Biraz Kitap

Ben Ney’im

29 Eylül 2020

Kitap: Ben Ney'im | Yazar: Hakan Mengüç | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Ben Ney’im | Hakan Mengüç

Bu şey değil mi ya, Metin Hara?
İki resim arasındaki yedi farkı bulmak çok zor.

Ben Ney’im

Hakan Mengüç neyden yürümüş. Daha çocukken ilgi duymuş bu enstrümana. On yaşından itibaren neyler, neyzenler, sufilikle… ilgilenmeye başlamış.

Bana çok iç sıkıcı geliyor bunlar. İnsanın hayatında sakinlik ve denge aramasını anlayabiliyorum, ama on yaşında da aramazsın bunları ay.

Neyse, saygı duyuyorum ve devam ediyorum.

Sazlıktaki Kamıştan Ney Olmaya Giden Yol

Sazlıktaki kamışın ney olma sürecini insana perkitip anlatmış kitapta. Sazlıktan ayrılma, kabuklardan kurtulma… vb İnsanın da kemale ermek üzere konfor alanından ayrılması, aşırılıklardan arınması, sabırlı olması vb.

Böylece kamış sazlıkta boş boş durmaktansa ney olup ahenkli bir sese ulaşıyor, insan da kemale eriyor.

Bana sevimli gelmiyor bu süreç. Sazlıktaki kamışı alıp, ney yapıp ona insani bakış açısıyla ulviyet yüklüyor. Bırakalım boş boş dursun kamış, belki mutlu boş boş durmaktan. İlla insanlığa hizmet etmek zorunda mı?

Neyi de öyle kutsal, ulvi, yüce bir enstrüman olarak görmüyorum ben.

Çocuk Hakan

Ney üflemeye (çalmak dendiğinde kızıyorlar. Ney çalınmazmış, üflenirmiş. Ayrı bir jargon üretilmiş onun için) başlayan çocuk Hakan, ailesinden destek görmemiş. Yapamazsın, edemezsinler havada uçuşmuş. Çocuk Hakan da ayrıca çok çekingen bir çocukmuş. Sınıfta cevabını bildiği sorulara bile parmağını kaldırıp cevap vermeye çekinirmiş. Ama şimdi öyle miymiş? Genç yaşında seminerlere katılıyor, insanlar ona danışıyormuş. Önceden destekçisi olmayan ailesi, biz zaten başaracağını biliyorduk demeye başlamış.

O da okuyucularına diyor ki, ben yapabildiysem siz de yapabilirsiniz.

Bana ilham vermediği gibi komik geliyor ama ilham veriyorsa kimilerine ne güzel. Gerçi bana da bir zamanlar iyi hissettiriyordu bu kitaplar. Kısa süreli bir iyi hissetme olup geçiyordu ama şimdilerde sadece gülümsetiyor. Ne yazmış diye merakımdan okuyorum denk gelirsem bir yerde.

Yorumladığım diğer kişisel gelişim kitaplarından bazılarına göz atmak isterseniz yandaki bağlantıları tıklayabilirsiniz: Kelebeğin Hayat Sırları, Hayatı Yeniden Keşfedin, The Secret, Hıdır Kişisel Gelişiyor, Şimdinin Gücü vb.

Kadın-Erkek İlişkileri

Neyden yola çıkarak anlattığı “Nefis Mertebesi” sürecinden sonra (ki nefisti, mertebeydi, bu laflar da benim içimi sıkıyor) kadın-erkek ilişkilerine geliyor sıra. Burada Cosmopolitan dergisinden hallice tavsiyelerle vazgeçilmez kadın/erkek olmak, ilişkide monotonluğu engellemek üzerine tavsiyeler veriyor.

Tasavvuf

İçimi sıkan bir başka şey de tasavvuf ve hoca arayışı. Yazar kendisine yol gösterecek hoca arayışlarına girmiş. Tekke tekke, zaviye zaviye hazreti hoca bilmemkim efendiler aramış durmuş. Ayyyyhhh! Kapanmadı mı bu tekke ve zaviyeler?

Ama hoşuma giden kısım şu: İşi bir çeşit turizme çevirmiş. İstanbul, Bursa vb şehirlerde kendilerince ulu buldukları zatların dergahlarına turlar düzenliyormuş. Bu güzel. Sakinlik, huzur, denge arayışındaki insanlar için Hindistan, Nepal gibi durakların yanı sıra İstanbul-Bursa vb şehirler de yer alsın. Sufi mufi, Mevlana ilgilenenleri buralara çekelim. Madem böyle bir talep var, bunu paraya çevirmek güzel bir hamle. Tasavvuf turizmi.

İnsanı Kamil

Ben gerçekten eren/kemale ermiş/olmuş insanların kitap yazayım da, Youtube’da kanal açayım da, atölye düzenleyeyim de, seminerlerde konuşayım da daha çok insana ulaşayım derdinde olacağını sanmıyorum. Gerçekten olmuş insan hayatına, yoluna bakar, bildiklerimi herkesle paylaşayım tutkusunda olmaz, ilgilisi onu bulur, sorulduğunda cevabını verir diye düşünüyorum.

Saygılar,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Ekim 2020 at 20:09

    Gerçekten hayranım şu huyuna; kişisel gelişim kitaplarına en az benim kadar hoşnutsuzlukla yaklaşıyor olmana rağmen “Dur bakayım ne yazmış?” diye okuyabiliyorsun. Ben elime dahi alamıyorum bu çakma filozofların kitaplarını. Uppss senin sayfanda olunca ben de çoştum sanırım 🙈
     
    İşin ticarete dökülmüş olduğu da ortada. Ne diyeyim haklısın, bunun turizmi olacaksa ee olsun bari.

    • Cevapla Hülya Erarslan 10 Ekim 2020 at 21:17

      Elime geçince merak edip okuyorum. Zaten bu kitapları okumak pek zaman almıyor. Zaman alsa da amaaaan sanki bu kitapları okumadığım zamanlarda atomu mu parçalıyorum? 🙂

  • Cevapla Gökçe Çiçek Gönülaçar 6 Ekim 2020 at 13:22

    Hülya Hanım; modern üfürükçülüğün ata babası olacak bu arkadaş. Ben iki seminerine katılmıştım zamanında. Kırık soda şişelerinin üstünde çıplak ayak yürümüştü arkadaş. Önümüzde kırıp yürü dediğimizde seminerin kısıtlı vaktini bahane etmişti. Sorgulayamayan ve hemencecik inanıveren hatrı sayılır bir insan kitlemiz olduğu içindir ki yüzüncü baskısını da çıkarır.
     
    Anlatım tarzınız bomba! Hem güldürdünüz beni hem düşündürdünüz.
     
    Yorumunuza sağlık.

    • Cevapla Hülya Erarslan 10 Ekim 2020 at 21:20

      Ben kendisini tanımam etmem. Hatta görünce ilkin Metin Hara ile karıştırmıştım. Gerçi onu da tanımam etmem ama magazinel bir figür olmuştu ya bir ara Adriana Lima birlikteliği ile. Ha bu arada Metin Hara kitaplarını da okumuşluğum var.:)
       
      Bu yazarın kitabını bir şekilde elime geçtiği için okudum. Seminerine de bir şekilde denk gelsem giderim ve eminim çok eğlenirim.:)
       
      Sizin de yorumunuza sağlık, teşekkürler.

  • Cevapla Hüseyin Küçükkelepçe 12 Ekim 2020 at 13:25

    Eskiden somut (takke-tesbih, türbe, hac) kutsalların ticareti yapılırdı. Artık soyut/düşünce boyutu da sömürülmeye başlandı. Mistik yaşam koçlarından geçilmiyor. Yazınızı/üslubunuzu aşırı beğendim. Son paragrafta işin özünün özünü anlatmışsınız. Nietzsche’yi anımsadım.
     
    Bir de zoraki kahramanlar, yapay kutsallar oluşturma çabalarını tiye almanız çok hoş olmuş.
     
    “Bırakalım boş boş dursun kamış, belki mutlu boş boş durmaktan. İlla insanlığa hizmet etmek zorunda mı?”
     
    Bu cümleniz beni hem güldürdü hem düşündürdü.
     
    Selamlar, saygılar…

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan