Genç Kalemler

Eğitmeyen Sistemler

4 Ağustos 2020

Yazı: Eğitmeyen Sistemler |Yazan: Pınar Sude Genç

Küçükken okula başlamak için inanılmaz bir heves duyuyordum. Ablam ilkokuldayken, babama beni de okula yazdırması için her gün ağlayarak yalvardığımı hatırlıyorum. Bunun iki sebebi olduğunu düşünüyorum:

1. Ablam okula gidiyor ve ben gitmediğim için eksik kalıyorum. (Nasıl olur?!)
2. Her yerde yazılar var, herkes onları okuyup düşüncelerini dile getiriyor ama ben bunları anlayamıyorum çünkü okuyamıyorum. (Kesinlikle yaşımla ilgili bir sıkıntı yok ama…)

Nihayet okula başladığımda -şimdi ikisini de genel olarak hissedemediğimi söyleyebileceğim- inanılmaz bi’ heyecanım ve hırsım vardı. Okuma yazmayı öğrendikten sonra sınıf öğretmenimizin hızlı okuma yarışmaları yaptığını ve her defasında derece aldığımı hatırlıyorum.

Anlayacağınız, ilk başlarda her şey oldukça güzeldi.

Biraz zaman geçtikten sonra büyük bi’ hayal kırıklığı ile karşı karşıyaydım. Çünkü artık okumayı öğrenmiştim ve sürekli kitap okuyabilirdim fakat her akşam saatlerce başından kalkamayacağım yığınla ödevim oluyordu. Yanlış anlaşılmak istemem, ilkokul öğretmenim karşılaşabileceğim en iyi öğretmenlerdendi ama gerçekten çok ödev veriyordu. Maalesef mükemmeliyetçi bir ailenin mükemmeliyetçi bir çocuğu olarak yetiştiğim için yaptığım her şey “mükemmel” olsun istiyordum.

Deneme sınavlarında hep derece alıyordum ama aldığım her derecenin arkasındaki eziyeti yalnızca ben ve ailem biliyordu. (Hayır zaten ilkokul çocuğunun neyini deniyorsunuz ki.) Tek tesellim, şiir yarışmalarında da dereceler almam ve bunların beni biraz olsun mutlu etmesiydi.

İlkokulda yaşadığım o büyük hayal kırıklığını biraz olsun hissettirebilmişimdir diye umuyorum.

Ortaokul

Ortaokul yıllarımda gerçekten çok mutluydum. Ne okulum sistemin kölesi sıkıcı bir okuldu ne de hocalarımız ruhumuzu emen insanlardı. Arkadaş gibi olduğumuz hocalara sahip olmamız ve okulumun sportif faaliyetlere çok değer vermesi sayesinde her zaman tebessüm ile andığım bi’ dört yıl geçirdim. Sınav senemde de oldukça mutluydum ancak yine de biraz sancılı bir dönemdi. TEOG’a hazırlanıyorduk fakat birden “sınav kalktı” diye bir haber aldık. Elbette inanmamıştım fakat inanan arkadaşlarım için de bir hayal kırıklığı olmuştu çünkü önümüze çok daha zor bir sınav konmuştu. Ve o sınavı öğrenene kadar geçen süreç oldukça yıpratıcıydı çünkü sınav hakkında bilgiler veriliyor, daha sonra o bilgiler de değiştiriliyor ve bu durum, sınava bir ay kalana kadar devam ediyordu.

Yaşadığımız stresi biraz olsun tahmin edebiliyorsunuzdur diye umuyorum.

Olayların asıl patlak verdiği kısım: Lise

Ben liseye başlarken ablam da şehir dışında üniversiteye başlamıştı. Karındaş olduğum insanla yalnızca birkaç ayda bir, tatillerde görüşebileceğim gerçeği suratıma tokat gibi çarpınca, eğitim sistemine karşı yeniden büyük bir nefret ve öfke duydum.

Benim için gerçekten zorlayıcı bir dönemdi. Daha birkaç ay önce LGS’ye hazırlanıyorken, şimdi de hocalarım derste püf noktaları söylerken sık sık TYT ve AYT sınavlarına dair bir şeyler anlatıyorlardı. Eve gittiğimde anneme; birkaç ay önce sınava hazırlanan benle şu an farklı bir sınava hazırlanan benin aynı kişi olduğunu, hiçbir şey değişmemişken bu kadar kısa bir zamanda yeni bir sınava hazırlanmanın saçmalığını anlatmıştım.

Yalnızca anneme değil, birçok kişiye anlattım ve bazı kişiler tarafından “asi, başkaldıran, uyumsuz” gibi etiketler aldım ama açıkçası hiç umursamadım. Çünkü bana bu etiketleri veren kişiler, sistemin yontup tek tip haline getirmeyi başardığı kimselerdi.

Her insanın öğrenme biçimi birbirinden farklıdır.

Kimisi işitsel olarak daha iyi bir öğrenme gerçekleştirirken kimisi için de görsellerle, şemalarla öğrenmek daha kolaydır çünkü görsel zekası daha baskındır. Fakat biz hepimiz, tüm bu farklılıklarımıza rağmen tek tip eğitim alıyoruz ve tek tip sınavlardan geçiyoruz. Bu tek tip sistem, belki görsel zekası çok yüksek bir çocuğu “standarda” uymadığı için eliyor ve kaybediyor.

Kaybediyorlar, kayboluyoruz, fark edilmiyoruz.

Hepimiz farklı yönlerimiz ile muhakkak bir şeylerde çok başarılıyız fakat bu tek tip sistemle çoğumuz kayboluyoruz. Kaybolmamak için zorla tutunan kişiler de kendine has özelliklerini, kendine özel düşüncelerini kaybedebiliyor çünkü bunlara değer verilmediğini görüyor. Sonuç, her türlü büyük bir kayıp.

Daha yeni yeni bir şeylerin ufak adımlarla değiştirilmeye çalıştırıldığını görüyorum. Umuyorum ki bu ufak değişiklikler bir bütün haline gelince kesin ve sağlam kökü olan çözümlere dönüşür.

Çünkü hiçbirimiz kaybedilecek kadar değersiz değiliz.

Bolca sevgilerim ve asla tükenmeyen umutlarım ile,

Pınar Sude Genç

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Mukaddes Genç 4 Ağustos 2020 at 19:06

    👏

    • Cevapla Pınar Sude Genç 5 Ağustos 2020 at 16:19

      🎈

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 5 Ağustos 2020 at 12:28

    Selam;
    Malesef ki Türkiye’de eğitim sistemi bence çökmüş durumda ama yeni nesil o kadar zeki ki bir şekilde başarıyor olacaklar.
    Kalemine sağlık

    • Cevapla Pınar Sude Genç 5 Ağustos 2020 at 16:18

      Merhaba!
      Bence bir çözümün ilk adımı sorunun tespiti, ikinci adımı ise bu sorunu kabullenmeyip değiştirmek için mücadele etmektir. Biz ilk adımı uzun zaman önce attık fakat ikinci adımı henüz tamamlayamadık gibi geliyor bana. Umuyorum ki bir şeyler değişir. Yorumunuz için teşekkür ederim. 🎈

  • Cevapla Tuğçe 5 Ağustos 2020 at 23:18

    Yıllarca beraber yaşadığımız seyleri çok güzel anlatmissin 🙂

    • Cevapla Pınar Sude Genç 6 Ağustos 2020 at 01:32

      Beğenmene sevindim (: Bu sıkıntıları yıllarca seninle beraber yaşamış olmak da durumu daha çekilir kılıyor (:

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan