Martan'ın Sepeti

Sen Elmayı Seviyorsun Diye

22 Temmuz 2020

Öykü: Sen Elmayı Seviyorsun Diye | Yazan: Zeynep Mete

Şimdi okuyacaklarınız; tutkunun sabırla, umudun inanmakla anlam bulduğunu keşfetmişlere ve sevgide sınır tanımayanlara yazıldı.

Sen Elmayı Seviyorsun Diye | 1

Büyükannem yazları yurtdışında, kışları bizimle yaşardı. Ailenin tüm çocukları onun gelişini dört gözle beklerdik. Yaptığı türlü reçeller gibi tatlı mı tatlı bir dili vardı. Öyküleri ise çocuk zihnimizi kamaştıran zengin bir ışığa sahipti. Akşamüstleri okul dönüşü hazır bulduğumuz çay sofralarına eşlik eden güzel sözleri, bizim için hazırladığı reçelli ekmekleri ve gür bir pınardan dökülürcesine billur sesiyle hepimizi mest ederdi.

Sonra günün büyülü ikinci yarısı başlardı. Büyüklerin telaşlı ve bol kahkahalı akşam hazırlıklarında bizler bir kenarda ödevlerimizi yapar bu koşuşturmacaya çok istesek bile dahil olamazdık. Çünkü kim ödevini yapmaz, ayak altında dolaşırsa akşam yemeğinden sonra başlayan büyükannemin masal şölenine katılamaz, erkenden uykuya gönderilirdi. Bu biz çocuklar için dayanılmaz bir durumdu. Korkudan hepimiz itirazsız ödevlerimizi tamamlardık.

Ben anlatılan masallardan çok masalların sonunda gökten düşen üç elma kısmına bayılırdım.

Büyükanneme gökten neden hep elma düştüğünü sorduğumda; “Elma; dilimleriyle paylaşmak, çekirdekleriyle hayat, renkleriyle neşe, tadıyla şifa, kabuklarıyla niyettir. İlk kez uyuduğun bir evde eğer elmanın kabuğunu hiç koparmadan soyar ve yastığının altına koyarsan,rüyanda geleceğini görürsün!” demişti. Gerçi annem misafir olduğumuz hiçbir evde buna izin vermez “Elma lekesi yırtsan çıkmaz” diye karşı dururdu.

Sonraları sırf merakımı uzun zaman yenemediğimden elma tutkum ve sevgim gittikçe arttı. Hatta çok hasta olduğum ve hiçbir şey yiyemediğim zamanlar annem başucuma gelir, “Bak!” derdi “Sen elma seviyorsun diye baban renk renk elmalar almış. Ben de hoşaflar , elmalı kurabiyeler, tarçınlı elmalı turtalar yaptım. Çay da demledim, hadi kalk, iki lokma ye, yazık değil mi elmaya? İnsan sevdiğine böyle yapar mı?”

Ne kadar hasta olursam olayım kalkıp yerdim bir parça, insan sevdiğine nasıl yaparmış annem görsün diye..

Bir gün cennetten elma yüzünden ayrılmak zorunda kaldığımızı öğrendiğimde ise inanamamıştım. Hemen mektup yazdım büyükanneme; biraz da sitemle; “Eee büyükanne; bu benim sevgili elmam yüzünden kovulmuşuz cennetten, buna ne diyeceksin bakalım?”

Bir süre sonra geldi canım büyükannemin cevabı. Günlerce kokladım mektubu ellerinin mis kokusu sinmişti sayfalara, okumaya kıyamadım önce. Nihayet koku yitmeye başladığında açıp okudum mektubu. Bir sürü güzel şey anlatmıştı. En son satırda “Meleğim” diyordu, “bu elma o elma değil. Sadece isim benzerliği. Hem sen seviyorsun elmayı, o kötü olabilir mi? Kötülük sevginin bilinmediği, barınmadığı, öğrenilmediği, unutulduğu yerlerde yaşar…”

Sen Elmayı Seviyorsun Diye | 2

İnsanın bazı dostları vardır ki canınıza can katmak için bu dünyaya gönderilmiş gibidirler. Görüntüsüyle göz zevkinizi, sözleriyle kalp gözünüzü, davranışlarıyla belleğinizi, uslûplarıyla hayata karşı duruşunuzu temize çekerler. Hele birlikte büyümüşseniz o artık sizin bir parçanızdır. Elbette siz de onun için aynı şeyleri ifade ediyor olmalısınız ki dostluk karşılıksız, sonsuz sürüp gitsin.

Biz ikimiz de yuva kurmayı ve evlat sahibi olmayı denedik hem de bir kaç kez ama olmadı işte. Ne bir başkasının ocağını tüttürebildik ne de birer evlât sahibi olabildik. Sonra karar verdik geçmişe ebeveynlik eden çocuklar olmaya. Geçmişle ve dostluğumuzla yaralarımızı sarmayı başardık. Fakat bir süre sonra onun ailevi sıkıntıları tıpkı bir kabus gibi üzerimize çöktü; bir yıl içinde tüm ailesini birer birer yitirdi.

Yaşlanmış, gözlerindeki hayat ışığı solmuştu.

Ne yapacağımı bilemiyor, elimden geldiğince yanında olmaya ve onu neşelendirmeye çalışıyordum. Böyle günlerden birinde bana, biraz yalnız kalmak istediğini söyleyerek ayağa kalktı ve tam kapıdan çıkmak üzereyken dönüp “Belki de dostluğumuza aşkı da eklemeliydik, acaba hata mı ettik elma kafa? (O bana çocukluğumuzdan beri böyle seslenir)” diye sordu.

Sendeleyip sarsıldım. Nerden çıkmıştı şimdi bu. Sırası mıydı? O yorgun ve üzgündü, ne dediğinin önemi yoktu, kızmadım. Aksine boynuna sarıldım “Yarın konuşalım bunu ciğerim” diyerek yolcu ettim onu.

Gece boyunca uyumadım, neden sonra gün ışırken uykuya dalmışım, kaç saat uyudum bilmiyorum telefon sesiyle uyandım.A rayan ortak avukatımızdı. Gece hastalanmış, durumu kötüymüş. Nasıl gittim hastaneye, nasıl elini elime alıp yatağının köşesine kıvrıldım hatırlamıyorum.

“Korkma elma kafa” dedi. “Sadece geçici bir veda bu, yine buluşacağız.”

Cevap bile veremedim, kısa sürdü konuşmamız, ben geldikten hemen sonra kaybettim onu. İnsan çok sevdiği birini kaybedince yarısı yok oluyor biliyorum yaşadım ama şimdi kalan yarım da gitmişti.

Yaklaşık bir ay kadar sonra avukatımız aradı; “Bir kahve içelim, yapılması gereken şeyler var” diyordu. Gittim bir süre sohbet ettik sonra elime bir anahtar ve bir adres sıkıştırdı. “Uzun zaman önce karar verdi, istemezsen ne yapacağına sen karar vermeliymişsin” dedi.

Bu bilmediğim bir şehirde benim için alınmış bir evdi, reddettim, bir yere bağışlamasını istedim. Avukat itiraz etti, vasiyetinin evi görmem ve öyle karar vermem yönünde olduğunu söyleyince mecburen görmeye gittim evi. Küçük, sevimli ve elma ağaçlarıyla çevrili bir ev karşıladı beni. İçeri girdim, sanki bugün kapısı çekilip gidilmiş gibi temiz ve düzenliydi. Masanın üzerinde ikiye katlanmış bir kağıt vardı, koşup açtım.

“Elma kafa” diyordu, “Sen elmayı seviyorsun diye bahçedeki ağaçlar. Lütfen mutlu ol, olalım. Çünkü sen artık ikimiz için yaşayıp mutlu olacaksın. Bir gün seni almaya geleceğim bu bahçeden, hikâyen henüz bitmedi…”

Sen Elmayı Seviyorsun Diye | 3

Biliyorum bu çılgınlık fakat ben genetik özelliklerimiz gibi anılarımızın da nesilden nesile taşındığına, aynı ruhla bir şeyleri tamamlamak adına tekrar tekrar dünyaya geldiğimize inanıyorum. Size hiç oldu mu acaba? Geçmiş yaşamlarınızdan çok iyi tanıyıp bildiğiniz, sevdiğiniz, şimdiki yaşamınızda ise hiç tanımadığınız, hiç bilmediğiniz, hiç görmediğiniz birinin yanınızda yakınınızda ya da zaman zaman sizden oldukça uzakta olduğunu hissettiniz mi? Onun bir sebepten bu yaşamınızda da size eşlik etmesi gerektiğini, birlikte büyüyüp yaşamanız, yaşlanmanız ve hayatı paylaşmanız için yaratıldığını düşündünüz mü?

Ben düşündüm.

Hatta bir gün onunla karşılaştım bile. Üstelik tüm veriler tutuyordu; onun varlığını yakınımda hissettiğimde hep yakınımda, uzaklarda diye düşündüğümde de uzaklarda olduğunu, başına gelen güzel ya da kötü olayların her birini kalbimde aynı anda hissettiğimi anladığımda tarifsiz mutluluklara kağıttan gemilerle açıldım. Sonra ardı sıra gelen nazlı bekletişler ve hünerli serzenişlerle aslında onun beni hiç mi hiç beklemediğini de anlamış oldum.

Biz ona göre ne yazık ki (!) bir elmanın iki yarısı değildik ve o kendi değişiyle “Havada bulduğunu tavada yiyordu.” Böyle şeylere ne inancı ne de ayıracak vakti yoktu zaten. Oysa ben o sıralar havada bulduklarını pişirdiği tavanın ters çevrilince elmanın diğer yarısıyla nasıl benzeştiğine inandırmaya çalışıyordum hem kendimi hem onu.

Velhasıl her yarım yırtık hikâyenin insana ettiklerinin tüm cefasını elbise yapıp üstüme giyecek kadar cesurken bir gün cesaretim gözümün perdesini de açtı ve onun haklı olduğuna ben de inandım. Nihayetinde “Sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevecek değildi ya.”*

Hayat umut ve sevgiden ibaret. Umut iyi vakit geçirmenizi, sevgiyse size bağışlanan ömrünüz boyunca var olmanızı sağlar.Hadi, eymeyin o güzel başınızı kederle;bir yerlerde hâlâ bir umut ve sizin çoğaltıp yücelteceğiniz sevgiler var…
 
 
Zeynep Mete
 
 

Notlar & Açıklamalar:

* Nazım Hikmet’in Tahir İle Zühre Meselesi şiirine atıf.   ⇡⇡⇡

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 22 Temmuz 2020 at 18:03

    Merhaba Zeynep Hanım;
    İlk defa bu kadar uzun bir yazı okudum -bana göre 🙈- 😀
    Bu gece ilk işim elma alıp yastığımın altına koyacağım 😀
    Bir de bu yazıdan sonra elmaya bakışım değişti.
    Çok beğendim ve sonuna kadar da okudum -bu benim için rekor sayılır🙈-
    Son kısmını çok sevdim.
    Kaleminize sağlık.

    • Cevapla Zeynep Mete 22 Temmuz 2020 at 20:41

      Merhaba Cem Bey;
       
      Yorumunuz için öncelikle çok teşekkür ederim. Beni hem güldürdünüz hem de çok mutlu ettiniz. Evet ben de inanarak yazdım son kısmı.Yarım asrı devirmiş biri olarak; üzüntünün tüm kapıları kapadığını ve hayatı zehir ettiğini deneyimledim daima. O yüzden, diyorum ki ileri bakalım, hep ileri, mutlaka güzel niyetler bir gün karşılık bulacaktır.
       
      Tekrar teşekkürler…

  • Cevapla Pınar Sude Genç 22 Temmuz 2020 at 18:48

    Her zamanki gibi, bu güzel öykülerinizi de çoook beğendim! Hani canınız çok elma çekmiştir, yeşilinden bir tane seçip iştahla bi’ ısırık alırsınız ya, işte öyle okudum üçünü de (: Siz hep yazın, biz hep okuyalım. Sevgiler..

  • Cevapla Zeynep Mete 22 Temmuz 2020 at 20:45

    Sevgili Pınarcığım;
     
    Güzel kuzum, ne mutlu bana gencecik bir kalemdaşım yazdıklarımı keyifle okumuş. Çok teşekkürler tatlım…

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan