Heybemde Kelimeler

Pis Beyaz Yakalı

3 Eylül 2020

Yazı: Pis Beyaz Yakalı | Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık

Son yıllarda kalıplara sıkışmış olmaktan rahatsız pek çok insan yavaş yavaş uykularından uyanıp kendini keşfetmeye, keşfettikçe de asıl yaşamak istedikleri hayatın içinde bulundukları hayat olmadığını farketmeye başladılar.

Genelde hayat denen bu azgın nehrin ne kadar hızlı aktığını farkettikten sonra gelen bu aydınlanma, her zaman bir sorgulama ile son bulur. Bu sorgulama yepyeni kapılar ve pencereler ile hayatımıza yeni ışıklar katar, belki de bizi yepyeni yollara çıkartır.

Bu hayatta neyi hayal ettim ve hayal ettiklerimin hangilerini yaptım? Hayatımda şimdi bulunduğum nokta gerçekten bulunmak istediğim yer mi?

Yıllarca bize çizilmiş yollarda yürümeye alıştığımız için çoğumuz bu soruların cevabından mutlu olmayız. Keza çoğumuz bizler için toplum tarafından seçilmiş hayatları yaşarız. Pek az bir kesim de bu döngüyü kırma cesaretini gösterip, asıl hayal ettiği hayatı yaşamak için bugüne kadar biriktirdiği deneyimleri sırtına vurup kendini bulmaya yollara koyulur.

Her geçen yıl bu cesareti gösteren daha fazla cesur yürek duyuyor ve görüyoruz. Şehirdeki ışıklı hayatlarını kırsal kesimlerde tarım yapmak için bırakanlar, ince topuklu ayakkabılarla dövdükleri yerlerde şimdi yoga yapanlar, ya da benim gibi kurumsal hayatın rengarenk cümbüşü yerine bildiklerini paylaşarak çoğalmayı tercih edenler.

Buraya kadar herşey güzel. Ama ben bugün sizinle değişim yolculuğuna çıkan ve apayrı bir hayatta kendilerini yeniden gerçekleştirenleri konuşmak istemiyorum. Bu yolculuğa çıkmayı tercih etmeyenleri konuşmak istiyorum.

Herşeyde olduğu gibi kendini keşfetme, kurumsal hayatları bırakıp, yepyeni işlerle daha sakin yaşamları tercih etmek konusunda da bazı insanların oldukça fanatik olduğunu görüyorum. Yıllarca kurumsal hayatlarda çalışmış, belki çok mutsuz olmuş ama belki de mutlu olmuş bu insanları bugün kurumsal hayatı ve kurumsal hayatta var olmayı kötülerken görüyor, okuyorum. Çizginin bir tarafından öbür tarafına geçmiş bu güzel insanlar kurumsal hayatta karşı oldukları kalıpları çizginin bu tarafında yaratma peşindeler. Kendi kalıplarını, kendi yaşam felsefelerini, kendi hayattan zevk aldıkları şeyleri şehrin ışıklarını tercih edenlere empoze etmeye çalışıyorlar. İçlerinden çıkmak için çabaladıkları kalıpları şimdi hayatlarının diğer tarafında kalanlar için yaratıyorlar. Herkes aynı şeyi yapmak, aynı şeyden mutlu olmak zorundaymış gibi. Kendileri için iyi ve güzel olanı keşfetmiş olmaları, karşı oldukları zihniyeti devam ettirmelerine engel olmuyor. Çünkü onlara göre her zaman herkes için bir iyi ve bir kötü var. Kendilerini özgürleştirme şansına erişmiş bu insanların başkalarını kendi düşünce ve hayat anlayışlarına esir etmeye çalışmalarını anlamıyorum.

Bugüne kadar birbirinden farklı iki hayat yaşadım.

Belki hayatım bana çok daha farklı hayatlar yaşama imkanı ve isteği verir ve çok daha farklı şekillerde var olmaya devam ederim. Ama itiraf ediyorum ki hayatımın her iki şeklinden de müthiş bir haz alarak yaşadım, yaşıyorum. Kurumsal hayatın devlerinden birinde 16 yıl çalışırken her gün mutlu ve hevesle işime gidip geldim. Yaptığım işten büyük haz aldım, kendi sınırlarımı çok farklı yönlerde zorlayan bu hayatı ve bana öğrettiklerini sevdim. Stres üretmenize izin verdiği boyutta keyif verici olabilir. Ardından gelen adrenalinle evliliğinin sonucu ise mutlaka haz olur. Şanslıydım belki çünkü hep çok güzel çalışma arkadaşlarım, yol gösterici müdürlerim olmuştu. Ben kurumsal hayatımın bana sundukları ile mutluydum. Ne zamanki yaşadığım stresin seviyesi salgıladığım adrenalini gölgeleyecek boyuta geldi, ne zaman ki yaptığım iş beni mutlu etmemeye, artık kendimle ilgili bir şeyler öğrenememeye başladım o zaman kendim için başka bir sayfa seçtim bu romanda. Şimdi bambaşka bir hayat yaşayarak mutlu oluyorum. İleride belki de daha farklı bir hayat ile mutlu olacağım.

Çocukken bana büyüyünce ne olmak istersin diye sorduklarında birden fazla meslek söylerdim. Aralarında seçim yapmam söylendiğinde ise neden hepsini birden yapamıyorum ki, derdim. Keşke hayat yeteri kadar uzun olsa da onlarca farklı şekillerde var olabilsek. Şahsen hayatımla ilgili olarak istediğim, mümkün olduğu kadar farklı şekillerde var olarak mümkün olduğu kadar haz alabilmek, zenginleşebilmek. İşte bu sebeple çizginin o yakasında veya bu yakasında veya ortasında, neresinde olursa olsun kendi hayat şekli dışındakileri dışlamaya ve kötülemeye meyilli insanları anlamakta zorlanıyorum.

Pis beyaz yakalılar. Yaşasın yoga eğitmenleri. Kötü İstanbul, yaşasın güneyin herhangi bir yerinde kasaba hayatı.

Hayatlarını yeniden şekillendiren insanlar değil karşı olduğum, yeni yaşam biçimlerini dayatmaya çalışanlara karşıyım. Keşke herkese nasıl var olmak istiyorsa o şekilde var olma fırsatı tanısak. Hayatlarımızın yönünü değiştirdik diye aynı yolda kalanları fütursuzca eleştirmesek mesela. Kendi içimizde hayatlarımızı değiştirecek kadar cesaret gösterebilsek de sanırım hâlâ farklı olana karşı anlayışsızlığımızı koruyoruz. Kendi hayatımızı farklılaştırıyorsak herkes hayatını farklılaştırsın istiyoruz. Oysa ki hayatın çeşitliliğinin güzelliğine bir varabilsek…

Üçüncü gözü açılmış bu çok şanslı insan güruhunda en sevdiğim özellik ise hayatlarında bir değişiklik istemeyen beyaz yakalıları ısrarla kendi seçimlerinin daha doğru olduğuna ikna etmeye çalışmaları. Sizler ellerinizle bir şeyler üretmek, tarlada çalışıp, doğada kamp yapmak istiyor olabilirsiniz fakat bu herkesin mutlu yolu olmayabilir. Hayır hep beraber Kaş’a veya Bodrum’a veya Fethiye’ye taşınırsak oralarının İstanbul’dan ne farkı kalır. Bırak birileri de İstanbul’un keyfini sürsün be arkadaş. Belki o da sabırsızca herkesin Kaş’a yerleşmesini bekliyordur, olmaz mı?

Olmaz. Benim üçüncü ve dördüncü gözüm açıldı, zorla kendi perspektifimden gördüğümü senin de görmeni sağlayacağım. Çünkü hayatta sadece bir bakış açısı var. Bu çeşitlilik bize fazla gelir. Sen paşa paşa bırak o ofis hayatını katıl aramıza.

Babamın çocukluğumuzdan beri bize sarfettiği bazı kelimeler yolumu bulmamda hep yardımcı olmuştur.

“Kendini tanımak ve tanınmak. Ardından kendini gerçekleştirmek.”

Milyarlarca insanın yaşadığı bu kabukta herkesin kendini benzer şekillerde gerçekleştirmek istemesi mümkün olamaz. Bırakın herkes önce kendini tanısın, sonra da kendini özgürce gerçekleştirsin. Bu hayat şarkısında herkes kendi notalarına basmak ihtiyacında…

Pelin Öncüoğlu Işık

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Nazlı Pınar Kamacı 3 Eylül 2020 at 13:48

    Bravo tebrik ediyorum. Çok doğru noktalara parmak basmışsın. 👏

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 3 Eylül 2020 at 19:04

      Canım çok teşekkürler ❤️

  • Cevapla Burak Süalp 3 Eylül 2020 at 15:13

    Pelincim çok güzel bir noktaya dikkat çekmiş, harika yazmışsın. Bayıldım. Dediğin gibi, senin eski hayatında da ne kadar mutlu bir insan olduğunun en yakın tanıklarından biriyim. Aynı şekilde yeni hayatında da öyle. Umarım hep bu şekilde gider. Herkes mutlu olduğu hayatı yaşasın. İster şehirde, ister kırsalda.
     
    Kalemine sağlık canım arkadaşım!

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 3 Eylül 2020 at 19:03

      Canım Burakcım, yorumun için çok teşekkür ederim. Evet herkes kendi mutlu olduğu hayatı yaşasın. Kalıplar olmasın. ❤️

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan