Bi' Dolu Mola

Tek Nota

8 Ekim 2020

Öykü: Tek Nota | Yazan: Elif Bilici

Son zamanlarda alt komşusunun evinden gelen piyano sesini dinlemek takıntı haline gelmişti. Çocuk şarkısıydı çalan melodi, belli ki evin küçük kızı piyano çalmayı öğreniyordu. Aynı şarkı sürekli ama sürekli çalıyordu. Her defasında şarkının aynı yerinde birkaç saniye duraklama oluyor ve sonra devam ediyordu. Hep aynı yerde kesiliyordu piyanonun sesi. Çalan kişi aynı notada kitleniyor, tüm melodi ahenkle akarken aniden bıçak gibi kesiliyordu. Bugün de dördüncü defa aynı notada takılı kalmıştı.

Kendisinin de muhteşem müzik kulağı yoktu, hatta müzikle tek ilişkisi dinlemekti. Çalışırken, yemek yaparken, uyumaya çalışırken kırmızı kulaklıkları hep kulaklarındaydı.

Dikkati dağıldı birden, huzursuzlandı.

Her hafta sonu aynı şarkının çalınamayışını dinlemek artık sinirlerini bozmuştu.

Kendisi ile özdeşleştirmişti belki de, bazen ne kadar çalışırsan çalış sonu bağlanamayınca hiçbir şey yapmamış gibi olursun. Bu da öyleydi, küçük kızın aynı hevesle bilmem kaçıncı kez başlayıp, asla sonunu getirememesi…

Kalktı yerinden, başka odaya geçersem rahat ederim diye düşündü. Hatta bir de spor yaparsa hem sakinleşip hem de vücudu için iyi bir şey yapmış olacağı geldi aklına.

Salonun ortasına matını serdi, telefondan bir yogaya giriş videosu açtı. Çok bilgi sahibi değildi bu konuda ancak esnemeye ve vücut ağırlığını hissetmeye, bir dinginliğe ihtiyacı vardı. Yarım saat boyunca tüm komutları dinledi, uyguladı ve sonunda mata uzandı. Kafasını başka bir işle meşgul etmek, bedenini yormak ne güzel gelmişti. Gözlerini kapadı, sessizlik anında gülümsediğini fark etti.

İşte olmuştu; bütün enerjisini pozitif yönde çevirmiş, kaslarının belli belirsiz ağrısını duyumsamaya başlamıştı.

Uzanıp sonraki videoya geçmeden videoyu kapattı, kafasını yeniden yere koyduğunda dikkati yine alt komşudan gelen sese odaklanmıştı.

Yine aynı notada duraksama oldu.

Sakin olma çabası boşa gitmişti, ne vardı yerde o kadar uzun yatacak?

Hızlıca, söylenerek kalktı, telefonu eline aldı. Bir müzik açtı, genelde akustik şarkılar dinlerdi ama bu defa daha hareketli bir liste buldu. Kendine kahve yapmak için kahve makinesini çalıştırdı. Tam altı dakikada olacaktı kahvesi. Kahvenin yanında yiyecek bir şeyler olmasının iyi olacağını düşündü, dışarı çıkacak enerjiyi kendinde bulamadı. İçinden “Neyse artık…” dedi.

Mutfağın camından sokaktaki köpeği izledi. Gelene geçene havlardı. Ama sakindi bir süredir. Demek sokaktan çok yabancı geçmemişti. Bazen apartmanın bahçesine girer sonra nereden çıkacağını bilemezdi. Şaşkın köpek. İlk ne zaman sevmişti bu köpeği hatırlamaya çalıştı. Hatırlayamamıştı, oysa sadece bir senedir burada oturuyordu. Makineden gelen sesle irkildi. Altı dakika çok uzun sürmüştü, son bir senenin anılarını zihninde tarayacak kadar uzun.

Kahvesini alıp kitaplığının başına geçti. Okuduğu kitabı yarım bırakmak huyu değildi aslında, bugün kitabına devam etmek değil de çok sevdiği eski kitaplarından birini yeniden okumak istedi. Bazen yapardı bunu, elindekine devam etmek için bir an soluklanır, eskilere gider, altını çizdiği cümleleri okur ve ne düşündüğünü tartardı. İnsan böyleydi, sürekli gelişir, değişirdi.

Cümlelerin altını ilk çizdiğinde ne düşündüğünü hep merak ederdi, bu da kendi zihni ile oynadığı bir oyundu.

Kitabını seçti, kahvesini kitaplığın rafından aldı. Evin balkonuna doğru ilerledi, güzel olmuştu burası. Küçük ama samimi, önü ferah. Hafif camı aralayıp yerdeki mindere oturdu. Kitabını eline aldı, okumaya başladı. Balkonun camını açmaya karar verdi, kapalı balkonun en büyük faydasının her mevsim kullanabilir olduğunu düşündü. Camı açtı, tekrar minderine yerleşti. Kahvesinden bir yudum aldı. Kitabı karıştırmaya başladı, dışarıdan gelen kuş ve çocuk sesleri mutlu etmişti.

Tam o anda yine aynısı oldu, şarkı çalınırken aynı notada durdu. Bu defa sinirlenmedi, sadece gülümsedi. Aşağıdaki de kendisi kadar azimliydi. Komşusu öğrenmeye ne kadar azimliyse, o da yılmadan kafasını uzaklaştırıp gününü tamamlama konusunda en az o kadar azimliydi.

Kahvesinden bir yudum aldı, kitabını dizlerine koydu.

“Haydi küçük kız, yılmadan tekrar dene. Elbet yapacaksın!” diye geçirdi içinden.

Elif Bilici

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

5 Yorum

  • Cevapla Burak Süalp 8 Ekim 2020 at 17:54

    Sevgili Elif, çok hoş bir öykü olmuş. Milyonlarca insan dipdibe fakat bir o kadar da birbirimizden uzak yaşarken öykünün sonundaki empati çok mutlu etti beni. Hele aşağıdan gelen müziğin kaynağı gürültülü bir oyuncak falan değil gerçekten öğrenmeye çalışan küçük bir kız çocuğuysa sanırım her şeye katlanılır.
     
    Kalemine sağlık arkadaşım.

    • Cevapla Elif Bilici 9 Ekim 2020 at 10:15

      Aslında bazen bize gürültü gibi gelen şeyler de başkaları için çok önemli olabilir, değil mi? Senin de dediğin gibi dip dibe kutuların içinde yaşıyoruz ama birbirimizi anlamaktan, empatiden yoksunuz.
       
      Beğenmene çok sevindim.
       
      Sevgiler

  • Cevapla Beril Erem 8 Ekim 2020 at 23:24

    Elif’cim,
     
    Çok erken bir son yazmışsın öyküne. Daha çok okumak isterdim:) Hayatın sıkıcı tekrarları ne önemli aslında hepimizin hayatında. Bu tekrarlardan birinde sıkılsak ve vazgeçsek, düşünsene hayatımız ne büyük ölçüde değişirdi.
     
    Hikayenin tonu çok hoşuma gitti. Piyanodaki o tek tondaki duraksamalarda ve başa dönüşlerde ana karakterin de o anda duraksayıp geçmişe dönüşler yaşamasını ve onunla ilgili daha çok öğrenmeyi isterdim ben açıkçası.
     
    Örneğin okuduğu kitaplarda beğendiği yerleri işaretlemesi ama sonradan onlara geri dönüp “bunları acaba neden işaretlemişim?” sorgusu bile ana karakterin o süreç içinde geliştiğini ve eskiden okuduğu kitapta önemli bulduğu yerleri artık önemsemediğini ya da o kısımları artık öğrendiği için önemsizleştirdiğini anlatıyor okuyucuya. Yin Yang gibi… Kocaman bir döngü (tekrar) içinde aslında heyecan veren, çatışan olayların bütünde yarattığı denge gibi.
     
    Kalemine sağlık Elif’cim, gerçekten güzel bir öykü idi👏

    • Cevapla Elif Bilici 9 Ekim 2020 at 10:26

      Hayatımızda tekrarların zannettiğimizden daha çok yeri olduğuna inanlardanım. Sizin de dediğiniz gibi birinden dahi vazgeçsek, ne kadar çok değişir aslında her şey, domino taşı misali.
       
      Ayrıca yorumlarınız çok kıymetli, okuyunca daha da derinleştirebileceğimi farketmemi sağladınız. Tek boyuttan geçmişe gidip bir bağ kurmak ve döngü sağlamak fikri muazzam. Ben bunu ilerideki öykülerde deneyimlemeye çalışayım 🙂
       
      Beğenmenize çok çok mutlu oldum, sevgiler.

  • Cevapla Aşkın Temmuz 9 Ekim 2020 at 12:31

    Yanıbaşında bir komşu
    Bir enstrüman
    Notalarla boğuşan kız çocuğu
    Onlarca nota içinde bir hata
    Yanlış basılan tuş
    Hatalı üflenen nefes…
    Tabii ki kulak tırmalar, tamam,
    Ve fakat o azim, o kadar çaba
    Bir an gelip anlamak ne güzel…
    Kaç kişiyiz anlayacak…
     
    Ve kim bilir ne güzel insan o anne baba
    Başlı başına karanlığa isyan değil midir
    Bugün kız çocuğunu müzikle büyütmek
    Ben olsam bir de kahve yapar
    Gider tanışırdım onlarla…
     
    Yaza yaza, sevgimle…

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan