Biraz Kitap

Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten

13 Ekim 2020

Kitap: Erkekler Mars'tan, Kadınlar Venüs'ten | Yazar: John Gray | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten | John Gray

Erkekler ve kadınların farklı olduğunu anlatan ve bu farklılığa anlayışla yaklaşmamız için başka gezegenlerden gelmişiz gibi düşünmemizi isteyen bir kitap. Erkekler şöyledir, kadınlar böyledir genellemeleri bana pek sıcak gelmiyor ama neyse…

Marslı Erkekler

Kitapta erkekler her olumlu hareketlerinin ardından takdir bekleyen insanlar olarak resmedilmiş. Hep aferin bekliyorlar. Sofrayı mı topladın? Aferin! A-aaa bulaşıkları mı yıkadın sen? Bravo! Çocuğu parka mı çıkardın? Mükemmelsin! Gelirken süt mü aldın? Alkış!

Erkeklerin sevildiğini anlama şekli buymuş. Takdir edildikçe sevildiklerini anlıyorlarmış ve daha çok takdir edilmek için de daha çok iyi şeyler yapma istekleri oluyormuş. Kahraman olma isteği bir çeşit.

Erkeklerden bir şey yapmalarını isterken de “yapabilir misin?” diye sormak itici geliyormuş onlara. “Yapar mısın?” demek daha yerindeymiş. “Yapabilir misin, edebilir misin… ” gibi kalıplardan güvensizlik hissi alıyorlarmış. Bu da onlara itici geliyormuş. Kadının kendisine güvenmesinden (Yaparsın aşkım! Halledersin aşkım!) sevildiği hissini alıyorlarmış. Eleştirildiklerinde de kadının kendisine güvenmediği hissi aldıkları için sevilmedikleri zannına kapılıyorlarmış.

Ayrıca diyelim ki yapar mısın diye sorduk, hayır dedi. Bunu sessizlikle karşılamalıymışız. Hayır deme hakkı olduğunu ve hayır dediğinde kendisine gücenilmediğini gördükçe bir dahaki istekleri yerine getirmek için daha hevesli olurlarmış. Çünkü kadının isteğine hayır der ve kadın da dırdır ederse bu isteği baskı altında yerine getirdiği hissine kapılırmış, bu da onu itermiş. Baskı altında değil, kendi rızasıyla kadının isteklerini yerine getirmek istermiş.

İsteklerin net şekilde dile getirilmesi de önemliymiş. Kadınların ben söylemeyeyim, o anlasın arzusu işe yaramazmış, çünkü anlamazlarmış. Bu noktada yazar Marslı-Venüslü ayırımını hatırlatıyor.

Yazara göre kadın-erkek arasındaki ayırımı anlamak için erkeklerin Mars’ta, kadınların Venüs’te yetiştiğini düşünmek, bir gün Dünya’da bir araya geldiklerini varsaymak gerekirmiş. Böylece aynı dili konuşmadığımız, o yüzden birbirimize anlayışlı olmamız gerekirmiş.

Venüslü Kadınlar

Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten kitabının kadınlara nasıl davranılması ve davranılmaması gerektiği konusunda erkeklere verdiği tavsiye, kadınları dinlemek gerektiği.

Kadın bir sıkıntısını anlattığında erkeğin hemen o sıkıntıya bir çözüm sunması kadınlara itici gelirmiş. Kadın sadece anlatıp rahatlamak ve karşısındaki kişinin de kendisini dinleyerek duygularına ortak olmasını istermiş. Ona çözüm önerileri sunulduğunda kadın karşısındakinin kendisini dinlemediğini, kendisiyle ilgilenmediğini düşünürmüş. Özellikle erkeklerin “Takma kafana, sıkma canını, amma büyütüyorsun” tarzı söylemleri iyice kendilerini kötü hissettirirmiş.

Yazar burada erkeklere aklınıza geleni tutun, söylemeyin, kadın anlatsın, rahatlasın, sonra gerekirse söylersiniz diyor.

Mağara ve Kuyu

Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten kitabında yazar, erkeklerin zaman zaman kendi iç dünyalarına gitmek isteyebileceklerini, böyle zamanlarda onları rahat bırakmak gerektiğini öğütlüyor. Yazarın “mağara” diye adlandırdığı bu iç dünyasında kadınla görüşmek, konuşmak istemeyen erkek bir süre sonra sanki hiç gitmemiş gibi sevecenlikle geri dönermiş. Burada kadınların anlayışlı olmasını söylüyor. Eğer erkek bu mağaraya gidemez, gittiğinde de rahat bırakılmazsa kendisini baskı altında hissedip soğurmuş. Kadınlar erkeklerin bu gidişlerini bir sevgisizlik olarak görmemeliymiş.

Kadının iç dünyasına çekilmesi ile ilgili de benzer öğütlerde bulunup kadının iç dünyasını da “kuyu” diye adlandırıyor.

Evli Çiftler

Yazar kendisine gelen danışanlardan da örnekler veriyor. Uzun yıllardır evli olup boşanmanın eşiğindeki insanlar bu ve bunun gibi tavsiyelerle evliliklerini mutlu bir şekilde sürdürmüşler.

Uzun yıllar evli olup da birbirinin huyunu suyunu anlamamak mümkün mü gerçekten?

Gerçi yazar şu örneği veriyor ki haklı bence. Kadın erkeğe bir derdini anlatıyor. Erkek ya şöyle yap, böyle yap diye tavsiyesini verip gidiyor. Kadın bu durumda duyguları paylaşılmadığı için kendisini kötü hissediyor. Ya da erkek bunda üzülecek ne var diyor, kadın da sorunun kendisinde olduğu hissine kapılıyor, yine kendini kötü hissediyor. Bunun ardından kadın bir daha bir derdini erkeğe anlatmamaya karar veriyor. Çünkü erkekten aldığı yanıtlar onu sessizliğe itiyor. Ona anlatmadıkça da içinde birikiyor. Ve evet, bir gün birikenler volkanik bir etkiyle patlıyor.

Bu noktada yazarın “Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten”de anlattıkları belki işe yarayabilir. İletişimi kesmemek, anlayacağı dilden konuşmak.

Sevgi Dili

Ben kadın olarak okuduğum için sanki bana yükleniliyormuş, kadın hep alttan alsın, suyuna gitsin isteniyormuş gibi bir önyargıyla okudum ama aslında yazar eşit davranmaya çalışmış. Erkeklere de eş düzeyde ödev yüklemiş.

Bir parça anlayabiliyorum. Herkesin sevgisini gösterme ve sevildiğini anlama şekli farklı olabilir. Anne babalarımızdan, bizi büyütenlerden ne gördüysek, ne öğrendiysek onları sürdürüyoruz bir ömür. Üstüne kendi kendimizi yetiştirmemizden de bir şeyler katıyoruz. Sonra bambaşka koşullarda yetişmiş bir insandan bizi anlamasını ve sevmesini istiyoruz.

Karşılıklı anlayış ve çaba ile olursa olur, olmazsa da olmaz be amaaan.
 
 

NOT: Bu konularla ilgili;

bkz: Beş Sevgi Dili
bkz: Erkek Beyni
 
 
Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 18 Ekim 2020 at 10:08

    “Erkekler şöyledir, kadınlar böyledir genellemeleri bana pek sıcak gelmiyor” yazmışsın ya aynen katılıyorum. Biri Mars’tan diğeri Venüs’ten diye diye ayrıştırıyoruz. Yok kadın şöyle, erkek böyle. Yoo değil, hele de bu kafayla yetiştirilmediklerinde hiç değil 😉
     
    Öperim kuzum 😘

    • Cevapla Hülya Erarslan 20 Ekim 2020 at 19:47

      Anlamaya çalışmak güzel bir çaba bence. Birbirimizi tanımaya, anlamaya çalışalım. Negzel.
       
      Ama evet ayrıştırma ve genellemede bana sıcak gelmeyen bir şey var. Böyle mmhh nasıl desem, tatsız.
       
      Ben de öpüyorum. 🙂

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan