Üçüncü Göz

Deniz Karardı

27 Temmuz 2020

Yazı: Deniz Karardı | Yazan: İlayda Oylum Güleryüz

Hüznün resmini bulamadım, yaşananlardı resim.

Filozofun dediği, Ozan Önen’in paylaştığı gibi; “Olanları gördüler, sebebini değil.”

Ben artık içim darala darala yaşamak, görmek, bilmek istemiyorum. Ağırlaşmıyor mu bu koskoca dünya? Yaşananlar dün/ya? Peki dün mü gerçekten? Hali hazırda kaybolan benliğimiz ne kadar uzağa götürebilir bizi? Bugünü unutup nasıl tarih yazabiliriz. Durmadan üzerine yazılan bir sayfada en altta kalan satırı nasıl okuyabiliriz? Okunabilir mi o güzelim isim?

Pınar Gültekin

Güzelim gülüşüne, dehşetin her bir zerresinin karıştığı o güzel kadın. Tanımadığım arkadaşım. Uzaklarda bizi izlerken biz bu karmaşanın içinde nasıl da debeleniyoruz.

Ne söylesek boş, ne söylesek yetersiz ve bu kaçıncı. 2011’den beri olan istatistikler, belirli bir ivme ile artmakta. O artan okun ucu benim kalbime batıyor.

Duyarsız duyarlılık ise canımı en içinden acıtıyor.

Hali hazırda şiddetin her türlüsüne çevremde şahit olduğum için de kendimi sıkışmış hissediyorum. Bir yerlerde bir çığlık atılıyor ve biz bunu havai fişek sanıyoruz. Sandığımızdan daha kötü olan bu Dünya ve coğrafyada, ne yaparsak olur demeden edemiyorum. Çığlıklarım iç organlarımı parçalıyor, ben bir şey diyemiyorum.

“Gidelim buralardan, dayanamıyorum.”

Bu kanlı topraklarda ve zihniyetlerde protesto edercesine yürümüyorum. Bu aralar sadece çırpınırcasına ayak çırpıyorum denizde; hem öfkem hem kızgınlığım çıkıyor gidiyor derinliklere. Karada bastığım yerler ise sadece daha da içeri batan bir kum kalıbı gibi. Kalıp kalıp topraklar acı deposu şimdilerde… Yine.

Suyun dibinden aldığım kumların elimden kayıp gitmesi gibiydi zaman. Ve biz bir kum tanesinin asaletine sahip olamadık, olamıyoruz. Zarar vermeden o akışkanlıkta yaşayaşamadık, yaşayamıyoruz. İnsanlar diyorum ne kötüsünüz. İçinde beyin olan bedenler ne fenasınız. Kimsenin aklına gelmeyen onca şey o zihniyetlerden nasıl da süzülüp eyleme dönüşüyor.

Dehşet

Kelime; “şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu” tüm bunları içinde barındırıyor. Bir Su Pınarı’nın gürül gürül aktığı yaşamı elinden, ruhundan bedeninden alınıyor. Biz ise dehşet içinde kalıyoruz.
Yaşanan travmatik dünyaya bir yenisi daha ekleniyor ve dünya kanıyor, kan kaybediyor.

Yazık, bize kalıyor…

İlayda Oylum Güleryüz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 27 Temmuz 2020 at 17:25

    Sözün bittiği yerdeyiz. Ne yaşama isteği ne bir şeyler söylemek, herşey anlamsız ve çaresiz. O pırıl pırıl parlayan güneş, artık yok. Sadece kısa bir süre sonra unutulacak (maalesef) bir isim kaldı geriye. Çok ama çok üzgünüm ama bir o kadar da isyanlardayım. Yazıklar olsun!

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan