Ay Işığı Yolcusu

Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz mı?

29 Eylül 2020

Yazı: Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz mı? Yazan: Atakan Balcı

Sözün özgün sahibi kim olursa olsun, İsmet Paşa’nın da “Bu memlekette hiçbir iyilik cezasız kalmaz” biçiminde bir sözü olduğunu anımsıyorum. Öyle mi gerçekten? Buna izin mi veriyoruz? Daha da kötüsü, bunun bir parçası mıyız?

Pandemi

Pandemi sözcüğü ile özdeşleşen bu salgın döneminde, gecesini gündüzüne katan, her türlü özveride bulunan sağlık çalışanlarının yaşadıkları acılar, çektikleri çileler, saldırılara uğramalar, öldürülmeler bunun bir örneği değil mi? Hadi diyelim ki birkaç örnek hekimlerden ya da sağlık çalışanlarından herhangi birinden kaynaklanıyor olsun. Bu denli çok saldırının tümü mü onlardan kaynaklanıyor? Hep mi onlar yanlışta? Olsa bile, bu kadar büyük özverilerle çalışan bu sağlık çalışanlarına azıcık hoş görü göstermek çok mu? Çok mu şey istenmiş oluyor? En son seferinde, hastahaneye ölü olarak ulaşmış olan, yetişememiş olan bir olay nedeniyle çok sayıda sağlık çalışanı saldırıya uğramıştı, doğru anımsıyorsam.

Özveri

Saatlerce, bizlerin aklımızın bile alamayacağı ölçüde uzun zaman dilimlerinde süren ameliyatları olabilen çalışanlar, her zaman mucize gerçekleştiremiyorlar ama o mucize için, en azından çoğu zaman gecelerini gündüzlerine katıyorlar. Başarılı oldukları zaman elbette teşekkür etmeyecek kişi yoktur aramızda, umarım yoktur o kadarı da. Peki başarısız olduklarında? Hastasını erken zamanda getirmeyen, iş işten çokça geçtikten sonra getiren hasta yakını, “Bugüne kadar hiçbir şeyi yoktu. Daha önce hiç hastahane yakınından bile geçmemişti. Siz öldürdünüz…” diyerek saldırdığında ne demeli? Belki birkaç saat, belki yarım gün/12 saat boyunca tüm bir ekip olarak o hastayı kurtarmak için ter döken hekimler daha mı az üzgündür sizce? Ayrıca o hasta, o güne kadar hastane yakınından bile geçmediği için o noktaya gelmedi mi zaten?

“Hiç düşünmez misiniz?”

Hasta yakını tabii ki üzgün ve ne edeceğini bilemez durumda ama bu denli mi kör olur kişinin algıları? Ne demek size uzatılan eli baltayla kesmeye çalışmak? Elini uzatan sağlık çalışanları, o eli tutup çektikten sonra, sağaltımın büyük riski olan uçurumdan düşmüşse, hasta eli tutamamışsa, ne kadar çekerse çeksin sağlık çalışanları o eli, elin ucundaki bireyi kurtaramamışsa yapılan iyiliği, o büyük özveriyi görmezden mi gelmeli?

Hiçbir iyilik cezasız kalmaz mı gerçekten?

Öğretmen

Öğrencileri için hiçbir özveriden kaçınmayan öğretmen, eğitim için, usları ışıtmak için elinden geleni ardına koymayan öğretmeni düşünün. Şu salgın döneminde, “Keşke gereken her türlü önlem alınsa. Gerekirse beşer kişilik sınıflar oluşturacak, okullardaki kimseleri biribirine zarar veremeyecek uzaklıkta tutacak yatırımlar yapılsa da artık okullarımıza dönsek” diye çığlıklar atan, çığlıkları hiçbir kanaldan, hiç kimse tarafından duyulmayan öğretmeni düşünün.

Bilgisayar alabilecek mi, uzaktan eğitim için tamamen kendi uğraşıyla ne denli bağlanabilecek öğrencilerine ama yine de o koşullarda kendini değil, tableti, akıllı telefonu, genel ağ bağlantısı olmadığı için derslere katılamayan öğrencileri için neler yapabileceğini düşünen, borca batıp derse bağlanabilen öğretmeni düşünün. Bu öğretmeni anlayamadığı ve kendisi zaten öğretmenden “çok bildiği”(?!) için çocuğunun dersine girmesin diye öğretmene kara çalan veliyi, sırf bir önceki yıl dersine giren öğretmen dersine girsin diye öğretmene iftira atan öğrenciyi de düşünün. Bu koşullarda bile öğrencisini suçlamaz öğretmen. O çocuktur çünkü, o kadar. O çocuğu kendi küçük beklentileri, yönetme saplantısı, hırsı/aç gözlülüğü, yönetebilecek bir sürü oluşturma arzusu için kullananları görür önünde sonunda, çocuğu suçlayamaz öğretmen.

Hiçbir iyilik cezasız kalmaz mı gerçekten?

Yönetim-Yönetişim

Müdürler ve kastedilen anlamda yaşamının bir döneminde bir yerlerde yöneticilikte bulunmuş olanlarla ilgili fıkralar var dilimizde ve oldukça fazla. Bunlar fazla genelleyici tabii ve hiçbir çalışan topluluğunun tamamı iyi veya tamamı kötü olamaz, değil mi? Bir müdür yaşamıma girene, onun yönetim anlayışını tanıyana kadar bunu, çoğunlukla, yalnızca bir “ilke” olarak yaşamımda tutuyordum ve o sâlih kişiyi tanıdıktan sonra ise bu durum benim için gerçekliğe dönüştü, müdürler açısından da diğer çalışma alanları için olduğu kadar. Kendisine önyargı ile yaklaşana bile el uzatan; düşünsel, ideolojik, sendikal vb. her tür kalıbı aşarak işini “despotçasına ve ne olursa olsun kendi istediği gibi” yönetmek olarak değil de, anlayış göstermek, anlamaya çalışmak, insanları korkutarak, bir tavuğu iki bacağından ayırıp diğer tavuklara, insanlara göz dağı vererek değil de yönetişerek, insanları teşvik ederek yapmaya çalışan birini tanıdım.

Yönetim ekibinde yer alan insanlara da, bildikleri ve bazen bilmedikleri büyük veya küçük el uzatmalarda bulunmuş olan, keza diğer çalışanlara da elbette bilinen veya ayırdına varılmayan iyilikleri dokunan birini tanıdım; çünkü iyiliğin reklamı yapılmaz, değil mi? Ama bazen el uzattığınız birinin, diğer elinde bir balta tuttuğunu görürsünüz uçurumdan kurtardıktan sonra. Bu noktada aklımdan Âşık İhsanî’nin bir türküsünde geçen “Arkasından baltasını biledi” dizesi geçiyor nedense. El uzatırsınız, çeker kurtarırsınız ve o sizi uçuruma iter, baltayla da elinizi keser.

Dünya hep böyle mi?

Hiçbir iyilik cezasız kalmaz mı?

Gerçeğin Işığına

İyiler var, başlarına gelene/getirilene karşın iyi olmaktan vazgeçmeyen, daha doğrusu geçemeyenler var; çünkü iyi olmak onların özleridir.

Aşk ile, gerçekliğin yolu ile, bilgelik ile! Vardık, varız ve söyletilmeyen sözümüzü haykıracağız; “Var Olacağız!”

Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan