Ay Işığı Yolcusu

Kanatlarım Avuçlarında

28 Temmuz 2020

Yazı: Kanatlarım Avuçlarında | Yazan: Atakan Balcı

Ellerim bir avuç toz ararken köz içinde kanatlarından olmuş bir gökçe iye gibi oturuyorum, ellerim yüzümü gizlerken avuç içlerimde. Yürekler mi kırdım istemeden? Yüreğim kırıldı istemeden, isteyerek kırdılar kimi zaman.

Hayran Gülüşlerim

Sevi içinde yüzüyor, yüzemiyorum, boğuluyorum. Figaro’nun düğününe çağırılmış olan dansçı Esmeralda’yı izliyorum. O korkunç din adamı da izliyor benimle, yanındayım din görevlisi adamın. Esmeralda’nın yanında olmak istiyorum. Esmeralda uzak, dansı Adalar Denizi’ni Akdeniz’le buluşturan kıyılarda. Rossini, onun ezgisi çınlarken diğer kulaklarda, Victor Hugo ile yan yana izliyor hayran gülüşlerimi, ellerimin hayran biçimde, serin bir terleyişle göğe yükselişini.

Dansın İyesi

Tapındığım ışıltıya, tapındığım kıvraklığa, tapındığım, ışığını yüreğimle adımladığım gülüşe, bir gövdenin çizgilerine, sevgiye, tümünden öte, hiç kimsenin görmediği görkemli tinin parıldayışına tüm varlığımla akışını onlar görüyor yalnızca, Rossini ve Victor Hugo, Figaro’nun düğününde. Ve bir ses yükseliyor tüm neşesiyle, bir zamanlar ülkemde yaşamış olan, Etrüks kuzenlerimizin eşsiz torunlarından biri, Pavarotti’nin sesi, seviyi fısıldıyor sağır yüreklere en gür sesiyle. Yalnızca ben duyuyorum, ben ay ışığı yolcusu tinimle Quasimodo ve gözümün görmediği ama beni gören yoldaşlarım Rossini ve Victor Hugo.

Umay Ana’nın Tacı

Poseidon’un üç kollu ucu olan mızrağının başı, Umay Ana’nın tacıdır aslında. Umay Ana’nın tacını görüyorum ellerimde, düşsel ellerimle uzanıyorum Esmeralda’nın güzelim yüzüne, başına, saçlarına. Saçlarının üzerine düşsel bir öpücük kondurur gibi konduruyorum Umay İye’nin izniyle dansın iyesi Esmeralda’mın başının üzerine; ayın karanlık yüzünün, tenlere soğuk özlere sıcak ışıltısını taşıyan bir yıldız gibi parıldıyor sevdam yüreğimde.

Tulpar

Binlerce yıllık ulu bir efsane yaratığı olan Tulpar beliriyor gözlerimin önünde, köse olan ve çoğu kişiye görünmeyen kanatlarıyla ve büyük bir haykırış gibi olan yüreğimin sevdalı atışlarına eşlik edercesine adımlarıyla dansa eşlik ediyor sanki. Tulpar binicisiz yaklaşıyor zarif bir edayla, herkes onu izliyor beklenti içerisinde. Tulpar, altın rengi bir ahalteke Türkmen atı gbi görünüyor ve yavaşça bana, Quasimodo’ya yaklaşıyor. Herkes şaşkın. Tenimde yalnızca Quasimodo’yu görüyorlar, Köroğlu’nu değil. Anlamıyorlar ve anlamayacaklar asla. Herkes şaşkın bakıyor ama üç kişi dışında. Rossini ve Victor Hugo memnuniyet içinde gülümseyerek izliyor olan biteni. Esmeralda ise büyük bir kavrayışı resmeden bakışlarını benden ayırmadan dansını sürdürüyor. Ve ben ayırdına varıyorum ilk kez o anda diğerlerinin asla ayırdedemediği şu gerçeği. Esmeralda’nın gözleri her zaman beni arıyordu dans ederken o balo salonunda. Bana kilitlendikten sonra bir kez bakışları, büyük bir hazla galaksi dolusu yıldız içerirmişçesine ışıldıyor, gözleri, yüzü, teni, tini.

Uçsuz Göklerde

O an anlıyorum ki tulpar beni bekliyor, Esmeralda beni bekliyor. Tulpar’ın kanatları görünmez biçimde sırtında, benim kanatlarım Esmeralda’nın avuçlarında, Esmeralda’nın kanatları bekleyen zamanın içindeki kucaklaşmamızda. Tulpar beni sırtına alıyor ve Esmeralda’ya doğru şaşkın bakışlarla yaklaşıyoruz. Anlamıyorlar ve görmüyorlar da olan biteni aslında yığın. Esmeralda’yla kucaklaşıyoruz ve kanat açıyoruz uçsuz göklere. Bizi gören bir çift gözü duyumsuyoruz ardımızda, Rossini, Victor Hugo.

Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz