Robotizma

Bu Nasıl Özgürlük?

5 Ağustos 2020

Yazı: Bu Nasıl Özgürlük? | Yazan: İlayda Duman

Çok korkuyorum. İnsanlardan korktuğum kadar başka hiçbir şeyden korkmuyorum. Hep derler ya hani “Allah korkusu” diye bir şeyler. Beni yaratandan bile insanlardan korktuğum kadar korkmadığımı anladım ben bu devirde. Karşıma kaplan da koysalar insandan daha az korkacağımdan eminim.

Özgürüz sanıyoruz fakat bir şeylerden sürekli korkarak yaşıyoruz. Bu nasıl bir özgürlüktür?

Annemin gölgesinden bakıyorum hayata.

Ayrılamıyorum dizlerinin dibinden anacığımın. Korkuyorum insanların bana yapacaklarından. Aslında bizim dönemimize has bir durum değil bunlar. Eski Türk filmlerine bir göz atın, tekrar geriye dönüp. Zengin iş adamı evdeki temizlikçiye, köyün zengini fakirin kızına…

Nelerden bahsettiğimi anlıyorsunuz aslında. Açık seçik kelimeleri kullanmasam da beyinlere öyle bir işlenmiş ki üstü kapalı söylendiğinde bile hemen anlaşılıyor.

Bu hayatta başarılı olabilmek için konfor alanımızdan çıkıp harekete geçmemiz gerektiğini söylerler hep. Yeni insanlar tanımalıyız ve onlardan ne öğrenebilirsek bizim için kardır denildi. Doğru aslında bütün söylenenler fakat söylerken o kadar kolay görünüyor ki dışarı çıkıp yeni insanlar tanımak ve onlardan bir şeyler öğrenmek, sanki hiç kâr amacı güden sahtekar insanlarla karşılaşmayacakmışız gibi. Ne kadar iyi bir insan dediğimiz kişinin bile aslında karşılığında sizden terbiyesizce bir şey beklediğini fark ettiğiniz o anlarda başlarım başarısına da bilmem neyine de diye isyan edip evimize, konfor alanımıza geri dönmek zorunda kalıyoruz.

Başarılı bir kadın olmak daha da zor bu dünyada. Sürekli yaptığınız işe değil de başka bir şeylere bakan insanlar yüzünden ayakları yere kuvvetli basan bireyler olmak zorunda bırakılıyoruz. Mütemadiyen tetikte olmalıyız. Faydalanmaya çalışacak mı benden stresiyle yaşamanın ne demek olduğunu herkes bilemez. Bir şeyler yapmak istersiniz fakat ya yolunuza taş koyarlar ya da sizi rezil ederler. Hır gür çıkmasın diye susarsınız, sustukça tepenize çıkarlar.

Kimse beyninizdeki kıvrımlarla ilgilenmez, herkes bedeninizdeki kıvrımlarla ilgilenir.

Standartların üzerinde bir görünümü olan bir kadın gördüklerinde akıllara gelen meslek türleri bellidir. Moda veya güzellik üzerine bir şeyler olsa gerek ancak kimse mühendis, doktor yakıştırması yapmaz çünkü güzelliğine önem veren bir kadın bu kadar zeki olamaz. Moda ve güzellikle uğraşan kadınların zeki olmadığını asla savunmam. Bunu savunan toplum. Benim gözümde bütün kadınlar zekidir. Tek farkımız zevklerimiz. Kimse farkında değil farklılıklarımızın. Hep aynı kişilere benzememizi istiyorlar ve tuhaftır ki bedenini sergileyerek ünlü olan kadınlara hep çirkin yakıştırmalar yapılır. Peki kaçınız düşündü? Kaç kişi kadınların da bilimle, siyasetle uğraşabileceğini savundu ve onları yüreklendirdi? Güzel bir kadın siyasetçi olmak istese alacağı tepki git mankenlik yap olur bizim çevremizde çünkü güzel olan kadın sadece görüntüsünü sergileyebilir. Kimse ne düşündüğünü, ne bildiğini önemsemez.

Kendimizi özgür sanıyoruz fakat bazen bizler kendi kendimizi kısıtlıyoruz. Kısıtlayanlara izin veriyoruz. Kendi standartlarımızı oluşturmak yerine başkalarının oluşturduklarını aşmaya çalışıyoruz.

Orjinal olun, gerçek olun, güçlü durun. İşte o zaman gerçekten özgür oluruz.

İlayda Duman

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

5 Yorum

  • Cevapla Aykut 5 Ağustos 2020 at 20:57

    Okadar haklısın ki…
    Emeğine, yüreğine sağlık

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 5 Ağustos 2020 at 22:05

    Selam;
    Aslında bu tam da kaynım bana muhabbeti 🙂
    Malesef bizler bu dönemde ayrıştırıldığımız için sesimizi çok çıkaramıyoruz.
    “Aman bana dokunmasın da ne olursa olsun” gibi de biraz.
    Belli başlı şeylere değinmedikçe çok da özgürüz aslında.
    Yazının içersinde demişsin ya aman yoluma taş koymasınlar diye. Oraya katılmıyorum, lütfen herkes ses çıkarsın ki konu ne olursa olsun hatta rezalet çıkacaksa çıksın ki bir daha bunlar yaşanmasın. Neyse söylencek çok şey var ama güzel bir konuya değinmişsiniz umarım böyle böyle herkes gözünü açar ve ne kadar bastırıldığımızı görür ve her bir birey bundan sonra özgür özgür takılır.
     
    Kalemine sağlık

    • Cevapla İlayda Duman 6 Ağustos 2020 at 21:27

      Yolumuza taş koyulduğunda kaostan yorulduğumuz için kimi zaman susarız. Ne kadar yorgun olursak olalım susmamalı fakat bazılarımız baskıdan ve korkudan susmaya devam ediyor. En büyük temennim bastırılan düşünceleri tekrardan görülür bir biçimde hatırlatabilmek 🙂
       
      Teşekkürler.

  • Cevapla Maktel 10 Ağustos 2020 at 01:20

    Öncelikle tebrik ediyorum, gencecik pırıl pırıl bir bireysiniz, bloggersınız 👏 Ancak biraz karamsarlık gözlemledim, kişisel gelişim merakınız olması aslında şunu da yakalamayı gerektirirdi, pozitif ve negatif düşünceler.Hhayatımızdaki her olumsuzluğu bitmez tükenmez görmek yerine, negatif düşünmek yerine, pozitifleri yakalayarak aşabiliriz bir çok engeli.
     
    İnsanlardan korkmak mı?
    Karşı cinsten korkmak mı?
    Başarı bir hedefe ulasmak mı?
    Sürekli güncel kalmak mı?
     
    Her ne konu olursa olsun zeki ve başarılı olmak için bilginin kölesi olmak gerekir.
     
    Esenlikler

    • Cevapla İlayda Duman 12 Ağustos 2020 at 17:42

      Yorumunuz ve görüşünüz için teşekkür ederim ^^
       
      Karamsarlık sezginiz hakkında yanıldığınızı belirtmek isterim. Karamsar değilim sadece toplumda yaşanan durumları kendi bakış açımdan anlatıyorum. Bunlar benim yalnızca düşüncelerim değil, gözlemlerim. Yaşantımda ve çevremde pozitifliğimi korumakla beraber bireylerin hayatlarında yaşadıkları sıkıntıları, düşündüklerine ihtimal verdiğim düşüncelerini yazılarıma aktarıyorum. Bir nevi empati kuruyorum. İlk yazım olan “Bu Bir Aşk Hikayesi Değil” adlı yazımı da okursanız aslında düşüncelerinizde ve benim hakkımdaki izlenimlerinizde değişiklik yaşacağınıza eminim.
       
      Bu yazıda karamsar olan ben değilim. Karamsar olan perspektifinden bakmaya çalıştığım bireyler. Temennim ise onlara ayna tutabilmek.
       
      🙂

    Cevap Yaz