Genç Kalemler

Çünkü Siz Yıldızlı Birisiniz!

7 Temmuz 2020

* Yazarın Notu: Bu yazıyı, Yoke Lore’den Safe and Sound dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Yazı: Çünkü Siz Yıldızlı Birisiniz! | Yazan: Pınar Sude Genç

“Merhaba bayım!”

Gelen sesle başını arkaya çevirdi. Her gün tam bu saatlerde gelen komşusunun minik kızını görünce sıcak bir tebessüm etti. Güneşin batmasına yakın, gök kubbe turuncuya batırılmış iken bahçesindeki çiçekleri sular, minik kız da başında konuşur dururdu. Kızla sohbetini hemen sonlandırmak istemediğinden çiçekleri olabildiğince yavaş sular, okşar, bazen de sırf bu yüzden içten içe sabaha kadar çiçeklerle meşgul olmak isterdi; fakat her şeyi tadında sevdiğinden, yarım saat kadar oyalandıktan sonra evine girerdi.

“Merhaba.”

“Hava sizce de çok güzel değil mi?!”

“Öyle.”

Havada yazın geldiğini müjdeleyen hoş bir koku ve yüzleri yalayan hafif bir rüzgar vardı.

“Dün hiç konuşmayınca, belki bugün de konuşmazsın diye düşünmüştüm.”

“Dün size biraz sinir olmuştum. Gülmeyin bayım! Hep ben konuşuyorum ama, yalan değil ya? Siz hep dinleyip gülümsüyorsunuz. Gülümsemeseniz benden hoşlanmıyorsunuz sanacağım. E ama annem de dedi, seviyormuşsunuz benimle vakit geçirmeyi, öyle söylemişsiniz ona. İyi de bayım o zaman siz neden hiç anlatmıyorsunuz? Küçüğüm diye beni layık görmüyor musunuz yoksa?”

Adam bir an panik oldu, kaşlarını çattı. Sonra yere çöküp kızın göz hizasına geldi.

“Sana bir şeyler anlatmıyor olmam sana değer vermediğim anlamına gelmez. Herkese karşı böyleyim ben. Elbette seviyorum da seni.”

“Ama bayım bu daha da kötü! Herkesle bir tutuyorsunuz demek ki beni! Sıradan olmak istemem.”

“Hayır hayır öyle demek istemedim. Sen benim özel bir arkadaşımsın. Gerçekten bak.”

Şimdi karşılıklı durmuş birbirlerine tebessüm ediyorlardı. Adam birden kaşlarını çattı, önemli bir şey söyleyecekmiş gibi bir şeyler düşündü ve nihayet konuşmaya başladı:

“Bak siz buraya taşınalı ne kadar oldu; ben hâlâ senin adını bilmiyorum. Sen de benimkini. Sahi her şeyi sorarsın, ismimi hiç mi sormadın annengile?”

“Sormadım. Ben bir isim koydum çünkü size. Hem gerçek adınız ilgilendirmiyor beni. Siz doğmadan koymuşlar, nasıl sizi anlatsın ki! Bence her insanın, kendisini tanıdıktan sonra konulmuş bir isme ihtiyacı vardır. Size koyduğum ismi duymak ister misiniz?”

Kız heyecandan gözleri büyümüş bir şekilde adamın onayını bekliyordu.

“Elbette.”

“Bir dakika, eblette ne demek?”

Adam güçlükle kahkahasını bastırdı, yoksa minik kızı incitebilirdi.

“Elbette, tabii ki demek gibi bir şey. Nasıl ama, güzel kelime değil mi?”

Kız yeni bir kelime öğrenmenin sevincini sindirmeye çalışırken, büyülenmiş bir halde evet anlamında başını salladı.

“Neyse. Hadi bana koyduğun ismi söyle.”

“Açıkçası size direkt bir isim koymadım. Sizi o kadar da tanımıyorum sonuçta. Ama annemgile sizden bahsederken hep yıldızlı amca diyorum. Anlamamış gibi duruyorsunuz. Yoksa duymadınız mı? YILDIZLI AMCA.”

“Duydum duydum.”

“Şaşırdınız o zaman. Size yıldızlı amca diyorum çünkü siz yıldızlı birisiniz! Ah, yine mi anlamadınız beni bayım… Gözleriniz bir çift yıldız gibi olduğu için öyle söyledim. Hadi ama, bunu duyunca sevineceğinizi biliyordum! Sizi ilk defa bu kadar mutlu görüyorum bayım.”

“Ben… Ben, teşekkür ederim… İsmini hâlâ bilmediğimden bir şey diyemiyorum tabii sana.”

Kız biraz düşündükten sonra nihayet konuşmaya başladı.

“Bence siz bana Merkür deyin.”

“Merkür mü, o nereden çıktı? Onu da mı biliyorsun sen…?”

Minik kız tatlı bir şekilde kıkırdadı.

“Annemin en sevdiği gezegen. Ama babam söz verdi diğerlerini de öğretecek bana. Annem neden en çok bu gezegeni seviyormuş biliyor musunuz? Rengi gri ama hiç sıkıcı gözükmüyor, hatta resmen parıldıyor! Biraz hassas bir gezegenmiş, dışarıdan gelen darbelere pek karşı koyamıyor, aldığı darbeler dış yüzeyinde iz olarak kalıyormuş. Kabuğu hem katı hem de kırılganmış. Mantosu eskiden kalınmış ama şu an inceymiş. Çekirdeği kendi boyutuna göre aşırı yoğunmuş. Bayım bu resmen annem! Aslında daha çok şey varmış ama şimdilik bu kadarını anlayabilirmişim.”

“Anladım. Bunları bilmiyordum, teşekkür ederim. Daha çoğunu da kendim araştıracağım.”

Kız çiçeklere yaklaşıp önce koklamaya çalıştı. Gri elbisesi rüzgârda hafifçe havalanıyor, sarı ile kahverengi arasındaki saçları rüzgârla dans ediyordu. Ayakkabısı toprağa girince biraz uzaklaştı, gözlerini kapatıp ellerini çiçeklerde gezdirdi ve büyülenmiş bir halde, ağır ağır konuştu.

“Burada bu şekilde sonsuza kadar kalabilirim…”

Aniden gözlerini açtı ve heyecanlı bir şekilde konuşmasına devam etti.

“Ben annemin kucağında uyuyakalmak üzereyken annem hep böyle fısıldıyor. Bayım size bir şey söyleyeceğim! Gözleriniz bugün daha çok parıldıyor! Sizin için özel bir gün mü?”

“Sayılabilir. Bugün benim doğum günüm.”

“Ah, keşke daha önceden bilseydim! Bugün kaç yaşındasınız?”

“40.”

“Size kırk kez iyi ki doğmuşsunuz dersem belki bir hediye gibi olabilir. İyi ki doğmuşsunuz bayım! İyi ki doğmuşsunuz. İyi ki doğmuşsunuz. İyi ki doğmuşsunuz. İyi ki doğmuşsunuz. İyi ki do- Bayım! Benim ‘iyi ki doğmuşsunuz’ demem çok önemli değil ki. Siz de ‘iyi ki doğmuşum’ diyor musunuz?”

Pınar Sude Genç

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Mehmet Gökcük 7 Temmuz 2020 at 12:31

    Yine incecik yüreğin yansımış bu küçük öyküne…
    Yüreğine, kalemine sağlık Pınar Sude… 👏👏

    • Cevapla Pınar Sude Genç 7 Temmuz 2020 at 12:48

      Çok teşekkür ederim!

  • Cevapla Liyya Beyza Topalbekiroğlu 7 Temmuz 2020 at 13:47

    Seni öykünde bulmak çok güzel Pınar 🙂 ♥️

    • Cevapla Pınar Sude Genç 7 Temmuz 2020 at 15:07

      Liyyaa.. <3

  • Cevapla Ümit Beydağ 7 Temmuz 2020 at 20:37

    Çok beğendim. İlerde daha çok öyküler okumak dileğiyle…

    • Cevapla Pınar Sude Genç 7 Temmuz 2020 at 22:08

      Beğenmenize çok sevindim! Sevgiler.

  • Cevapla Tuğçe 24 Temmuz 2020 at 16:18

    Çok güzel olmuş :))

    • Cevapla Pınar Sude Genç 24 Temmuz 2020 at 21:10

      Beğenmiş olman beni çok mutlu ediyor <3

    Cevap Yaz