Kültür & Sanat

Van Gogh’u Tanımak | 3

23 Eylül 2020

Bandaged Ear | Kulağı Bandajlı Otoportre | Vincent Van Gogh


Kulağı Bandajlı Otoportre | Vincent Van Gogh

 
 

Van Gogh’u Tanımak 👉 Birinci Bölüm
Van Gogh’u Tanımak 👉 İkinci Bölüm

 
 

Düşünceler üşüşünce
Başım kalabalıklaştı
Kalabalığa hiç gelemem
Zihnim fenalaştı
P.E

 
 

“Kendi eserime ne koymak istediğimi biliyorum ve sanata tam bir inancım olduğu içindir ki bunu var gücümle başarmaya çalışacağım, bu işte kendim yok olsam da.”

– Vincent Van Gogh

 
Vincent entelektüel biriydi. Kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplarda sayısız roman karakterinden bahsediyor, sanatçıların eserleri hakkında yorumlar yapıyordu. Zaman zaman renk teorisi konusundaki engin bilgilerini paylaşıyordu. Özellikle Japon sanatına hayranlık duymaktaydı. Japonların bir otu dahi dikkatle incelemeleri, sadelikleri, güçlü renk ve çizgileri onu derinden etkiliyordu.

Sanatçıların gelip özgürce çalışabileceği “Güneydeki Stüdyo” isimli projesini hayata geçirmek için Arles’da küçük, sarı renkli bir ev tuttu. Hiç vakit kaybetmeden birkaç sanatçıyı atölyesinde birlikte çalışmaya davet etti. Gauguin bu sanatçılardan biriydi. O da yokluk içinde, Vincent’la benzer bir durumdaydı. Kira masrafı olmaksızın başını sokacak bir çatı, gelir sıkıntısı yaşayan bir sanatçı için cazip bir teklifti. Vincent’ın da yoğun ısrarları eklenince Gauguin, Arles’ın yolunu tuttu.

Yazı: Van Gogh’u Tanımak - 3 | Yazan: Pelin EremGauguin’in gelişi şerefine Vincent evin her yerini kendi yaptığı “Sunflowers” (Ayçiçekleri) tablolarıyla donattı.

Sanatçı dostunu eserleriyle etkilemek istiyordu. Yalnızlığını paylaşacak olmanın -üstelik de bir sanatçıyla paylaşacak olmanın- heyecanıyla doluydu. Böylece sarı renkli evinde Gauguin’le birlikte yaşamaya ve çalışmaya başladılar.

Dengesiz ruh hâllerinin esiri olan Vincent, kendi kabuğunda kalmaktan hoşlanan ancak fevri davranışlar sergileyen Gauguin’le sık sık çatışıyordu. Sanat üzerine farklı görüşlere sahip olmaları da bu tartışmaları körükledi. Vincent’ın en büyük korkularından biri Gauguin’in evden ayrılmasıyla yeniden yalnız kalmaktı.

Yaşadıkları şiddetli tartışmalar sonucunda Gauguin, Vincent’ı evi terk etmekle tehdit etti. En büyük korkularından birinin hakikate dönüşebileceği gerçeği Vincent’ın krize girmesine sebep oldu. Önce elindeki usturayla Gauguin’i kovaladı, sonrasında kendi kulağını kesti. Kestiği kulağını gazete kağıdına sarıp bir hayat kadınına vererek onu dikkatle korumasını istedi.

Gittiği genelevde bilincini kaybeden Vincent polisler tarafından hastaneye kaldırıldı. Ertesi gün hastanede gözlerini açtığında çok fazla kan kaybetmişti ve yaşananları hatırlamıyordu. Bu esnada Gauguin de dehşete düşmüş bir hâlde evden ayrılmıştı.

Vincent yolunda olmayan bir şeyler olduğununun farkındaydı ve düzelmek arzusundaydı. Bu nedenle kendi isteğiyle akıl hastanesine yattı.

Rahatsızlığının ne olduğu konusunda çeşitli teoriler üretildi. Bir çeşit epilepsi olduğu düşünüldü, manik depresyonla ilişkilendirildi. O dönemde tıp dünyası “bipolar bozukluk” adlı hastalıktan henüz haberdar değildi.

Vincent hastanede üretimlerine aralıksız devam etti. Akıl sağlığı değişkenlik gösteriyor, iyi ve kötü günleri oluyordu. Yine hastanede geçirdiği günlerden birinde, yaşadığı kafa karışıklığı sonucu boyalarını yedi. Kısa bir dönem resim yapmaya ara vermek zorunda kaldı.

Hastanede kaldığı dönemde çok sayıda kopya resim yaptı. Özellikle de en beğendiği ressamlardan olan Millet’nin çalışmalarını kopyalıyordu. Kafasını toparlayamadığı zamanlarda yeni bir kompozisyon düşünmeksizin çalışmak onu sanata bağlıyordu.

The Starry Night | Yıldızlı Gece | Vincent Van Gogh


Yıldızlı Gece | Vincent Van Gogh

Bir yılda yüz elli resim bitirdi.

Bu, her iki-üç günde yeni bir eser yaptığı anlamına geliyordu. Çok üretkendi. Resim yapmak onu acılarından kurtarıyordu.

“The Starry Night” (Yıldızlı Gece) isimli meşhur tablosunu da akıl hastanesinde yaptı.

Bu dönemde talih yüzüne az da olsa güldü ve Brüksel’de altı adet eseri sergilendi. “The Red Vineyard” (Arles’te Kırmızı Bağ) hayatı boyunca satılan tek tablosu oldu.

Kendini daha iyi hisseden Vincent hastaneden çıktı ve Fransa’da bir köye yerleşti. Burada ruhsal bozukluğa sahip sanatçılarla ilgilenen Dr. Paul Gachet gözetiminde çalışmalarına devam etti. Kardeşi Theo’nun işinden ayrılmak istediğini öğrendiğinde, tek gelir kaynağını kaybetme korkusuyla hastalığı yeniden şiddetlendi.

The Red Vineyard | Arles’te Kırmızı Bağ | Vincent Van Gogh


Arles’te Kırmızı Bağ | Vincent Van Gogh

Tarlada resim yapmaya gittiği bir gün kendini tabancayla göğsünden vurdu.

Yaralı hâlde sürüklenerek evine ulaştı. Kurşun kalbine isabet etmemişti. Vincent’ın iyileşebileceğini düşündüler, ancak enfekte olan yara nedeniyle iki gün sonra kardeşi Theo’nun kollarında hayata veda etti.

Vincent iniş çıkışlarla dolu iç dünyasında bile hiçbir zaman sanatına olan inancını yitirmedi. Dur durak bilmeksizin çalışmaktan vazgeçmedi. Var gücüyle sarıldı hayallerine, gelmesini umduğu güzel günlerin yolunu gözledi.

Kader o ki, ölümünden altı hafta kadar sonra kardeşi Theo da rahatsızlandı ve ertesi yıl hayatını kaybetti. Vincent’ın dehasının farkına varan Theo’nun eşi Johanna oldu. Johanna ömrünün kalanında paha biçilmez eserlerin değeri anlaşılsın diye çabaladı. Onun sayesinde zamanla tablolar daha fazla alıcı buldu, müzelerde sergilenmeye başladı.

1914 yılında Vincent’ın Theo’ya yazdığı mektuplar basıldı. 1973 yılında ise “Van Gogh Museum” açıldı. Günümüzde her yıl bir buçuk milyondan fazla insan Amsterdam’daki bu müzeyi ziyaret ediyor. Kim bilir, belki Vincent da yıldızlardan bize göz kırpıyor, hayallerinin ötesindeki başarısına şahitlik ediyordur.

Pelin Erem

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan