Satır Arası

Üniversite Tercih Günleri

7 Ağustos 2020

Yazı: Üniversite Tercih Günleri | Yazan: Nalan Erpolat

Birçok genç için heyecanlı günler yaşanıyor. Hayatlarının belki de en güzel yıllarının başlangıcı için binlerce genç şu an iki kaygı arasında sıkışmış durumda. “Başarılı olma kaygısı” ve “mutlu olma kaygısı”. Her ikisi de hayatta çok önemli ama çevrede yapılan yorumların çoğu ikisinin bir arada neredeyse imkansız olduğunu hissettiriyor gençlere.

“O meslek olmaz, sana hiç uygun değil.”
“Şu şehirde okuyamazsın, yaşam çok zor orada.”
“Ailenin yanında okuyacağın üniversite hayatı, üniversite hayatı sayılmaz.”
“O işte hiç para yok, sürünürsün ömür boyu.”
“Şu bölümü seç, garanti meslek.”

Gibi yüzyıllardır söylenen ve daha yüzyıllarca söylenecek olan sözler, bilirkişi kıvamındaki meslek yorumları, uzman(!) kişilik analizleri.

“Kırmızı ile yeşil birlikte giyilmez” dermiş gibi kesin, bir anda kolayca söylenmiş, hayatının yol haritasını çizmeye hazırlanan bir gence ne hissettireceği hiç düşünülmeden sarf edilen sözler bunlar.

Kendi kararını vermek isteyen, hayatının sorumluluğunu taşımaya hazırlanan birçok gencin kafası bu sözlerden dolayı karmakarışık. Tam bir şeye karar vermeye yaklaşmışken, yapılan yorumlar gencin moralini bozuyor, karar vermesi güçleşiyor.

Aileler Ne Bekliyor?

Üniversiteye başlayacak olan pek çok genç, meslek seçerken kendi isteklerinin yanında ailelerinin beklentilerini de düşünmek zorunda kalıyor. Ailelerin beklentileri ise sosyo-kültürel duruma göre değişkenlik gösteriyor.

Çocuklarının iş bulma kaygısı olmayan, maddi olarak güçlü olan bazı aileler mümkün olduğu kadar iyi eğitimli ve vizyonu geniş nesil yetiştirmek isterken, bazıları da “bir üniversite mezunu olsun da neresi olursa olsun fark etmez” gözüyle bakabiliyor. Tahsil konusunda çocuklarından umutları olmayanlar da “bir yere kapak atsın, gerisine bakarız” zihniyetindeler. Bir de maddi olarak zor koşullarda çocuklarını okutmaya çalışan aileler var ki, onlar da evlatlarının ellerinin bir an evvel ekmek tutacağı bir üniversiteye girebilmesini umut ediyorlar.

Aslında her biri kendi koşulları içerisinde haklı, hepsi çocuklarının iyiliğini istiyor. Hayatta daha tecrübeli olduklarından, gençlerin bu tecrübelerden faydalanmalarını istiyorlar ve pişman olacakları kararlar vermelerinden korkuyorlar. Öte yandan çocuklarının kişiliklerini, ilgi ve isteklerini, mesleklerinde mutlu ya da mutsuz olabilme ihtimallerini farkında olmadan ihmal ediyorlar çoğu zaman.

Gençlerin Seçimi

Gençler her şeyden önce bilmeliler ki, mutluluk ve başarı iki ayrı kavram değildir. Mutlu olmak, başarılı olmanın tek değil ama ilk şartıdır. İnsanın mutlu olacağı bir mesleği olması, kendi şartları içerisinde dinamiklere sahiptir. Sadece yapılacak işin sevilmesi, başarılı olmaya da mutlu olmaya da yetmez. Başarı için gerçek bir gayret her zaman şarttır. İşini sevmek tabi ki gayret potansiyelini yüksek tutar. Bunun yanında, o işi yaparken bireyin birlikte çalışacağı insanların özellikleri de çok önemlidir. Gençler kendilerine “Nerede çalışmak istiyorum?” sorusunun yanında, “Kimlerle çalışmak istiyorum?” sorusunu da sormalılar.

Seçilecek meslekten elde edilecek kazanç da kimine göre çok önemli, kimine göre ise daha az önemli bir tercih sebebidir ama herkesin düşündüğü bir konudur. Ekonomik dinamiklerin çok değiştiği, dijital dünyanın çok daha fazla egemen olduğu günümüz dünyasında, hangi mesleğin ne kadar kazanacağını 4 yıl öncesinden öngörmek zor. Kariyer konusunda uzmanlar, bunun genel olarak kişinin yeniliklere adapte olmasıyla ve iş hayatında önüne çıkan fırsatları iyi değerlendirebilmesiyle ilgili bir durum olduğunu öne sürüyorlar. Fakat gençlerin kafasında şöyle bir düşünce beliriyor.

“Acaba bu kadar yıl boşuna mı okumuş olurum?”

Böyle bir durum söz konusu değildir. Hiçbir eğitim boşuna değildir ve mutlaka kişiye değer katar. Belki okunan bölüm ebedi bir kader değildir, yolda kariyer değişimleri olabilir ama bu değişimlerde de alınan eğitimin katkısı olur.

Gençler seçimlerini yaparken başı-sonu net olan cümlelere kulaklarını tıkamalılar.

“Kırmızı ile yeşil uyumlu değildir” cümlesini kesin olarak söyleyenler yeşil bir dalın üzerindeki kırmızı gülün güzelliğini gözden kaçırmış demektir.

Kesinlikler, hayattaki güzelliklerin önünü kapatır. Üniversite seçimleri kesinliklere göre değil, geniş bakış açılarıyla mutlu olmak adına yapılmalıdır.

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 7 Ağustos 2020 at 13:31

    “‘Kırmızı ile yeşil uyumlu değildir’ cümlesini kesin olarak söyleyenler yeşil bir dalın üzerindeki kırmızı gülün güzelliğini gözden kaçırmış demektir.” 👏🏻👏🏻👏🏻
     
    Yararlı bir yazı olmuş, tebrik ederim. 🎈

    • Cevapla Nalan Erpolat 9 Ağustos 2020 at 22:05

      Sudecim çok teşekkür ederim. Beğendiğine çok sevindim. Sevgiler😍

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 7 Ağustos 2020 at 20:10

    Selam Nalan;
     
    Bir an kendi üniversite sınavı dönemimi hatırladım. Bana kimse şöyle yap, böyle yap demedi. Ben de onun için Boğaziçi dermişim 😂
    Evet tercihler önemli tabii ama bu zamanda -hatta çok çok önce- artık saygın meslekler değil, kolay yoldan zengin olmak hedef. Çoğu üniversiteye bile gerek olmadığını düşünüyor. Elbette bu çok yanlış. Ben de keşke üniversiteyi zamanında bitirseymişim bile diyorum. Umarım yeni jenerasyon bir an önce kendini tabletlerden, telefonlardan kurtarır ve üniversitenin aileleri için değil kendileri için önemli olduğunu farkına varır.
     
    Kalemine sağlık.

    • Cevapla Nalan Erpolat 9 Ağustos 2020 at 22:04

      Teşekkürler Cem,
      Evet ben de yeni nesil için aynı temennilere sahibim ve umutluyum. Güzel bir dünyada potansiyellerini kullanabilmelerini diliyorum. Yorumun için çok teşekkürler.

    Cevap Yaz