Patikli Seyyah

Ushuaia | Dünya’nın Sonundaki Fener

11 Haziran 2020

Yazı: Ushuaia | Dünya'nın Sonundaki Fener | Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık

Pek çok gezginin Ushuaia’yı seyahat listelerine alma sebebi Beagle Kanalı’dır. Ushuaia bundan çok daha fazlası olsa da herkes gibi ben de bu güzel şehirde yapılacak en büyülü şeylerden birinin Darwin ve Jules Verne’in izinden Beagle Kanalı’nda keşfe çıkmak olduğunu düşünüyorum.

Ushuaia’da Beagle Kanalı turlarını her yerden ayarlamak mümkün. Hemen hemen her hostel bu ve benzeri turlar için tur şirketleri ile anlaşmış olduğundan şehir merkezine inmeden hostelinizden tur ayarlayabilirsiniz. Biz vakit gibi kutsal bir şeye sahip olduğumuz için bizzat Ushuaia limanına inip tek tek acentalarla görüşmeyi tercih ettik. Evet hâlâ biz diyorum çünkü Kolombiyalı Anna ile çok iyi anlaştık ve birlikte keşfetmeye devam ediyoruz. Beagle Kanalı turları sabah ve akşam üzeri olmak üzere günde iki defa yapılıyor ve yaklaşık 3-4 saat kadar sürüyor. Turumuz akşamüstü 15:00’da başlayacağından Ushuaia’nın kuru soğuk sokaklarında dolaşmak için bolca vaktimiz var.

Ushuaia 57.000 nüfuslu küçük bir şehir ve dünyanın en güneyinde yer alan şehir olarak kabul ediliyor.

Bu sebeple de bir diğer adı Fin del Mundo yani Dünya’nın Sonu. Fakat Ushuaia bir şeylerin sonu olamayacak kadar güzel bir yer. Trafiksiz 3-5 sokağından ara sıra geçen arabalar, uzun Nordik damlı, renkli badanalı, ikişer katlı tahta evler, şehrin arkasında yükselen karlı zirveli, keskin bakışlı dağlar, eteklerinde koyu yeşil ormanlar, önünde uzanan Güney Atlantik Okyanusu ve ardında Güney Okyanusu, sokaklarda gülümseyerek yürüyen insanlar, keskin, sizi hep diri tutan bir hava… İnsan burayı nasıl sevmesin?

Beagle Kanalı

Günün altın saatleri yavaş yavaş yaklaşırken Ushuaia limanından kalkan teknemize binip Beagle Kanalı boyunca yol almaya başlıyoruz. Kanal Güney Amerika kıtasının ucunda bulunan Atlas Okyanusu ve Pasifik Okyanusunu birbirine bağlıyor. Bu doğal kanalın uzunluğu 240 km kadarken genişliği 5 km ve aynı zamanda Şili ve Arjantin ülke sınırlarının bir kısmını oluşturuyor.

Yazı: Ushuaia | Dünya'nın Sonundaki Fener | Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık

Kanal boyunca ilerlerken tarih içinde yol alıyor gibi hissediyorum. 1824 yılında burayı keşfe gelen Beagle gemisini sahilde ateşler yakarak karşılayan yerlileri gördüklerinde Kaptan Fitz Roy ve Darwin’in yaşadıkları heyecanı ben de hissediyorum. Benimki başka keşiflerin heyecanı ama heyecan aynı.

“Beagle gemisi” dediğimi farketmişsinizdir.

Beagle Kanalı ismini Kaptan Fitz Roy’un keşif gemisi Beagle’dan alıyor. Gemide bir önemli şahıs daha var. Charles Darwin. Aslında tıp eğitimi almak için Edinbourg Üniversitesi’ne başlayıp botanik ve jeoloji dersleri almayı tercih eden, sonrasında da babasının zoruyla Christ College’da Teoloji okuyan Charles hayvanlara, biyolojiye ve botaniğe özel bir ilgi duyuyordu. Teoloji okurken botanik ile ilgilenmeye de devam ediyor. Botanik öğretmeni Stevens Henslow, Yeni Dünya’ya yapılacak bir keşif yolculuğuna çıkması ve numuneler toplaması için Darwin’i teşvik ediyor ve onu keşif gemisinin kaptanı Fitz Roy ile tanıştırıyor. O dönemlerde keşif gemilerinde jeofizikçi ve botanikçi bulundurmak gerekli sayılıyordu. Bu sebeple Kaptan Fitz Roy, birlikte dünyanın kaderini değiştireceklerini bilmeden Darwin’i gemisine kabul ediyor.

Beş yıl süren bu yolculukta pek çok kıtadan fakat özellikle Güney Amerika’dan fosil, toprak ve bitki örnekleri toplayıp inceliyor Darwin. Türlerin Kökeni kitabı ve evrim teorisi bu yolculuğun meyvesidir. İnsanlığın kaderini değiştiren bir tanışma ve beraberlikti Fitz Roy ve Darwin’inki. Sahillerinde onları karşılamak için ateş yakmış yerlileri gören Darwin’in günlüğüne yazdığı şekliyle anıyoruz bu toprakları; Ateş toprakları.

Kanal boyunca ilerledikçe kayalarda yüzlerce iri deniz aslanıyla karşılaşıyoruz.

Günün son ışıkları göğü iyiden iyiye pembeye boyarken, tepemizde albatros kuşları uçuyor. Ve önümüzde Jules Verne’in kitabına konu olan dünyanın sonundaki fener, birazdan soğuk denizlerde yol alan kaptanlara rehber olmak için uzakları aydınlatacak.

Teknik olarak bu fener dünyanın sonundaki fener değil, bu fenerden daha güneyde bir deniz feneri bulunuyor. Fakat Jules Verne’in “Dünyanın Sonundaki Fener” kitabına konu olan meşhur kırmızı fener bu olduğu için bu isimle anılmaya devam ediyor.

Tekne turumuzun sonuna doğru kanaldaki adacıklardan bazılarına çıkıp, bitki örtüsünü tanımak için biraz yürüyüş yapıyoruz ve hâlâ bakir bu doğa parçasını bir de karadan takdir etme şansı yakalıyoruz.

Yüzlerimizde tatmin olmuş ifadeler, günün sihri hala üzerimizde. Jules Verne’in masalsı hikayelerinden biriydi, bugün kahramanı olduğum ve kolay kolay unutamayacağım. Anlaşılan Ateş Toprakları daha ikinci günümde ateşini yüreğime düşürdü.

Beagle Kanalı’na ve Ushuaia’ya tepeden bakış, Martial Buzulu tırmanışı

Yazı: Ushuaia | Dünya'nın Sonundaki Fener | Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık

Ushuaia’ya Martial Dağı’na tırmanmadan veda etmemelisiniz. Biz de buradaki son günümüzü Martial Dağı ve Buzulu’na ayırdık.

Güney Yarım Küre’de sonbaharın ilk ayı olduğu için 54. Güney Paraleli’ndeki bu buzula tırmanışın zor olacağını ve muhtemelen kar ve buz yüzünden buzula yeteri kadar yaklaşamayacağımızın farkındayız ama bunların hiçbiri denememizi engelleyemiyor. Bu güzel kasabamsı şehrin arkasında yükselen sivri dişli tepelere çıkıp Beagle Kanalı’nı bir de tepeden takdir etmek istiyoruz.

Martial Buzulu’na tırmanmak için Ushuaia şehir merkezinden yürüyebilir veya 7-8 Arjantin Pezo’su vererek taksi ile gidebilirsiniz. Araçla 15-20 dakika kadar süren yol tırmanırken 45 dakika alabiliyor. Keza buzulun da içinde yer aldığı doğal parkın girişine kadar olan yol oldukça dik. Fiziksel kondüsyonlarımıza güvenip yürüyerek başladığımız bu yola 20 dakika sonra enerjimizi boşu boşuna harcadığımızı anlayarak otostopla devam ediyoruz. Güleryüzlü, yardımsever, cana yakın klasik bir Ushuaialı’nın arabasında sohbet ede ede 10 dakikada parka ulaşıyoruz.

Yürüyüşe Martial Dağları’nın boynunu bir kolye gibi sarmış yoğun bir orman ile huzur ve sükunet içinde başlıyoruz.

Henüz sonbaharın başı olduğu için kar seviyesi az fakat buzlanma için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Orman yerini üzerlerini buz kaplamış kayalık alanlara bıraktıkça zorlanmaya başlıyoruz. Keza yanımızda buzlu zeminlerde tırmanışı kolaylaştıran ekipmanlar olan ne kazma, ne krampon ne de baton var. Kar kalınlığı bileklerimizi 15-20 santim kadar ancak geçiyor fakat buzlu zeminler dik rota ile birleşince tırmanmamızı zorlaştırıyor. Böyle durumlarda hele de önünüzde uzanan daha uzunca bir seyahat varsa doğa ile inatlaşmamak en yerinde hareket oluyor. Biz de rotanın bize sundukları ile yetinip Beagle Kanalına tepeden bakabileceğimiz bir noktaya kadar tırmanmaya devam ediyoruz. Yaklaşık 2 saat karlı, yer yer buzlu ve gitgide dikleşen patikayı takip ederek sonunda Beagle Kanalı’nı ayaklarımızın altına almayı başarıyoruz. Harikulade bir manzara. Bir emek verip de böyle bir manzaraya kavuşmanın dayanılmaz mutluluğu ve hafifliği. Son günlerde bundan daha fazla ne isteyebilirdim ki?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bizim gibi kış gelmeden Martial Buzulu’na çıkmak isteyen bir kaç kişi ile daha karşılaştık. 300 metre kadar ileriden dize kadar kar yoğunluğunun başladığını, ardından Martial Buzulu’na kadar buzlu ve zorlu bir tırmanış olduğunu söylediler. Üzerlerindeki ekipmanlarına rağmen onlar da buz tutmuş kısımın başından geri dönmüşler. Keyfimiz bu kadar yerinde iken daha fazla kendimizi zorlamanın bir anlamı olmadığına karar verip geri dönüş için bu iki arjantinli çocuğun arkasına takılıp inişe başlıyoruz.

Martial Buzulu ve Martial Dağları kışın kayak severler için kayak imkanı sağlıyor. Dağın tepesine çıkan teleferik sadece kış aylarında açık. Yaz aylarında tırmanışın daha kolay olduğu Martial Buzulu’na çıkan patikalar doğa severlerle doluyormuş.

Bugünün bize sunduklarının ağzımızda bıraktığı tatlımsek tadın keyfini çıkartırken bu güzel doğa parçasıyla vedalaşmadan önce onu son kez selamlamak istiyoruz. Doğal parkın girişindeki kafe-restaurantta mola vererek ayaklarımızın altında uzanan Beagle Kanalı’na ve arkamızda yükselen Martial Dağları’na doğru kahvelerimizi yudumluyoruz. Tırmanış ve yürüyüş meraklısı değilseniz Ushuaia’da araba ile gelebileceğiniz en yüksek noktada bulunan bu Cafe-Restauranta gelip bir şeyler yiyip içerken de bu muhteşem manzaranın tadını çıkartabilirsiniz.

Bugünün içine o kadar güzel dakikalar sığdırdık ki zamanı yanıltmamız mümkün oldu. Hayat denen bu zaman deryasından çaldığımız bir kaç avuç suya kafalarımızı gömüp kana kana içtik. Şimdi şiş karınlarımız ile yataklarımıza dönerken bugünden bize kalanları yastık altlarımıza koyup gidilmemiş yolların düşünü kuracağız.

Pelin Öncüoğlu Işık

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Ayşegül Soyalp 11 Haziran 2020 at 18:22

    Pelinciğim, akıcı anlatımın ve resimlerinle şu dönemde en çok özlenen seyahat etme duygusunu yaşattın içimde. Kalemine sağlık 😊

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 12 Haziran 2020 at 00:59

      Ayşegül Hanımmm, çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Sizde güzel duygular uyandirabildiysem ne mutlu bana 🙂

  • Cevapla Burak Süalp 11 Haziran 2020 at 20:19

    Ne güzel bir yolculuk ve ne güzel anlatmışsın. Gidip gelmiş kadar oldum. Yarın bi’ gün soran olursa kendim gitmiş gibi anlatabilirim :))) Ayrıca bir gezgin olarak macera/risk alma dengenize bayıldım. Fotoğraflar da ayrı bir harika. Umarım bir gün benim için de gitmek kısmet olur bu dünyanın sonundaki adını bi türlü söyleyemediğim şehire. (Koyu dindar Kaptan Fitz Roy da sonradan çok pişman olmuş Darwin‘i gemiye aldığına ama geçmiş olsun. Bilim tohumu bi’ toprağa düştüğünde yeşermeme ihtimali yok ki :))) Kalemine sağlık!

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 12 Haziran 2020 at 00:56

      Burakcım, çook teşekkür ederim güzel yorumun için. Gözünde canlandırabildiysem ne mutlu bana. Bir gün oralara gidip bana bir kartpostal atmanı dilerim. ❤

  • Cevapla Pınar Sude Genç 12 Haziran 2020 at 00:13

    Çok güzel anlatmışsınız. Fotoğraflar da çok hoş. (:

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 12 Haziran 2020 at 00:50

      Pınar Hanım çook teşekkürler ❤ Sizin için keyifli bir okuma olduguna çok sevindim 😊

  • Cevapla Savaş Yıldırım 25 Haziran 2020 at 11:12

    Pelincim yine çok güzel yazmışsın, fotograflar da süper. Hem anlatımın ve verdigin bilgilerden hem de fotograflarınla görsel sunumundan büyük keyif aldım. Devamını bekliyoruz, eline sağlık.

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 25 Haziran 2020 at 13:50

      Savaşcım çok teşekkür ederim. Okumak keyif verdiyse ne mutlu bana 😍 Desteğin için ayrıca teşekkür ederim 😊

    Cevap Yaz