İnce Mevzu

Kapı

6 Ağustos 2020

Yazı:Kapı |Yazan: Seda Çağlayan

Mavi, eski, ahşap bir kapı.
Kapının bir tarafında bir adam, diğer tarafında bir kadın.
Birbirlerinin nefesini duyacak kadar sessiz ortalık.
Acı oturmuş ikisinin de gözlerine ve elbette ki pişmanlık.
Biri yaptıklarından pişman, diğeri yapamadıklarından.
Kapının koluna aynı anda uzanan elleri var bir de…
Ne yazık ki biri açmak, diğeri ise kilitlemek için uzatıyor ellerini.
Ve kapının kilidinde çevrilen anahtarın sesi belki de o güne kadar duydukları tüm hıçkırıklardan daha acıklı, ne yazık…

Metafor

Bazen olmadık bir anda satırlar beliriyor kafamın içinde. Yukarıdakiler de izlediğim bir dizinin hemen ardından belirmişti. Dizinin son sahnesi olarak çekilmiş olan bu plan bana göre hayatı temsil eden bir metafor aslında. Birinin hayatına girmek için çabalayan birine kapanan kapının tasviri.

Kapı

O ara böyle bir durumun içindeydim, içindeydik.

“Kim kimin hayatına girmek için zorluyor, kim kapıyı kapatıyor?” diye sorarsanız onun cevabını hâlâ bilmiyorum. Zaman zaman ben kilitliyordum kapıyı zaman zaman da o. Ama her iki durumda da tam da yukarıda yazdığım gibi gözlerimize, kalplerimize acı oturuyordu gerçekten. Ne birlikte olabiliyorduk ne de ayrı.

Yalan

Yazdığım her şeyi okuduğu gibi bunu da okumuştu ve bizimle ilgili olumsuz yazdığım her şeye verdiği tepkinin aynısını buna da vermişti: Beğenmedim, olmamış bu, çok sıradan olmuş!

“Gerçeği kabul edemiyorum, kapının dışında kalamıyordum” demiyordu da yazdığıma kusur buluyordu. Sanki inanırmışım gibi.

Aşkın ömrü kaç yıl?

Sonra zaman geçti. Kilitler açıldı. Kapılardan geçildi. Birlikte geçen mutlu zamanlar. Sonra zor zamanlar. Sonra o girilen kapıların eşiğinin dışına atılan adımlar, sonra geri atılan adımlar… Sonrası? Sonrası da bize yakışır şekilde oldu. Ama ben anlatıp da kendimizi övmeyeyim. Sonuçta herkesin aşkı kendine göre biricik. Turgut Uyar’ın dizeleriyle sonlandırayım hikayemizi tam da kendisinin doğum gününde.

Sibernetik
Üç kere üç dokuz eder
Bilirsin,
Birin karesi birdir.
Karekökü de bilirsin.
‘Mutlu aşk yoktur’,
bilirsin…
Ama baharda ya da dışarda,
Sonsuz göğün altında,
aşkın aşkla çarpımı,
garip bir biçimde,
hep sonsuzdur,
karekökü de yoktur…

En derin sevgilerimle

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 6 Ağustos 2020 at 15:23

    Selam Seda;
    Çok güzel anlatmışsın. Allah kolaylık versin, zor işler bunlar bilirim ama ayrılık da sevdaya dair (copy from d.u.)
     
    Klemine sağlık

    • Cevapla Seda Çağlayan 6 Ağustos 2020 at 17:41

      Allah bu yollarda hepimize kolaylık versin. Bazen insanın canı ayrılmak istemeyebiliyor ama şartlar öyle gerektiriyor, ayrı düşüyorsun, işin o kısmı baya bi can sıkıcı. Yoksa valla aşktan yana bir şikayetim yok:)
       
      Teşekkürler takipte kaldığın için.
      Sevgiler

  • Cevapla Emine Aykol 11 Ağustos 2020 at 16:44

    Yaşadığımız, gördüğümüz her şey nasıl benzer. Sanki insan hikayeleri birbirinin içinden geçen çemberleri hatırlatıyor.
     
    Elinize sağlık arkadaşım, çok güzel bir anlatım.

    • Cevapla Seda Çağlayan 13 Ağustos 2020 at 16:02

      Haklısınız, birbirinin içinden geçiyor hikayeler bir şekilde. Hepimiz insanız işte nihayetinde 🙂 Çok teşekkürler yorumunuz için.
       
      Sevgiler

    Cevap Yaz