İremushka’nın Panosu

Düşünceler ve Yansımaları

1 Ekim 2020

Yazı: Düşünceler ve Yansımaları | Yazan: İrem SavaşMerhaba, pandemi sırasında içinizi kaplayan kara bulutları hoop diye çekip almaya geldim. Aslında yalnızca bu süreçteki düşüncelerinizi değil, yaşamınız boyunca siz farkına dahi varmadan sizi yoran tüm düşüncelerinizi. Düşünceler ve yansımaları neler oluyor kendi hayatımdan örneklerle anlatmaya çalışacağım bugün.

Hep pozitif, herkese neşe saçan bir insanmışım gibi düşünmeyin beni tabii ki.

Ben bir ikizler burcuyum; kahkaha atarken içime ağladığım ya da çok mutluyken bir anda surat astığım da oluyor.

Toksik insanlarla bir arada kalmak zorunda oluyoruz ya hani bazen, zihnimize, hatta bedenimize de işkenceyi aslında kendimiz yapıyoruz. Bazen durup kendime diyorum “İrem niye kendine mobing uyguluyorsun?” Salıp, akışına bıraksam hemencecik çözülecek bir durum ama yok illa yoracağım beynimi.

Şöyle bir huyum var; bir tartışma anında yeterli ilgiyi görmeyeyim, eyvah eyvah karşımdaki yandı, her şeyin bedelini ödetir gibi davranıyorum. Aslında kendime yapıyorum. Bi’ de karşınızdaki bir erkekse zaten sizden tamamen farklı düşündüğü için o sizin neye takıldığınızı bile anlamıyor.

İlk kural: Empati

Hangi durumda, nerede, nasıl ve kimle sorun yaşama halinde olursanız olun, bu adım her şeyi çözer. Ancak empati tek bir tarafta işlevsel olduğunda sorun ancak %50 çözülebiliyor. “Bi’ karşıdakini gör, bir ona bak” dediğimde kendi zihnimde çözüm %100’e ulaşıyor. Bu da düşüncenin pozitif ilerlemesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor bana kalırsa.

İnsanları kalıplara sokmanın ayrıştırıcı olduğuna inandığım için pek dile getirmesem de istemsizce bazı insanlara karşı şu tavrı takınıyorum:

“İrem yani şuna bir bakar mısın? Zaten daha saygılı ve kaliteli bir hareket bekler miydin?”

Sonra karşımdakine bir gülücük atıyorum (son derece sahte olduğu alnımda bile yazıyor) ve diyorum ki kedi kendime; “Sabaha kadar gerilsem de aynı tas aynı hamam.” Hoop salıyorum pozitif düşünceyi zihnime. Bazen bir şarkı ile bazen sevdiğim insanla bir kahve ile.

İstanbul’dan Bursa’nın Karacabey ilçesine uzanan bir meslek değişimi serüveni yaşadım.

Annem de öğretmen ve yıllardır bu ilçede çalışmış. Aldı karşısına dedi ki “İrem çok yadırgayacaksın yerini. Alışırsın ama kendine zaman tanı, hemen pes etme ya da modun düşmesin.”

Tabii ben anlam veremedim.

Neyse ilk veli toplantısı atlattık. Ardından görüşmeler, çocuğa katkı nasıl sağlarız soruları, derken tüm çocuk ve velilerle içli dışlı olduk. Ben de bu arada her sorunda annemi arıyorum: Anne ya bak bu böyle dedi, ağzının payını verdim. Anne bak bu böyle yaptı hiç umursamadım.

Sonra bazı şeyleri içimde sindirdim ve o zaman annemin o cümlesini algılayabildim. İnsanların içsel eğitimlerinin olup olmadığı veya kendilerin ne derece yüklemeler yaptıkları bir merhaba deyişlerinde bile gözlenebiliyor. Sonra yine dedim ki sen pozitif ve doğru yaklaş. Kendini yorma çünkü potansiyel belli.

Cildimin bozulduğunu bile hissediyorum negatif duygu ve düşünceler içinde olduğumda. Hemen alnımın ortasında bir sivilce çıkıyor. Neden? Çünkü içim sıkıldı. Kimin umrunda? Kimsenin. Eee?

Sanki o sivilce insanlara karşı aydınlanmamı sağladı. Asla. Ama düşüncem beni etkilemiş oldu. Kısaca insanları olduğu gibi tanımladığımızda beklentimizi, bu pozitifleşme aşırı kolaylaşıyor.

Düşünceler ve Yansımaları

Pireyi deve yapmayı bırakıyorsunuz ve kendinizi mutlu etmenin yollarını arayıp adımlarınızı ona göre atıyorsunuz.

Eskiden olsa “Şimdi bir surat asayım da hatasını anlasın” diye beklediğim iğne ucu kadar hata değeri taşımayan olaylara şu an “Kaybedecek vaktimiz yok, kendimi üzecek de. Harekete geç” deyip, zihnimi susturup içimi rahatlatıyorum.

Özel hayatımdaki pozitifleşme işime, işimdeki pozitifleşme moduma ve hatta cildime, gözüme bile yansıyor.

Hayatınızın kontrolünü elinize alınca, düşüncelerinizi de kontrol etmeye başlıyor, böylece hamura şekil verir gibi yoğurabiliyorsunuz.

Hayat renkli, günler şeker 🍭

İrem Savaş

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 1 Ekim 2020 at 16:22

    İrem ablacım çok çok güzel bir yazı olmuş. 🎈Düşüncelerine çok katılıyorum. Özellikle şu iki sözüne ayrı bi’ katılıyorum:
     
    “Eskiden olsa ‘Şimdi bir surat asayım da hatasını anlasın’ diye beklediğim iğne ucu kadar hata değeri taşımayan olaylara şu an ‘Kaybedecek vaktimiz yok, kendimi üzecek de. Harekete geç’ deyip, zihnimi susturup içimi rahatlatıyorum.”
     
    “İnsanların içsel eğitimlerinin olup olmadığı veya kendilerin ne derece yüklemeler yaptıkları bir merhaba deyişlerinde bile gözlenebiliyor. Sonra yine dedim ki sen pozitif ve doğru yaklaş. Kendini yorma çünkü potansiyel belli.”

    • Cevapla İrem Savaş 3 Ekim 2020 at 13:13

      Pınar Sude kuşum, yorumun benim için çok değerli. Kocaman sevgiler ve teşekkürler yolluyorum sana. Fikirlerimizin de uyum halinde olması beni mutlu ediyor.
       
      Hayat renkli, günler şeker 🍭
      (Ama Pınar Sude kuşum daha şeker😚)

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 1 Ekim 2020 at 16:47

    Hayat hiçbir seyi takmayacak kadar kısa bence herkes gönlünden geçtiği gibi yaşamalı. O ne der, bu ne der deyip yormamalıyız kendimizi.

    • Cevapla İrem Savaş 3 Ekim 2020 at 13:14

      Cem abicim kesinlikle katılıyorum ben de sana. Kaybedecek hiç zamanımız yok, saat tik tak akıyor 🙋🏼‍♀️
       
      Sevgiler…

  • Cevapla Demet Uncu 2 Ekim 2020 at 13:49

    İremciğim, ne güzel bir dil bu böyle 🙂 Çok içten ve samimi. Bazı ortak noktalarımız var sanırım, özellikle ikizler burcu olman ile ilgili olanlara çok güldüm. Bir ikizler burcu insanı olarak seni çok iyi anlıyorum. Bu durum biraz çevremizdekilerin işini zorlaştırıyor ama yapacak bir şey yok, değil mi? Gülü seven dikenine katlanıyor olacak 😍
     
    Çok sevgiler

    • Cevapla İrem Savaş 3 Ekim 2020 at 13:16

      Demet Hanıım 😍 İkizler mutluluktur kim ne derse desin, içimiz kan ağlarken herkes mutlu olsun diye neşe saçmaya gayret gösteren sayılı karakter özelliklerini taşıyoruz bence. Yorumunuz için çook teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın 💜

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan