Ay Işığı Yolcusu

Adı Nevin

6 Ekim 2020

Yazı: Adı Nevin | Yazan: Atakan Balcı“Adı Nevin”, soluğumu keserdi geceleyin. Tüm canlılarda vardır tin, yeldir, soluktur ama onun tenime karışan tini hiçbir alevde yoktur. Sözlüklere bakarsanız, yalnızca kişioğlunda vardır tin. Ama Ulu Önder’in 1980’de kapatılan Dil Kurumu değil, Kenan Evren’in 1982’de kurduğu kurum söylüyor bunu, siz seçin. Soluktur, yeldir tin; kim demiş soluk kişioğluna özgüdür diye? Ama ah Nevin!… Soluğuma karışan sesi, sesime karışan deli yel gibi esişi yaşam ötesi yaşamı duyumsatır bana, yokluğunun derin acısında bile.

Dem ve Alev

“Adı Nevin”, alev alev yakardı gözyaşları tenimi. Uzaklar yakın, yakınlar uzak olur onsuz kentin başlı başına kimseler, başlı başına yığın demek olan kalabalıklarında. Kızıl dem bakışları sevi ile yanardı, yer ve su iyeleri ateşe hayran bakardı, Nevin!… Kızıl dem içer, dem ile hemhâl olurdu Nevin, demdir, tende nemdir, tinde ten, tende sihirli dokunuştur Nevin, uzaklardan bile olsa dokunur sevdiğinde, adı Nevin!

Akıntılar

Tüm dar kafalı, damarları yosun tutmuş bireyler ona bakar kalırdı ve asla göremezlerdi ışıltısını. Görseler hayran kalırlardı en özel türde, görmediler hayran oldular en anlamaz, en bir “yığın”.. gözleriyle. Şehrin desenlerinde gizliydi Nevin, boğazda tüm akıntılar onun için, kaldırımlar onun için “akardı”.

Ay Işığı Kırmızısı

“Kırmızı” bir kapaktı Nevin, kırmızıyı alelâdeleştirenler anlamazdı. Adı kırmızı, gözleri kırmızı, kanı, tini, yeli kırmızıydı, Nevin. O konuşmasa türküler söylerdi gözleri, şarkılarla çağlardı gülüşü uzağıma, gözleride yaş, saçlarını okşayan yürek olan yakınlığıma. “Adı Nevin”, onun için söylenirdi tüm gönül titreten dizeler ay ışığı altında, geceleyin!

Kara Ay

Kara Ay kan ağlardı gündüz ve gece, acılarını duydukça içinde. Gökçe Ay pırıl pırıl, kimse görmez, duymazdı içten, sevdalı haykırışlarını, yüzündeki tuzlu yaraları, gök çukurları, alevli çatlakları, ekmek, tuz ve suyla beslenen sevdalı kuşların şarkılarını. Kara Ay kan ağlardı gündüz ve gece, gökçe ay pırıl pırıl. Paranın iki yüzüdür yığın için, birdir ikisi anlamaz yüreği karanlıklar bağlamışlar asla, Kara Ay nasıl gökçedir, gökçe ay Kara Ay’ın yüreliğini hem de nasıl gösterir? Yağmur yüklü bulutlar yoktur, bulutun kendisi yağmurlar doğurur, bulutlar yağmurdur.

Işıltılı Kırmızı

Adı Nevin, sevda ile bakardı gözlerime geceleyin. Gündüzleri koşturmaca, iş, dert; geceleri seviye aitti Nevin, en masum, ışıltılı kırmızıya.

Sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Burak Süalp 6 Ekim 2020 at 23:11

    Ne çok düşündüm daha ilk baştan okurken, tüm canlılarda mı var tin yoksa sadece “kişioğlunda” mı? Bilemedim. “Kişikızları” geldi sonra aklıma, dedim onlarda yok mu acaba? Derya içinde olup denizi bilmeyen kalabalıklar geldi, Candan ayrı yüce bir şeyse bu tin, onlarda da mı var? Karar veremedim, yazmayayım dedim, yazmış bulundum, o zaman silmeyeyim dedim, bu sefer de yazarak düşünmüş oldum..
     
    İçinde hem Kara Ay, hem Gökçe Ay taşıyan Kırmızı Nevin’ler düşündüm sonra. Karanlığı aydınlatan ışık ve ışığı dinlendiren karanlıkla. Işıkla, karanlıkla ve aşkla.
     
    Kalemine sağlık sevgili arkadaşım.

  • Cevapla Atakan Balcı 7 Ekim 2020 at 11:28

    Araplıktaki ruha karşılıktır “tin, kut ve sür” Türk kültüründe, kültürümüzde. Tin ve kut her canda, sür ise yalnızca kişide olur. Tin’in yokluğu bedensel ölümdür, yalnızca tin’in yokluğu, yalnızca tin’e özel.
     
    Güzel yorumun için teşekkürler!…

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan