Başucumda Kitap

Satranç

27 Ağustos 2020

Kitap: Satranç | Yazar: Stefan Zweig | Yorumlayan: Kübra Mısırlı Keskin


Satranç | Stefan Zweig

Satranç | Konu

Hikaye New York’tan Buenos Aires’e seyahat eden bir gemide geçer. Gemide dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic de vardır. Mirko Czentoviç satranç dışında konuşmayan, küçüklüğünden beri anlama ve konuşma konusunda zorluk çeken bir gençtir. Küçükken rahip olan babası ile arkadaşlarının oynadığı satrancı izleyerek öğrenmiştir. Zamanla ustalığıyla herkesi etkileyen Mirko Czentoviç Dünya Satranç Şampiyonu olmuştur.

Gemide bulunan petrol zengini iş adamı McConnor satranç şampiyonuna para karşılığı bir oyun teklif eder. Mirko Czentoviç bu oyunu hiç zorlanmadan kazanır. Bunu kendine yediremeyen petrol zengini bir el daha oynamayı teklif eder. Oyuna başlayan ikiliye dışarıdan gelen, Dr. B. adında bir yabancı dahil olur. Yapacağı hamlenin yanlış olduğunu eğer bunu yaparsa birkaç hamle sonra yenileceğini söyleyerek iş adamını yönlendirir. Bu yönlendirmelerle dünya şampiyonu ile berabere kalır.

Bunun üzerine iş adamı Dr. B.’den dünya şampiyonu ile bir oyun oynamasını ister. Ancak Dr. B. 25 yıldır hiç satranç oynamadığını, bunu kabul edemeyeceğini söyler ve hikayesini anlatmaya başlar.

Seneler önce hükümetten gizli işler yaptığı gerekçesiyle tutuklanır ve yıllarca hapishane yerine bir odada tutulur. Odadan sadece sorgu için çıkarılır. Zamanla yalnızlıktan dolayı akli dengesinde problemler olmaya başlar. Bir gün yine sorgu odasına götürüldüğünde bir kitap bulur ve onu gizlice alır. Hücresine geri getirildiğinde kitabın bir satranç kitabı olduğunu anlar. Sürekli bu kitabı okuyarak ezberler ve ekmek içinden yaptığı taşları ile kareli çarşafı üzerinde kendi kendine satranç oynamaya başlar. Bir süre sonra bunlara da ihtiyacı kalmaz ve oyunu akıldan oynamaya başlar. Oyun kendisinde saplantı haline gelir ve tüm zamanını kafasında kendisiyle satranç oynayarak geçirir, öyle ki oyun oynarken aşırı heyecanlanmakta ve yenilince kendi kendine kızmaktadır. Bir seferinde yine aklından satranç oynarken çok sinirlenir ve kendine zarar verir. O günden sonra bir daha satranç oynamaz.

Gemidekilerin ısrarı üzerine Dr. B. dünya şampiyonu ile bir oyun oynamayı kabul eder. Oyunda Dr. B. üstünlük kurunca şampiyon oyundan çekilir ve bir oyun daha oynamak istediğini söyler. Ama oyun başlayınca tekrar sinir krizi geçireceğini anlayan Dr. B. dünya şampiyonunu masada bırakarak orayı terk eder.

Satranç | Yorum

Satranç içinde birçok psikolojik değerlendirme yapılmış uzun bir hikaye.

Hepimizin bildiği gibi sistemli ve çok çalışmak bizi istediğimiz konuda başarıya ulaştıracaktır. Peki tüm zamanımızı bir konuya verirsek? Tüm günümüzü, hatta rüyalarımızı bile sadece o konuyla doldurursak ne olur? Kitap önce bunları sorgulatıyor ve sonuçlarını bize gerçekle mükemmel bir uyum içerisinde gösteriyor.

İki satranç dehası konu ediniliyor kitapta:

Biri tam manasıyla cehalet timsali sadece satranç oynayabiliyor ve yalnız bunu yapabildiği için tüm hayatını satranca adıyor. Çocukluğunda hiçbir şeyden anlamadığı için zeka geriliği olduğu düşünülüyor fakat sonrasında satranca olan yatkınlığı onu dünya şampiyonu yapıyor.

Burada bir küçük ayrıntıya değinmek istiyorum Zweig bu kitabı 1942 yılında kaleme aldı. O yıllarda henüz Otizmin bir türü olarak kabul edilen Asperger Sendromu isimli kalıtsal hastalık bilinmiyordu. (Asperger Sendromu adını Avusturya’lı çocuk doktoru Hans Asperger’den almıştır ve 1944 yılında, tedavi için ona gelen sözel olmayan iletişim becerileri eksik, yaşıtlarıyla empati kuramayan ve fiziksel olarak sakar olan çocukları tanımlamıştır.) Kitapta tam olarak böyle bir adamı işlemiş ve o zamanlar bunun bir hastalık olduğunu bilmediği için Mirko isimli dünya şampiyonunu aptal ve cahil olarak nitelendirmiş de olabilir yazar.

Diğeri, sakin mizaçlı bir insan olan Dr. B. Özgürlüğü çok uzun bir süre elinden alınıyor ve çıldırmanın eşiğindeyken bir şekilde satranç hayatına girip onu bu buhrandan kurtarıyor.

O zamanlarından; “Yeryüzünde kimin, hiçliğin kölesi olan benim kadar kullanılmamış ve yararsız zamanı vardı ki, kim bu kadar hırs ve sabır doluydu?” diye bahsediyor. Hayatındaki her şeyin boşluğunu satrançla dolduruyor. Başlarda bu ona iyi gelse de zamanla bu bir kişilik sorunu haline geliyor.

Buna kazanma hırsı mı dersiniz yoksa takıntıların verdiği bir sonuç mu bilemem ama bu tür davranışların insana zarar verdiği de bir gerçek.

İki birey tasviri, karşılaşmaları ve karşılaştırılmaları kitabı okurken beni çok etkiledi. Bence bu kitabı yazarken Zweig kendini Dr. B. gibi düşünüyordu. Kitapta sık sık sözünü ettiği gibi hiçlik kavramı onu tamamen ele geçirmiş durumdaydı sanki. Faydasız ve boş zamanı ona oldukça acı veriyordu bu yüzden de kafasında kendinden parçalarla Dr. B.’yi yarattı.

Bu fikrimi destekleyen sebeplerinden biri, yazarın son kitabının satranç olması ve bu kitabı yazdıktan kısa bir süre sonra intihar etmesidir. Ayrıca kitapta hayatından kesitler olduğunu da düşünüyorum; Nazilerin bahsedildiği bölümler, işkenceler vs… Bilindiği gibi Zweig, Nazilerin baskısına maruz kalmış ve bu yüzden ülkesini terk etmek zorunda kalan bir yazardır. Tüm bunları bir araya getirdiğimde Dr. B. karakterini yaratırken kendinden yola çıkmış olması da oldukça olağan geldi bana.

Yazım dili ve hikayenin akıcılığı her zaman ki gibi çok güzel. Benim için Zweig’in duygu geçişleri her zaman harikadır, Satranç’ta yazarın o anlatımlarına en güzel örneklerden biri.

İlk baskısı 1942 yılında ve 250 adet olarak yapılan kitap, 1944 yılında İngilizce çevirisinden sonra üne kavuşmuştur.

1960 yapımı “Brainwashed” filmi Stefan Zweig’ın “Satranç” isimli kitabından filme uyarlanmıştır.

Yazar Hakkında

Stefan Zweig, 28 Kasım 1881 tarihinde Avusturya- Viyana da dünyaya gelmiştir. Varlıklı bir ailenin oğlu olan Zweig’in ciddi bir eğitim hayatı olmuştur. İngilizce, Latince, Yunanca, Fransızca gibi dilleri konuşabilen Zweig’in edebiyata olan ilgisi lise çağlarında şiir yazmaya başlamasıyla kendisini göstermiştir. İki evlilik yapan Zweig, ilk eşiyle Salzburg’da yaşamıştır.

İkinci eşiyle İngiltere’de yaşayan Zweig, burada İngiliz vatandaşlığına geçmiştir. Daha sonra Brezilya’ya yerleşen yazar, 61 yaşında iken 22 Mart 1942’de eşiyle birlikte zehir içerek intihar etmiştir.

Zweig, lirik şiirler, trajedi ve dram türünde sahne eserleri, özellikle biyografi alanında önemli eserler ortaya koymuştur.

Türkçeye Çevrilen Eserleri

1970 – Yürek Çöküntüsü
1985 – Dünün Dünyası
1986 – Bir Kadının Yirmi Dört Saati
1991 – Yarının Tarihi
1991 – Kendileri ile Savaşanlar (1. Cilt)
1991 – Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski (2. Cilt)
1991 – Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar: Casanova, Stendhal, Tolstoy (3. Cilt)
1992 – Lyon’da Düğün
1995 – Yıldızın Parladığı Anlar
1995 – Karışık Duygular
1997 – Satranç
1997 – Günlükler
1998 – Değişim Rüzgârı
1998 – Calvin’e Karşı Castellio ya da Köleliğe Karşı Özgür Düşünce
1999 – Fouche, Bir Politikacının Portresi
2000 – Tehlikeli Merhamet
2000 – Amok Koşucusu
2002 – Balzac, Bir Yaşam Öyküsü
2002 – Magellan
2003 – Freud ve Öğretisi
2004 – Yakıcı Sır
2005 – Ruh Yoluyla Tedavi
2007 – Mektuplaşmalar
2008 – Buluşmalar

Keyifli okumalar.

Kübra Mısırlı Keskin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 28 Ağustos 2020 at 14:04

    Satranç, Zweig’tan okuduğum ilk kitaptı. Oldukça da etkilenmiştim. Kendisinin Freud ve psikanalize hayranlığı, kitaplarında oldukça başarılı karakter çözümlemeleri olarak karşımıza çıkıyor.
     
    Son derece detaylı, güzel bir yorumdu. Bilgine, aklına, yüreğine sağlık canım 😘

    • Cevapla Kübra mısırlı keskin 28 Ağustos 2020 at 16:47

      Canım Didemcim;
       
      Güzel yorumun için çok teşekkürler. Kendi gözümden yorumlamaya çalıştığım kitapların, okuyucularda da benzer etkiler bırakması ve aynı yerden bakabilmemiz beni her zaman çok mutlu ediyor.
       
      Sevgiler 🙏🏻💕

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan