Ay Işığı Yolcusu

Su Damlası

18 Ağustos 2020

Yazı: Su Damlası | Yazan: Atakan Balcı

Önce düş gücü vardı. Düş gücü sonsuz bir hiçlikti ve hiçlik, içinde taşıdığı tüm yok ötesi varlığıyla her şeydi, düşe evrildi.

Düşlem

Ben küçük bir su damlası duydum düşlemimde. “Hu” dedi, seslendi, esenledi beni ay ışığı kendi dilimle. Tadı özgün, tadı özgürlük, tadı varoluş ve lezzet doluydu duyuşumun. Ama adlandıramadım, bilmiyordum o tadı ya da karşıtını. Yaşamadan yoksun kalmayı var oluştan, yaşadığının var oluş olduğunu nasıl kavrayabilir ki insan?

Loş bir ışık

Her şeyden önce düş gücü vardı ve düş gücü her şeydi. Çünkü düş her şeydir, duyuştur, tadımdır, içeriden duyulan adımdır. Düşe evrildi ilk adım, ulu karanlık ilk sözü söyledi, “Aydınlık olsun.” Aydınlık vardı zaten, çünkü düş gücü vardı, Ulu Karanlık vardı ve içinde en yalın, en inanılmaz, en gerçek ışık vardı. Loş bir ışık var oldu ve süzüldü sonsuzluğa sığmayan İyeler iyesi, ey sevgili!

Kimliğim

Bana seslendi sevi, ben de seslendim seviye, “Sen de kimsin?” diye. O kadar içten, o kadar sıcaktı ki, “siz” diyemedim, içimden gelmedi. Yüreğini açtı bana sevi, yüreğimi açtım seviye. Gördüğüm, duyduğum, tanıdığım tini korusun diye yakardım Ak Ana’ya, Sibel’e/Kibele’ye, Umay Ana’ya, iyelere. Anlayamadım, tanıyamadım kendimi karşımda görünce. Acaba o tanımış mıydı kendisini su damlası varlığımın sıcak yüreğinde.

İlk An

Sözün anı geldi, su var oldu o Loş ışığın içinde, sonsuz bir denizmişçesine. Milyonlar ve milyonlarca su damlası, duyumsadı hem kendi su damlası var oluşlarını, küçücük olmayı, hem iç içe oldukları en yakın tinin, su damlasının sıcaklığını, ıslaklığını, hem de sonsuzca bir deniz olmayı, bütün olmayı.

Kendimden ırak

O uzaktaydı, bana yakındı. Ben uzaktaydım, ona yakındım. O tedirgin oldu büyük ve kısacık bir an, iç içe oluşumuzda kendimizden öte yansımamızdan, içlerinde ağu toplamış, su var oluşlarından kopmuş damlalardan, mutlu olmaktan, gerçekliğe atlatmaktan ıslak ve sıcacık. Ben ise şaşkınlığa uğradım, bütünleşmeyi aradım ışıldayan benliğimle. Bekleyeceğim, dedim, bekleyecektim. Her yanımı sardı ağulu damlacıklar, dönendikçe dönendim, içimdeki evime kaçmak, saklanmak istedim. Çevremde döne döne savurdular var oluşumu göz yaşına. O geri döndü sonra, ben artık kendim değildim. Büyük bir sancı ile titredim. İşte o zaman anladım yitirdiğimin ne olduğunu, ilk kez o zaman ilendim birilerine, çevremde döndükçe dönen, beni kendimden edenlere.

İlk kez büyük var oluştaki şaşkınlığın ardından kavradım Ulu olanın ışığıyla en küçük biçimimde kendimle bütün iken tek bir su damlasında bir çift sevdalı tin taşıdığımı. Denizden kopup yeryüzü okuluna iki ayrı su damlası olarak gönderildiğimde/gönderildiğimizde, geri dönüşteki bir oluşun bilgisi avuttu benliğimi. Devri daim, sevi ile kutlu su içre iki tin, tek beden ayrıldık yeniden buluşacağımız mutlu güne değin, yeryüzü denilen okula doğru süzülerek.

Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Muhammet Mehmetoğlu 19 Ağustos 2020 at 17:29

    Hayalin, düşün bir sesle, seslenişle ve selamla nasıl da bir umuda ve gerçeğe dönüştüğü. Yaşamdan yoksun kalmanın bir hiçlik olduğu ve varlığının farkına vararak yokluktan nasıl kurtulacağından uzak oluşu. Düşün bir umut ve itici güç olduğu insanda bir özgünlük ve haz oluşturduğunun farkına varmanın aydınlığın ve gerçekliğin habercisi olduğu hakikati. Ruhun bedenle bütünleşip tanışması, yaratılmış ruhların bu anlamda bir deniz gibi bir ve bütün yani iç içe olması. Bu iç içeliğe engel bazı ağulu damlacıkların bizi yorması ve kaçışımıza sebep olmaları ve kendimize sığınmamız ama bütün yorgunluk ve kaçışımızın sebebi bu zehirli damlacıklar.
     
    Sonuç olarak bütünlüğümü ve bütünleşmemizi bozan bu ağulu damlacıklar bedduamın nedeni ve hedefidir. Çünkü beni bizden kopardılar.
     
    Atakan Hocam biraz dağınık ve yetersiz olabilir.

  • Cevapla Atakan Balcı 20 Ağustos 2020 at 12:58

    Rica ederim, gayet iyi ifade etmişsiniz. İkili bir örgünün içinden derinliği görmeniz umut verici.
     
    Teşekkürler!…

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan