edilmiş. Kabul edilmiş edilmesine ancak bu karar onun Fransisken tarikatından azat edilmesine neden olmuş. Kapusen tarikatı da böyle ortaya çıkmış.

“Kap” kelimesi İtalyanca’da “şapka”, “başlık” gibi anlamlara gelmesinden dolayı bu tarikat Kapusenler olarak anılmaya başlanmış. Cappuccino’nun ise sütle birleşiminde elde edilen rengin bu tarikat mensubu rahiplerin giydiği kıyafetin rengiyle aynı olması ve yine en üstünde bu tarikatın sivri başlığıyla benzer bir köpüğün yer alması cappuccino ile Kapusenleri bağdaştıran noktadır.

Politik bir yiyecek: Croissant

Bugün Hollanda ile bir sorunumuz olduğunda nasıl ki portakal bıçaklıyorsak, geçmiş dönemlerde politik mesaj vermenin en iyi yolu da ekmek yapmaktı.

Osmanlı İmparatorluğu, Viyana kuşatması sırasında şehre girebilmek için tüneller kazıyordu. Kentin açlıkla boğuştuğu o günlerde, gece geç saatlere kadar çalışan fırıncı Peter Wender, bodrum katından gelen seslerin pek de iyiye işaret etmediğini fark edip yetkilileri bu konuda bilgilendirir. Hatta bununla da kalmaz, kendisinin savaşa olan katkısını herkese duyurmak ister ve Türk bayrağındaki hilal figürüne benzeyen, “Pfizer” adında küçük ve yuvarlak bir ekmek yapar.

Peki, bu neden bir Fransız geleneği diye soranlar olacaktır. Hikaye şöyle devam ediyor:

Bu olaydan bir asır sonra Viyana prensesi Marie Antoinette, Fransız Kralı XVI. Louis ile evlendi ve Paris’e taşındı. Henüz 17 yaşında olan ve memleket özlemi çeken Antoinette, fırıncılardan pfizer yapmayı öğrenmelerini istedi. Fransız fırıncılar pfizeri yaparken, Viyanalılar’dan farklı bir şey yaptı; tarife maya ve tereyağı ekledi. Ve böylece Fransızca’da “hilal” anlamına gelen “Le Croissant” ortaya çıkmış oldu.

Lee Allen kitabında kahve-kruvasan ilişkisi için de şöyle diyor;

“Türklerden çalınan kahve ve Türk bayrağıyla alay ederek şekil verilen hamur işiyle yapılan Avrupa kahvaltısı.”

Hakan Özbek

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz