Yıldız Tozu

1 Hafta, Biraz da Kilometre | 3

31 Ağustos 2020

Öykü: 1 Hafta, Biraz da Kilometre | 3 | Yazan: Sıla Malik

 

1 Hafta, Biraz da Kilometre 👉🏻 Birinci Bölüm
1 Hafta, Biraz da Kilometre 👉🏻 İkinci Bölüm

 
Kahvaltı için durduğumuz alan beklenmedik şekilde güzeldi. Şanslıydık ki masaların bulunduğu alanın iki yanından da sular akıyor, yeşillikler yokun o gri görüntüsünü çok güzel kamufle ediyorlardı.

İki kişilik gelen kahvaltı ise koca masayı doldurmaya yetmişti. Bana göre bu kadar kalabalığa ve israfa gerek yoktu çünkü çoğunu yiyemeyeceğimiz çoktan belliydi.

Can’a baktığımda gözlerini masada gezdiriyor, acıktığını her halinde belli ediyordu. Çayları doldurduktan sonra bir süre konuşmadan sadece yedik. Yol, stres ve bilinmezlik üçlüsü fark etmesek de bizi gayet acıktırmıştı. Hafif doygunluk hissettiğimde geriye yaslanarak sadece etrafı incelemeye başladım. Kameramı arabada bırakmıştım ancak şu anı ölümsüzleştirmek için neredeyse öğle sıcağıyla kavrulan asfalt otoparka yürüyebilirdim.

Ani bir hareketle yerimden kalktığımda Can’ın soran gözleriyle karşılaştım. Surat ifadesi çok komikti. Gülmeden edemedim.

“Ağaçların gökyüzüyle uyumu çok güzel. Kameramı arabada unutmuşum, alıp geleceğim. Senin istediğin bir şey var mı?”

***

Can başını sallamakla yetindi. O da kendi içinde garip bir huzur hali yaşıyordu. Hiç bilmediği bir kadınla bir hafta geçirecek olma fikri başta korkutsa da şimdi Neşe ona farklı bir izlenim vermişti. Ona güvenebilmek istiyordu. Arkadaşlarının sahteliğine karşın bu yabancının dürüstlüğüne güvenmek istiyordu.

Yeni insanları tanımaya ihityacı vardı aslında onun. Başlangıcı zoraki olmayan insan ilişkilerine, rahatça yapabileceği sohbetlere, içinden geleceği gibi davrandığı ortamlara ihtiyacı vardı. Neşe’de bunu görebiliyordu ya da gördüğüne inanmak istiyordu.

Birkaç dakika sonra elinde kamerasıyla fotoğraf çekerek ilerleyen Neşe’yi gördü. Kendini kaptırmışa benziyordu. Bu kadar soyutlanmayı nasıl başarabiliyordu? İçten içe kıskandığını hissetti. Onun zihninde her zaman onu oyalayan düşünceler olurdu. Kaçmak isteyip kaçamadığı düşünceler…

Neşe ise sonuçlardan memnun bir şekilde döndü masaya. Yüzündeki gülümseyle beraber çektiği fotoğrafları Can’a göstermeye başladı. Fotoğrafları yorumlarken gayet güzel iletişim kurmuşlardı, farkında olmadan.

“Bulutları ve gökyüzünü fotoğraflamayı çok seviyorum. Çocukken bulutları farklı şekillere benzetmeyi de çok severdim. Hatta internette farklı renklerde gökyüzü editleri yaptığım bir fotoğraf sayfam bile var. Tabii kimse benim olduğunu bilmiyor ama olsun. Önemli olan isim değil icraat sonuçta.”

“Niye kimse senin olduğunu bilmiyor sayfanın? Çok güzel fotoğraflar çekiyorsun, adını duyursan bu sektörde ilerleyebilirsin rahatlıkla.”

Neşe’nin takdir edilmek çok hoşuna gitse de burukça gülümsedi.

“Bu zamana kadar gizli tuttum bunu çünkü çevrem çok gereksiz görüyordu. Küçüklüğümden beri kameralara ilgim vardı ancak bunun hep hobi olması gerektiğini söyleyen birr ailem var. Önceliklerim hep farklı olmak zorundaydı. Derslerim, okulum, işim, ailem… Hayallerim, kariyer planımla hep çakışır zaten benim. Ben de kendime böyle bir yol buldum. Kendi paramı kazandığımdan ailem kamera almama pek bir şey diyemedi. Ben de fotoğraf çekmeyi sadece tatillerde yapmaya başladım, derken bugünlere geldi işte. Çok konuştum yine değil mi? Özür dilerim.”

Burukça gülümseyerek sustu Neşe.

Can ise tam tersini düşünüyordu, anlatabilirdi ona her şeyi. Bu yolculuk bunun içindi zaten. Anlatmak, paylaşmak, paylaştıkça hafiflemek. Bu kadar dolmasalar, bunalmasalar bir yabancı arayışına girmezlerdi ki.

“Ne olacak canım! Anlat sorun değil hatta memnun bile oluyorum desem yalan olmaz. Ben senin kadar kolay açılamam ama haberin olsun. Ancak dinlerim seni, iyi bir dinleyiciyimdir. Hem sanırım bu yolculuğun amacı bu, paylaşmak. Yoksa iki yabancı dünyanın en kısa ve sessiz yolculuğunu geçiririz.”

Can’ın kaç saattir ilk defa içten gülümsediğini fark etti Neşe. Bu hoşuna gitmişti. Sürekli suratı asık biriyle nasıl uzun süre yalnız yolculuk yapardı düşünmek bile istemiyordu.

Bir yanı adı gibiydi Neşe’nin çünkü. Bıcır bıcırdı o. Gülerken gözleriyle güler, etrafına da neşe saçardı. Tam o Neşe olabildiği bir zamandayken somurtkan ve ciddi biri onun için felakete balıklama atlamak gibi bir şeydi.

“Ay Can, kaç saattir ilk defa gülümsedin farkında mısın? Bir an için çok korkmuştum gülmeyi bilmiyorsun diye. Ama anlıyorum seni, ben de aç olduğum zamanlarda çok huysuz ve çekilmez oluyorum. Güzel yemek yemeyince de mesela. Güzel yemek demişken, bu kadar yemenin üzerine bir kahve içsek ne dersin? Benden ama içimden geldi.”

Can karşısındaki enerji deposu kadına baktı. Sürekli konuşsa dinleyebilirmiş gibi hissetmişti. Kendi kişiliğim böyle, ciddi biriyimdir demek hiç gelmedi içinden. Bu cevabı vermek Neşe’ye haksızlık olur diye düşündü.

“Açlıktan hiç hoşlanmam ben de. Yemek yapmayı da yemeyi de çok severim. Ortak bir nokta bulabildiğimize sevindim. Kahve çok iyi olur fakat yolda içsek daha iyi. Biraz daha sıcağa kalırsak klima bile etki edemeyecekmiş gibi geliyor.”

Neşe Can’dan gördüğü samimi geri dönüşle içten bir nefes verdi. Çekiniyordu çünkü. Kendin olmak demek garipsenmeyi de beraberinde getirmişti ona. Ancak şu an karşısında onu anlayabilen biri vardı. Anlaşabileceği gibi biri.

Hesabı hallettikten sonra tekrar başladı yolculukları.

Bu sefer direksiyonda Neşe vardı. Can bu arkadaşlığı geliştirmesi gerektiğini düşünüyordu. Gerilmeye gerek yoktu artık. Bir an ortamın ne kadar sessiz olduğunu fark etti. Neşe’den telefonunu açmak isteyerek müzik listesini açtı.

Bu sırada Neşe hem ne yaptığını merak ediyor hem de dikkatini yoldan çekemiyordu.

“Merak etmeyin hanımefendi. Sadece bir insanı tanımanın en hızlı yöntemlerinden biri olan müzik listesini inceleme yöntemine başvurmak istedim. Hem çok sessiz bu yolculuk. Tatile çıkıyoruz sonuçta. Eğlenmek hakkımız değil mi?”

Can’ın yorumuna minik bir kahkaha attı Neşe. Kafasıyla onaylayarak Can’ın listede dolaşmasına izin verdi.

“Ancak baştan uyarayım biraz çorbadır benim listelerim. Kulağa hoş gelen her şeyi dinlerim, ona göre yorumla beni.”

Can ise gördüğü şarkılar karşısında mutluydu. Gerçekten de karışık bir listeydi ancak aynı zamanda ilgi çekiciydi de.

“Karışık çal diyorum o zaman. Şansımıza ne çıkacak bakalım.”

İkisi de memnun bir şekilde onayladı bu fikri.

Bir süre beraber eşlik ettiler şarkılara. Bazılarını Can ilk defa duymuştu, yeni şeyler keşfetmenin zevkini yaşadı. Ancak tam eğlencenin ortasında uygulamadan bir bildirim düştü telefonlarına.

“İlk kaynaşma tamamsa, seçimini yap! Nerede dinlenecek ruhun?”

Neşe biraz yavaşladı, kısa bir an için bilmez gözlerle birbirlerine baktılar. İkisi de karar verememişti bu konuda.

Sahi nereyi istiyorlardı? İhtimalleri düşünürken İzmir tabelasını gördü Neşe. Ani bir karar ve heyecanla sordu.

“Ege’yi keşfe çıkmaya ne dersin? Bir hafta, iki yabancı, farklı duraklar. Güzel olmaz mı?”

Sesindeki istek belli oluyordu. Can da gülümsedi. Haklı olabilirdi. Uygulamaya Ege cevabını verdikten sonra Neşe’nin gülümseyerek gaza başısını seyretti.

Farklı insanlar ve güzellikler keşfetmekten ne zarar gelebilirdi ki? Filmlerde gördüğü gibi bir durumun içindelerdi, film gibi bir macera rotası onlara çok yakışacaktı.
 
 

Devamı için tıklayınız.

 
 
Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Ahmet 31 Ağustos 2020 at 14:58

    Yine her zamanki gibi sürükledin bizi 😉

    • Cevapla Sıla Malik 31 Ağustos 2020 at 15:06

      Beğenmeniz beni çok mutlu etti 🙂 Takipte olduğunuz için teşekkürler 😊

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 2 Eylül 2020 at 17:47

    Merak ve beğeni ile takipteyim.
    Sevgiler.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Eylül 2020 at 22:37

      Ahh Nimet Hanımcım, yorumunuzu görünce çok mutlu oldum. Bir süredir yorumlarınızı almadığımızdan endişelenmeye başlamıştım.
       
      Sevgiler

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 4 Eylül 2020 at 11:25

    Ne kadar zarif ve düşüncelisiniz. İlginize teşekkür ederim.
     
    Aslında hep okuyor, takip ediyorum ama yaşadığımız tatsız günlerde, birkaç kez bir iki satır yazsam bile, hissettiklerimi ifade edemedim sanki ve elim “gönder”e gitmedi. Sadece okumakla yetindim.
     
    Meraklandırdığım için üzüldüm. Daha dikkatli olup, varlığımı hissettireceğim. İnanın, beni çok duygulandırdınız. Kocaman sevgilerimi gönderiyorum.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Eylül 2020 at 17:34

      Ben sizi çok seviyorum. Her şeyin yolunda olmasına çok sevindim.
       
      İçten ve detaylı yorumlarınızı okumak benim için daima büyük keyif oluyor.
       
      Sevgiler

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan