İnce Mevzu

Sığ Zamanlar

27 Ağustos 2020

Yazı: Sığ Zamanlar | Yazan: Seda Çağlayan

Derinliğinizi kaybettiğinizi hissettiğiniz zamanlarınız oluyor mu hiç? Hani böyle hiçbir konunun detayına giremediğiniz, bazen girebilecekken girmek istemediğinizden bazen de isteseniz de o konuda hiçbir fikir yürütemeyecek kadar kendinizi boş hissettiğiniz zamanlar. Biraz sıkıcı biraz da rahatlatıcı zamanlar.

Bilinçaltı seni senden çok düşünür

Herhalde insanın bilinçaltı kendini stand-by’a alıyor. Bilincin hissettiği ve ısrarla üzerine gittiği yorgunluklardan, mücadelelerden kendini korumanın bir yolu belki de. Kalan enerjinizi ve aklınızı saçma sapan işlere yormamanız için bilinçaltı sizi kilitliyor. Kendimle ilgili böyle çıkarımlarım var.

Bir süre devam ediyor bu şekilde. Gerçekten, normalde üzerine fasikül fasikül konuşabileceğim konularda canım bir dakika kafa yormak ya da bir kelime etmek istemiyor. Benim gibi geveze bir insan için alışılmışın dışında bir sükûnet dönemi başlıyor.

Birinin bir konuda artık konuşmak istememesi pek de hayra alamet değil. Cıvıl cıvıl cıvıldarken dut yemiş bülbüle dönmesi çok da tatlı bir manzara değil. Dinlendirici olduğu kadar üzücü de bir dönem aslında.

İnsan kendini epey boş hissediyor. Aklı bir konuya takılı yaşamaya alışmış biri için ilginç bir durum. Birlikte yaşamaya alıştığınız bir durumun tam tersine hareket ediyor iç dünyanız.

Motivasyon

Boşuna olmuyor elbette bunlar. Belirli bir sürenin sonunda artık kendinizi piliniz bitmiş hissediyorsunuz. Takıldığınız konu her ne ise onunla ilgili bir gelecek umudu olmaması aslında insanı bu noktaya getiriyor. Umut en büyük motivasyon. Motivasyon insanın en büyük enerji kaynağı. Bunlar olmayınca genellikle yükseklerde olan pozitif düşünce sistemi çöküyor.

Sığ zamanlar

Peki, buradan nasıl çıkılıyor? Nasıl tekrar Polyanna olunuyor? Ya da olunuyor mu?

Bilmiyorum gerçekten. Olunuyordur herhalde ama itici bir kuvvet lazım, buna eminim. Çünkü bu noktaya gelindiğinde o kişisel gelişim şeylerinde yüksek sesle söylenen “Ben şöyle güçlüyüm, ben böyle mükemmelim, dünyayı bir rovaşatayla ters döndürecek güce sahibim”ler falan artık işe yaramıyor. Daha gerçek bir şeyler gerekiyor. Kendi kendinizi gaza getirmek de bir yere kadar. İşte böyle böyle düşünmemeye başlıyorsunuz. Düşünmedikçe sığlaşıyorsunuz. Sığlaştıkça daha az konuşuyorsunuz.

Bunun adı nedir bilmiyorum. Depresyon diye yapıştırmayın. O değil.

O kadar basit olsaydı keşke.

Sevgilerimle,

Seda Çağlayan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 27 Ağustos 2020 at 13:45

    “Biraz sıkıcı biraz da rahatlatıcı zamanlar.” Katılıyorum.
     
    Ben şuna inanıyorum; bilinçaltım, geçmişteki bir olayı tekrar tekrar zihnimde çekip bana defalarca aynı hissi yaşatıyorsa, bu, ben farkında olmasam bile o hissi tekrar yaşamam gerektiği içindir. Bir dönem boyunca kafam çok dağınıksa, belki karşılaşacağım bir durumda tam olarak kendimde olmamam benim için daha iyi olduğu içindir. Dediğimiz gibi çünkü, bilinçaltımız bizi bizden çok düşünür.
     
    Ve şöyle düşünüyorum ki sancılı bir dönemden sonra mutlaka yaşamınıza güzel bir şey doğar, devam etmenizi sağlayacak. Çünkü sebepsiz yere sancılanmaz hiçbir insan.
     
    Sevgiler ♥️🎈

    • Cevapla Seda Çağlayan 29 Ağustos 2020 at 02:26

      Pınar, seni yerim. Gerçekten 🙂
      Tam olarak bunu söylemek istedim yapmak istediğini hissedince.
      Teşekkür ederim.

  • Cevapla Gökçe Çiçek Gönülaçar 27 Ağustos 2020 at 15:44

    Dibin dibi yoktur ki Seda 🙂 Hatta bu galiba bir ekonomi kuralı. Lastik top gibi düşün. Yükselmen için en dipten sekmen lazım. Yani hep oralarda durmak imkansız :))
     
    Benden de sevgiler 👍👍👊👊👊

    • Cevapla Seda Çağlayan 29 Ağustos 2020 at 02:30

      Gökçecim, eğer bu bir ekonomi kuralıysa ben de tam Türkiye ekonomisi gibiyim gerçekten 🙂 Dışarıdan bakınca her şey güllük gülistanlık, detaya girince karışık. Ama şükür benim yönetimim bende, ipler benim elimde. Şu ara biraz serbest bırakmak istiyorum iplerimi sanırım. Biraz ne hissetmem lazımsa onu hissetmek, bir müddet kendimi gazlamamak istiyorum. Bu da bir ihtiyaç herhalde. Ama ne demek istediğini çok iyi anladım.
       
      Teşekkür ederim 🙂

  • Cevapla Burak Süalp 1 Eylül 2020 at 12:01

    Sevgili Seda, değişik bir irdeleme ve sorgulama olmuş. Hiç böyle bir durum düşünmemiştim. Artık düşüneceğim 🙂 Kalemine sağlık!

    • Cevapla Seda Çağlayan 2 Eylül 2020 at 18:03

      Sana farklı gelmesine sevindim. Vizyonuna güveniyorum. Yine de sen hiçbir zaman kendini içinde bulacak kadar anlama yazdıklarımı. Bunu temenni etmiyorum 🙂
       
      Selamlar

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan