Biraz Kitap

Bir Büyücünün Çocukluğu

21 Temmuz 2020

Kitap: Bir Büyücünün Çocukluğu | Yazar: Hermann Hesse | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Bir Büyücünün Çocukluğu | Hermann Hesse

Ne güzel hikayeler var içinde. Mistik bir havası var kimisinin.

Özyaşam Öyküsü

“Jüpiter’in sevecen ışınlarının aydınlattığı yay burcunda doğdum” diye başlıyor özyaşam öyküsünü anlatmaya.

Öğretmenlerle çok iyi geçinemediği bir eğitim hayatı olmuş. Sınıfta kendi suçu olmadığı halde suçlanmış, dayakla itirafa zorlanmış, bu da öğretmenlere güvenini sarsmış. Bu güvensizlik otoritenin her türlüsüne yönelmiş zamanla.

Şair Olmak

Daha on üç yaşında şair olmaya karar vermiş. Hatta “Ya bir şair olacaktım, ya hiçbir şey” diyor.

Ama bunun zorluğunun da farkındaymış. Her mesleğe giden bir yol varken, okulu, eğitimi… vb şairliğin bunun dışında kaldığının bilincinde.

Bir kitabevinde çalışmaya başlamış.

Yirmi altı yaşında ilk kitabını yazmış, bir yazar olup çıkmış.

Savaş Yılları

Savaş yıllarında (1915) pek çok yazar savaştan yana yazılar kaleme alırken o savaş karşıtıymış. Bunu yazdığında çok tepki çekmiş ve adı vatan hainine çıkmış.

Bu durumun şaşkınlığı, üzüntüsü… ardından iç dünyasına yönelmiş:

“Başıma gelenlerin suçunu kendi dışımda değil, içimde aramam gerektiği sonucuna vardım ister istemez. Çünkü şunu iyi görüyordum ki, bütün insanlığı aklını kaçırmış olmakla ve barbarlıkla suçlamaya kimsenin hakkı yoktu.”

Savaşın sona ermesiyle (1919) İsviçre’de münzevi bir hayat sürmeye başlamış.

Resim

Kırk yaşında resim yapmaya başlamış. Ressam olmak için değil, kendisini iyi hissettirdiği için.

“Resim yapmak şahane bir şey, insanı daha neşeli, daha sabırlı yapıyor. Yazı yazdıktan sonraki gibi parmaklarınız siyaha değil, kırmızı ve maviye boyanıyor.”

Resim yapması çevresini memnun etmemiş. Yazarsın sen yazar kal, demişler.

“Benim için pek gerekli, bana mutluluk verecek şöyle hoşuma giden bir şey yapmaya kalkmayayım, herkes rahatsızlık duyuyor bundan, insanın olduğu gibi kalmasını, yüzünü değiştirmemesini istiyorlar.”

Müzik

Müziğe heves ediyor sonra. Operaya eğiliyor ama operada bir Sihirli Flüt yaratamayacağını fark edip vazgeçiyor, büyü ile ilgilenmeye başlıyor.

Büyücü

Evet, büyücü olmaya karar veriyor.

Anne-baba ve dedeleri Hint ve Çin bilgeliğiyle haşır neşirmiş. Yazar da tabii etkilenmiş bunlardan.

Yalnız şöyle bir kısım var, tadımı kaçırdı:

“… genç bir kızı büyü yoluyla baştan çıkarmaktan dava edildim.”

Yetmiş yaşındaymış dava edildiğinde. Davaya konu olay hakkında sadece bunu yazmış. Gerisi tutukevinde resim yapmakla olan ilişkisi.

Dışarıdaki nesneleri değil de kendini değiştirme amacına yönelik bir büyücülükmüş merak saldığı.

Dedesi büyücüymüş. Bilge bir kişiymiş. Pek çok ülkeden insan dedesini tanıyor, onu ziyarete geliyormuş.

Etkilenmiş bu ortamdan.

Kızlarla ilgilenmeye başlaması ile büyücünün çocukluk hikayesini sonlandırıyor.

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan