Gırgırına

Tekila Partisi

12 Ağustos 2020

Gırgırına | Tekila Partisi | Cem Albayrakoğlu

Hoopp iki hafta geçti bile ve sizlere geçmişten bir anı anlatmak üzere yeniden buradayım. Başlayalım o zaman.

Deli fişek zamanlarımızdan bu hikaye de. Diyeceksiniz ki hangisi değil ki? Ee siz de haklısınız 😉

Kimin evi boş ise onda toplanılır dönemleri.

Amaç gırgır, şamata. Tek derdimiz ne içelim, ne yiyelim. Gene toplaştık en çekirdek kadrosundan 6-7 kişi bir evde. Hep bira, hep bira, nereye kadar deyip, değişiklik olsun diye aldık 1 şişe tekila. Tuz ve limonları da hazırladık elbette. Ama “içmeyi bilmiyorlar” denecek kadar da acemiyiz.

Oturduk yuvarlak masanın etrafına. Bir yandan sohbet, bir yandan shotlar… Yağ gibi akıyor tekilalar, sanırsın meyve suyu içiyoruz. Shot üstüne shot…

Başta gayet normal normal sohbet ederken aramızdan birinin kız arkadaşı geldi. O da bize eşlik etmek isteyince dedik böyle kuru kuru olmasın, oyun bulalım. Kim yapamazsa ona ceza verelim. Tamam mı, tamam.

Hemen düzenek kuruldu. Boş bardağa bozuk para atmaca.

Başta herkes tutturuyor, her turda bir shot. Derken derken kafalar güzel olmaya başladı ve bir şişe göz açıp kapayıncaya kadar bitti. Hemen telefonla ikinci şişe söylendi. Bu arada kimse masadan kalkmıyor sanki bereketi kaçacak 🤦🏻‍♂‍

İkinci şişeyle birlikte hepimizde kaymalar da başladı. Bardağı tutturamayanlar shotları lıkır lıkır içiyor. Kafalar oldu mu lokum. Arkadaşın sevgilisi de bir o kadar sarhoş oldu. Allah’ım bunlar bir atışmaya başladılar; biri diyor vay efendim şarhoş oldun, diğeri diyor vay efendim bana içirdin. İkisi de tutturuyor ben sarhoş değilim diye ama bildiğin dutlar, haberleri yok.

Bir ara bunlar banyoda atışırlarken -malum kızcağız kusuyor, adam da onu ayıltmaya çalışıyor- şöyle sesler gelmeye başladı içerden; “Sırılsıklam oldum” yok efendim “Ben kendim yaparım, sen git” falan. Ulan banyoya da giremiyoruz, sesleniyoruz, “Yok bir şey” diyorlar. Sonra kız içerden, “Senin yapacağın işin içine” deyince iyicene meraklandık. Ev sahibi olan arkadaş girdi sonunda içeri.

Sen bizim koca kafa, sok kızı kıyafetlerle banyoya, bir güzel yıka. Kızı görmeniz lazım, Küçük Balık Nemo gibi çırpınıyor. Hadi tamam yıkadın, ulan niye kıyafetlerle sokuyorsun duşa?! Üzerine bir de fön makinasıyla kurutmaya çalışıyor kızı. Tahmin edersiniz ki mümkün değil. Ev sahibi arkadaşın annesinin kıyafetlerini verdik. Ayılması için de kahve yaptık ama zaten banyodan çıktığında zehir gibi ayıktı kız. “Böyle olmayacak bari evine bırak” diye zorla ikna ettik de evine götürdü sonunda kızı.

Biz de kaldığımız yerden devam ettik.

Zamanla maymuna döndük tabi biz de ama Allah’tan bizi yıkayan olmadı.

Tekila oturduğun yerden hiçbir şey yapmıyor gibi görünse de masadan kalktığında, değil masa, tüm ev dönüyor.

Teker teker herkes gitmeye başladı bir süre sonra. Tabi her giden maymun modunda çıkıyor evden. Evlerine nasıl döndüler Allah bilsin.

Arkadaş sevgilisini bırakıp geri geldiğinde, pişkin pişkin “Ben ne yaptım ki?!” demez mi? Daha ne yapacaktı acaba?

Son 3 ya da 4 kişi kaldığımızda inanılmaz bir açlık vurdu hepimizi.

Dolapta ne varsa yedik. Hiç unutmuyorum, hani peynir kapları vardır ya, gözümüze ona kestirip, daldık kaba. Ulan bir de yumuşak, ekmeye koyup koyup yiyoruz. Arada ekmeksiz de yuvarladığımız olmuyor değil. Bir yandan da boğazım sanki katılaşıyor gibi oluyor. Arkadaşa “Abi dolaptaki peynir çok harikaydı, markası nedir?” diye sorduğumda aramızda şu şekilde bir diyalog geçti:

“Oğlum dolapta peynir yok ki?”

“Olur mu, hani böyle yumuşak. Peynir kabı gibi bir kapta duruyordu.”

Merak içinde, hep birlikte gittik dolaba bir de baktık ki o peynir sandığımız şey, Sana margarinmiş meğer 🤦🏻‍♂‍ Midem yağdan patlamak üzere anlayacağınız. Löp löp götürmüşüz iki kalıp Sana’yı. Düşüncesi bile midemi yeniden allak bullak etmeye yetiyor.

O kadar ekmek ve yağ yiyince tabi bir süre sonra midem enikonu bulanmaya başladı. Kimi diyor, kahve iç geçer, öteki sıcak bir şeyler ye, bastırsın. Herkes hemen doktor kesildi.

Baş dönmesi ve mide bulantısından nasıl yattım, nasıl kalktım hiç hatırlamıyorum. Ama o gece evin fırıldak gibi döndüğüne yemin edebilirim.

Haa sonra mı? Bir daha tabi ki tekila asla içmedim ve içmem de muhtemel.

Gırgırına,
Cem Albayrakoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

9 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 12 Ağustos 2020 at 10:42

    Yazıyı düzenlerken Küçük Balık Nemo’yu okuyunca kahkaha ile güldüm. Nerden aklına geliyor bunlar bilmiyorum ama ben çok eğleniyorum okurken.
     
    Hep yaz canikom 😘

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 12 Ağustos 2020 at 10:51

    😂😂 Allah vergisi diyelim.
    Yazıyı beğenmene sevindim.

  • Cevapla Demet Uncu 12 Ağustos 2020 at 13:04

    Cemciğim, senin bu gençlik dönemin nasıl bir dönemmiş anlayamadım. 😁 Her gün ayrı bir aksiyon yaşanıyor. Hayatının o dönemlerindeki sınav konuları da sanki hep aynı yerden geliyor. 😂😂 Gene marjinal, esprili üslübunla keyifle okudum yazını. Kalemine sağlık.
     
    Sevgiler 😍😍

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 12 Ağustos 2020 at 14:19

    Demetciğim;
    Gençlik yılları işte o zamanlar… Gerçekten keyifli yıllardı. Kafa nereye biz oraya modeliydik ama yıllar sonrasını hesap edecek durumda değildik, bilseydim bu yıllarda karsıma senin çıkacağını ona göre sakin sakin takılırdım 😂😂 Belli ki bu konularda sınavlar bitmiş mi, devam mı ediyor desem bilemedim. Her yaşın ayrı bir güzelliği olsa gerek.
     
    Beğenmene sevindim
     
    Sevgiler bizden

  • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 13 Ağustos 2020 at 09:23

    Cem Bey merhaba, (ilk yorumum galiba size, o yüzden henüz bey aşamasındayız 😂🙈)
     
    Yazınıza bayıldım. Sabah sabah yüzümde bir gülümseme, beni de üniversite yıllarıma götürdünüz. Hangi ev müsaitse kısmında hep bizim ev müsait olurdu nedense 🙈 O yüzden iyi bilirim o partileri. Keyifle okudum. Elinize sağlık 🙂

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 13 Ağustos 2020 at 11:55

    Bey ve hanım kısmını hemen geçebiliriz 😂
     
    Beğenmene sevindim.
    Çok güzel yıllardı; dertsiz, kedersiz.
    Tek derdimiz ne içiyoruz 😂
     
    Yorumun için teşekkür ederim.

  • Cevapla Seda Çağlayan 13 Ağustos 2020 at 16:01

    İlk tekila deneyimim, 16-17 yaşlarımda, Burgaz Ada’da, bir arkadaşımızın evinde, su sporları kulübünde içilen cin toniklerin üzerine olmuştu. Bir de tekila bardağı da yok evde. Dolu dolu 6 tane çay bardağını yuvarlamıştım ve yazdığın şu cümlenin canlı kanıtı olmuştum ben de: Tekila oturduğun yerden hiçbir şey yapmıyor gibi görünse de masadan kalktığında, değil masa, tüm ev dönüyor. 🙂
    Ben hala içiyorum ama ayarlı, o zaman tadı damağında kalıyor tatlı tatlı, tavsiye ederim.
     
    Eline sağlık, bak bana da neler hatırlattın.
     
    Sevgiler

  • Cevapla Burak Süalp 28 Ağustos 2020 at 00:58

    Cem, gece gece çok güldüm. Çok güzel yazmışsın. O gençlik yılları tecrübelerinin üzerine insan bir de barmenlik yapınca her içkinin bünyedeki sonuçlarıyla ilgili bir sürü anı biriktiriyor. Bendeki benzeri komik anıların çoğunun müsebbibi de Tekilayla birlikte rakibi Jager. Boyları devrilsin. :))) Kalemine sağlık dostum.

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 28 Ağustos 2020 at 09:17

    Selam Burak
     
    Yorumun için teşekkürler. Evet o Jager ve tekilanın boyu devrilsin. Kim bulmuşsa bu içkileri epey bir derdi olmalı 😂 Umarım yakın zamanda bir araya gelme fırsatımız olur ve geçmiş anıları yâd ederiz.

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan