Biraz Kitap

Kötülüğün Sıradanlığı

4 Ağustos 2020

Kitap: Kötülüğün Sıradanlığı | Yazar: Hannah Arendt | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Kötülüğün Sıradanlığı | Hannah Arendt

Yahudi soykırımında Yahudilerin göç ettirilmesinde ve nakliyesinde görev almış olan Adolf Eichmann’ın yargılanma süreci anlatılıyor kitapta.

Adolf Eichmann

Eichmann aleyhine yazılı delil pek yokmuş. Aleyhine konuşan tanıklar da esasen Eichmann’ı hiç görmemiş, sadece yaşadıkları zulmü anlatmışlar.

Tanıklara;
“Neden karşı çıkmadınız?”,
“Neden trenlere bindiniz?”,
“Siz orada tam on beş bin kişiyken, başınızda sadece birkaç yüz muhafız vardı, neden ayaklanmadınız ya da saldırmadınız?”
diye sorulmuş.

Şaka mısınız? Hem mağdur olmuşum, ölümden dönmüşüm, anamı babamı evladımı kaybetmişim, bir de üstüne bana hesap soruluyor, niye karşı çıkmadın diye.

Yazar buna cevap olarak karşı çıkan Yahudilerinin başına gelenleri örnek vermiş:

“Mahkeme bu gaddarca ve aptalca soruya yanıt alamadı ama, birkaç dakikasını ayırıp Hollanda Yahudilerinin başına gelenleri hatırlamaya çalışan herhangi biri sorunun yanıtını çok rahat bulabilirdi. Bu insanların 1941 yılında, Amsterdam’ın eski Yahudi mahallesinde, Alman güvenlik güçlerinden bir polis müfrezesine saldırmaya cüret etmelerine misilleme olarak 430 Yahudi tutuklandı ve önce Buchenwald, daha sonra da Avusturya’daki Mauthausen toplama kampında kelimenin tam anlamıyla ölümüne işkence gördü. Tek tek hepsi aylar boyunca ölüp ölüp dirildi, Auschwitz ve hatta Riga ya da Minsk’teki kardeşlerine imrenecek duruma geldi.”

Hakimler

Hitler döneminde Almanya’daki 11.500 hakimden 5000’inin Hitler rejiminin mahkemelerinde görev aldığı tahmin ediliyormuş. Sonra adli sistemde temizlik yapılmış. Yine de temizliğe rağmen yazarın dediğine göre Alman mahkemeleri Nazi katliamcılarına “hoşgörülü” davranmış. Çünkü devlet kademelerine getirilenlerin “karanlık bir Nazi geçmişi olmamasına” çok da özen gösterilmemiş.

O dönem “Almanya’da kriminal faaliyetlere ve muamelelere karışmayan tek bir örgüt veya kamu kuruluşu yoktu” diye anlatıyor yazar.

Adli sistemin tarafsız olmasının ne kadar hayati derecede önemli olduğunu anlamak için kaç yıl, kaç devir, kaç nesil, kaç örnek geçmesi gerekiyor acaba?

Savunma

Eichmann savunmasında Yahudilerin öldürülmesiyle ilgisi olmadığını, hayatı boyunca kimseyi öldürmediğini, öldürme emri de vermediğini, dönemin Nazi hukuk sistemine göre yanlış bir şey yapmadığını, fiillerin devletçe işlendiğini, kendisinin üstlerine itaat ettiğini, itaat etmekle yükümlü olduğunu söylemiş. Emir kuluyum, demiş yani kısaca.

Bu onu kurtarmaya yetmiyor.

Bizim kanunumuzda da vardır, “Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.” (Türk Ceza Kanunu m.24/3)

Eichmann görevini yapmasaydı üstleri tarafından öldürülür müydü? Bunu sorgulamış mahkeme. Cevap hayırmış. SS’ten ayrılanlara, istifa edenlere bir yaptırım yokmuş, belki disiplin cezası.
Peki suçun sonuçlarını azaltmak için elinden geleni yapmış mı? Hafifletici neden olabilir, diye bu soru da soruluyor. Bu da hayır.

Etrafındaki insanlar mafya, gangster olmadığı, büyük büyük(!) insanlar olduğu için yaptıklarının yanlış olabileceğini düşünmemiş Eichmann.

Psikolojisi

Psikolojik durumu da değerlendirilmiş. Normal raporu verilmiş.

“Genel itibariyle psikolojik durumunun, eşine ve çocuklarına, annesine ve babasına, kardeşlerine ve arkadaşlarına karşı tavrının normal olduğu, hatta insanların çok hoşuna gittiği” belirtilmiş psikiyatristler tarafından.

Gerçekten de Eichmann, Yahudilerden nefret etmiyormuş, antisemitist değilmiş, beyni de yıkanmamış, kişisel olarak Yahudilerle bir alıp veremediği yokmuş.

Çalıştığı işlerde dikiş tutturamayan Eichmann’a bir gün “Neden SS’e katılmıyorsun?” diye sormuşlar. O da “Neden olmasın?” demiş.

“İşte aynen böyle olmuştu, her şey bundan ibaretti.”

Yazarın dediğine göre Eichmann empati yoksunu.

“Eichmann’ın karakterini belirleyen asıl kusur, herhangi bir meseleye başkasının gözünden bakma konusunda bu kadar beceriksiz olmasıydı.”

Olayları kendince haklılaştırıyormuş.

“Katiller, ‘İnsanlara ne korkunç şeyler yaptım!’ demek yerine ‘Görevlerimi yerine getirirken ne korkunç şeyler görmek zorunda kaldım, bu görevin omuzlarıma yüklediği yük nasıl da ağır diyebiliyorlardı.”

Gerçeklikten kopmuş Eichmann. Bu durumu gerçekten kötü olmaktan daha tehlikeli buluyor yazar:

“Gerçeklikten bu kadar uzak ve bu kadar fikirsiz olmak, belki de insanın bünyesinde bulunan bütün şeytani içgüdülerin vereceği zarardan daha büyük bir yıkıma yol açabilir.”

Eichmann dönemin politik rüzgarına kendini kaptırmış gibi gözüküyor, o dönem Alman toplumunun çoğunluğunun olduğu gibi.

“Eichmann’ın zihniyetine artık iyice kök salmış olan aptallık” diyor yazar bu duruma.

Doğrudur, politik rüzgar insanların iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı ayırt edemez hale gelmesine sebep olabilir.

Eichmann duruşmalarda hep klişe konuşuyor, hatta böbürleniyormuş. Yazar Eichmann’ın hali ve tavrına çok şaşırmış, bunu sık sık dile getiriyor.

“Eichmann’ı ciddiye almak gerekiyordu, ama bu adamı ciddiye almak çok zordu.”

Vicdan

Gerek hakimler, gerek izleyiciler, Eichmann’ın vicdanını sorguluyor ama yazarın da vurguladığı şey, ortada vicdan meselesi olmadığı. Adam tam bir içtenlikle ben ne yapmışım ki kafasında.

Kötülüğün Sıradanlığı

Aptal değildi de fikirsizdi diyor yazar Eichmann için.

Kitabın adı “Kötülüğün Sıradanlığı” da buradan geliyor.

“Terfi etmek için gösterdiği olağanüstü gayreti bir yana bırakırsak, onu harekete geçiren hemen hemen hiçbir şey yoktu. Bu gayret de kendi başına kriminal değildi elbette; bir üstünün yerine geçmek için asla onu öldürmeye kalkmazdı. Eichmann sadece, gündelik dilde söyleyecek olursak, ne yaptığını hiç fark etmemişti.”

Nazi Subayının Paradoksu Spinoza Problemi” kitabında Nazi Partisi’nin ideoloğu Alfred Rosenberg anlatılıyor. O da Eichmann ile benzer şekilde davranıyor yargılanırken. Hatta seviniyor bile kendisini de önemli bulup yargıladıkları için.

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

 
 
 

Editör Notu:

Dergimiz yazarlarından Sadık Aktunç‘un “Kötülüğün Sıradanlığı” kitabından hareketle kaleme aldığı makalelerini de okumak isterseniz tıklayınız.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan