Başucumda Kitap

Anayurt Oteli

13 Ağustos 2020

Kitap: Anayurt Oteli | Yazar: Yusuf Atılgan | Yorumlayan: Kübra Mısırlı Keskin


Anayurt Oteli | Yusuf Atılgan

Anayurt Oteli | Konu

Kitap kahramanımız Zebercet, babasının ölümünden sonra otelin başına geçer. Zebercet oldukça içine kapanık bir yapıya sahiptir. O nedenle insanlarla ilişkisi yok denecek kadar azdır. Bir gün otele, Ankara treninden inen bir kadın gelir. Bir odaya yerleşerek o gece kalır ve ertesi gün tekrar geleceğini söyleyerek otelden ayrılır.

Bu kadından çok etkilenen Zebercet onu beklemeye başlar ama kadın bir daha gelmez. O gelmese de Zebercet kadının odasını kimseye vermez. Kendisi bu odaya girer ve kadının unuttuğu havlusuna sarılarak yatar. Kadınla ilgili aklınca fanteziler uyduran Zebercet her geçen gün daha da saplantılı bir şekilde ona bağlanır. Her gün tıraş olur, güzel giyinerek onu umutla beklemeye devam eder.

Kadının artık gelmeyeceğini anlayan Zebercet otele müşteri almamaya başlar. Bir gün uzun zamandır yapmadığı bir şey yapar ve otelden dışarı çıkar. Meyhanede içer ve Ekrem isimli bir gençle tanışır. Bu gence karşı cinsel olarak yakınlık duyar ama fazla konuşmayan yapısı nedeniyle onu otele davet edemez ve yanından ayrılır. Bu yaşadığı olayla bir erkeğe de ilgi duyabileceği gerçeğini kabullenir.

Cinsel anlamda kendini yanında çalışan yardımcısı kadınla doyurur Zebercet. Yardımcı kadının uykusu o kadar ağırdır ki zebercet ona tecavüz ederken bile uyanmaz. Yine bir gece yardımcı kadına tecavüz ederken onunla sevişmek ister ama kadın yine uyanmayınca bir anda kendini kaybeden Zebercet onu boğarak öldürür.

Zebercet amaçsızca sokaklarda dolaşırken kasaba adliyesinde karısını öldüren bir adamın duruşmasına girer. Adamın yerine kendisini koyarak bir iç hesaplaşmaya gider ve sonunda beklediği ama hiç gelmeyen kadının kaldığı odada kendini asarak intihar eder.

Anayurt Oteli | Yorum

Türk edebiyatının unutulmaz karakterleri arasında yer alır Yusuf Atılgan’ın Zebercet’i. Yalnızlık ve yabancılaşmanın edebiyatımızdaki en görkemli tanığıdır belki de.

Hemen hemen her türlü travmanın ardına gizlenmiş olan aile baskısı Zebercet’in hayatında da kendini gösteriyor. Otelde çalışması için okumasına izin verilmeyen, baskılarla büyümüşlüğün izlerini hayatından hiç silememiş bir çocuk profili çizmiş yazar Zebercet üzerinden.

Yusuf Atılgan’ın ”çok karanlık şeyler yazıyorum herkes şaşıracak” diyerek duyurduğu Anayurt Oteli içerdiği derin buhranlar sebebiyle bu cümlenin hakkını vermiş aslına bakılırsa.

Yusuf Atılgan, yalın üslubu ile birey üzerinden topluma dikkat çekerek eleştirisel bir tavır takınmış Anayurt Oteli’nde. Atılgan, Zebercet’e daha ana rahminde başlattığı dışlanmayı ömrünün son anına kadar yaşatarak, toplumun insan üzerindeki etkisini ve bir bakıma da sonunu nasıl yazabildiğini açıkça gösteriyor eserinde.

Kitap genelde kısa net cümleler kullanılarak kaleme alınmış. Bu durum benim için rahatsız edici olmasa da cümlelerin yalınlığı ve kısalığının (Zebercet’in ağzından anlatılan kısımlar hariç) duygu akışını biraz etkilediğini düşündürüyor bazı okurlar tarafından. Kitapta oldukça fazla iç monologa yer verilmiş ki bence bu ruh halini yansıtmada Yusuf Atılgan’ın başarısının sırrı olmuş.

Kitap aktardığı hisler bakımından bana Albert Camus’un Yabancı adlı kitabını hatırlattı. Zebercet ve Meursault birey toplum uyumsuzluğunu iyi şekilde okuyucuya geçiren karakterlerdi çünkü bana göre.

Kitap 100 Temel Eser arasında yer alırken 2008 yılında müstehcen ifadeler içermesi nedeniyle bu listeden çıkarılmıştır.

Anayurt Oteli 1986 yılında Ömer Kavur tarafından beyaz perdeye uyarlanmış ve 1987 Altın Portakal’da “En İyi Film” ve “En İyi Yönetmen” ödülüne layık görülmüştür. Film için Yusuf Atılgan; “İyi bir film olmuş Anayurt Oteli. Film tam roman değil ama güzel” yorumunda bulunarak kitaplarla filmlerin aynı duyguları aktaramadıklarına dem vurmuş sanırım.

Kitabın beni en etkileyen bölümü de sonundaki intihar sahnesi oldu. Bu sahnedeki şu alıntı aslında tüm hayatın sorgulanış biçimiydi benim açımdan.

“Çırpınarak sallanırken (kendini astığı ipte) kollarını kaldırıp başının üstünden ipi tutmaya uğraştı. (Ne oldu yapmayı unuttuğu bir şey mi anımsadı birden, ya da yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağanını korumak, herşeye karşın sağ kalmak, direnmek olduğunu mu anladı giderayak?) Yoksa bilinçsiz canlı etin ölüme kendiliğinden bir tepkisi miydi bu?”

Bakalım siz ne diyeceksiniz kitabı okuduğunuzda; pişmanlık mı, refleks mi?

Yazar Hakkında

27 Haziran 1927’de Manisa’da doğan yazarın gerçek adı Yusuf Ziya’dır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü okuyan yazar edebiyat öğretmenliği yaptı.

Edebiyata şiir yazarak başlamasına rağmen asıl ününü romanlarıyla kazandı. 9 Ekim 1989 yılında kalp krizi geçirmesi sonucu İstanbul’da hayatını kaybetti.

Eserleri

• Aylak Adam
• Siz Rahat Yaşayasınız Diye
• Canistan
• Anayurt Oteli
• Ekmek Elden Süt Memeden
• Sevgili Halil Kardeş

Keyifli okumalar.

Kübra Mısırlı Keskin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 14 Ağustos 2020 at 22:16

    Yorum gerçekten çok başarılıydı. Merakımı oldukça karşıladı. Olay örgüsü pek ilgimi çekmiyor gibi gelse de psikolojik yönü, okumam için yeterli bi’ sebep diye düşünüyorum. Kitaplığımda bekliyordu, okuyayım o zaman (:

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan