Patikli Seyyah

Tren a las Nubes | Bulutlara Yolculuk

1 Ekim 2020

Tren a las Nubes | Bulutlara Yolculuk, Dünyanın En Tehlikeli Tren Yolculuğu | Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık

Bu sabah güneş sıcak ellerini Arjantin’in kızıl topraklı güzel şehri Salta‘nın yüzüne sürmeden çok önce hazırladığım küçük bir sırt çantası ile yola koyuldum. Güney Yarım Kürenin kış sabahı, ayazı ile bana günaydın derken Salta’nın taş döşeli dar sokaklarının üzerinde hâlâ tatlı bir uyku mevcuttu. Köşedeki empanada* dükkanı çoktan mis gibi kokuları sokağa bırakmıştı bile.

Linda (güzel) Salta’yı her bir adımımla severek yavaş yavaş Salta tren istasyonuna vardım. Şehir hâlâ uyurken geceden kalan son karanlıkların içinde büyük bir turist kalabalığının arasında yerimi aldım. Güney Amerika kıtasına adım attıktan çok kısa bir süre sonra kalbime ve aklıma girmiş olan bu yolculuğun heyecanı içinde beklemeye başladım.

Tren a las Nubes | Bulutlara Yolculuk

Tam çevirisi Bulutlara Tren.

And Dağlarının arasında 29 köprü, 21 tünel, 13 viyadükt, 2 spiral ve 2 zig zag tırmanış içeren dünyanın en yüksek üçüncü tren yolculuğudur.

Bulutlara Tren “Tren a las nubes” ile yolculuk yapmak için Güney Amerika’da normal şartlarda en az bir haftada harcadığım bir miktarı 100 Amerikan Doları’nı (1188 Arjantin Doları) ellerim biraz titreyerek ödedim.

Sabahın 06:30’unda Salta tren istasyonunu dolduran bu heyecanlı turist grubu teker teker turuncu boyalı trene binmeye başladı. Ben her zamanki gibi tek başıma seyahat ediyordum. Yanımda fotoğraf makinem, birkaç küçük parça atıştırmalığım, suyum ve tabii ki yogunlaşacak duygularımı yazmak için kağıt-kalemim vardı. 16 saatlik bu yolculukta İngilizce ve İspanyolca tren yolunun tarihini ve geçtiğimiz yerleri bizlere anlatan Quechua yerlisi, Arjantinli bir rehber hanımın tatlı sesi bizlere eşlik ediyordu.

Dünyanın üçüncü en yüksek tren yolculuğuna hoş geldiniz!

Pek çok sırt çantalı gezginin rotalarını Kuzey Arjantin’in güzel şehri Salta’ya çevirmesinin en önemli sebebi olan bu tren yolculuğu aslında hak ettiği şöhreti yakalayamamış. Dünya’nın en yüksekten geçen 3. tren yolculuğu olmasının dışında, bu yüksekliklerde incecik köprüler üzerinden geçen tren rayları, 4000 metrelerdeki viyadükleri, köprüleri ile yolcularına dudak uçuklatan korkutucu ama bir o kadar da muhteşem manzaralar sunuyor.

Yolculuğa başladığınız ilk nokta olan Salta şehri aslında denizden sadece 1.187 metre yüksekliğinde. Yolculuk boyunca ulaşılan en yüksek nokta ise 4220 metredeki La Polvorilla Viyadükü. Yolcuları en çok zorlayan da bu kadar yüksek irtifaları bu kadar kısa sürede tren ile katediyor olmak. Pek çok bireyin bünyesi saatler içinde 3000 metrelik bir irtifa yükselişine adapte olamadığı için trendeki vagonlarda bolca oksijen tüpü bulunuyor. Fiziksel olarak zorlayıcı şartları yüzünden bu yolculuğa katılabilmek için bilinen ciddi bir rahatsızlığınızın olmaması gerekiyor.

Salta eyaletinin kızıl topraklı vadilerinde süzülmeye başlayan tren, yer yer kıvrılarak tren yoluna eşlik eden ırmaklar ile gözlerimizi okşayan manzaralar sunuyordu. Yolculuğun ilk büyük irtifa çıkışını El Alisal ve Chorrillos arasındaki 2 zig zag geçiş ile 300 metrelik dik bir çıkış yaparak irtifa aldık. Zig zag tren rayları, kısa sürede irtifa alabilmek için dikeye çok yakın bir açıda yükselen raylardan oluşan ve zig zag çizen ray yapılarıdır.

Tren yükseldikçe And Dağları’nın hırçın zirveleri bizlere eşlik etmeye başladı. Gün, alaca karanlığını üzerinden atarken birkaç yerleşim yerinden geçen sarı turuncu boyalı trenimizin peşine bir grup Quechua yerlisi çocuk takıldı ve dakikalarca pencerelerimizin önünde koşarak bizlere eşlik ettiler.

Gün turuncu pembe yüzünü gökyüzüne sürmüş, yolumuzu ve içinden geçtiğimiz vadileri aydınlatmaya başlamıştı.

Penceremin kenarında koşuşturan çocukların coşkulu, pırıl pırıl yüzlerini seyre dalmıştım. Genç rehberin sesi ile içine daldığım hayâl dünyamdan çıktım.

Rehber yumuşacık aksanlı sesi ile iki ülkeyi birleştiren bu tren raylarının hikayesini anlatıyordu. Tren a las Nubes yolculuğunun yapıldığı bu hat 1922 yılında And dağlarını aşarak Şili ve Arjantini birleştirmek amacıyla döşenmeye başlamış. Rotanın en yüksek noktası olan La Polvorilla Viyadükü 1932 yılında bitirilmiş. Amerikalı mühendis Richard Maury yönetimindeki tren yolunun bütün inşaatı ise ancak 1948 yılında bitirilebilmiş. Tren yıllarca Şili ve Arjantin arasında maden taşımacılığı için kullanılmış. 1972 yılından beri de dünya mirası tren yolculukları kapsamına alınan bu rota turistlerin de seyahatine açılmış.

Benim bu tecrübeyi yaşadığım yıllarda Tren a Las Nubes turistler için sadece haftada bir kere sefer yapıyordu. Salta’da başlayan bu harika yolculuk, yolculuğun en yüksek noktası olan La Polvorilla’ya kadar devam ediyor ve ardından tren Salta’ya geri dönüyordu. Toplamda 434 km’lik bir yolculuğu 16 saat gibi bir sürede tamamlıyordunuz.

Yolculuğun en yüksek noktası olan La Polvorilla’ya yaklaşırken tren raylarının kenarlarında pek çok Quechua yerlesi görmeye başladık. Tren rayları ile kızıl dağların arasında kalan ufacık alanlara kendilerinin yaptığı el işi malzemeleri dizmişler, topraklarını ziyaret eden bu beyaz insanların geçimlerine katkıda bulunmalarını bekliyorlardı. Quechua kültürüne has rengarenk yün işleri büyük bir renk cümbüşü içinde kendi kendilerini pazarlarken, kavruk, güler yüzlü utangaç genç kadınlar kendilerine çevrilen kameralardan kaçmak için yüzlerini ellerinin arkasında saklıyorlardı.

Ve nihayet rotanın en yüksek noktasındayım. 4220 metredeki La Polvorilla Viyadükü’nde.

La Polvorilla Viyadükü

Tren burada mola verdi. Manzaranın tadını çıkartmak için hepimiz bizler için yapılmış seyir teraslarına çıktık. Önümde viyadükün incecik yükselen silüeti ve arkasında And Dağları’nın gölgeleri. Arjantin’in bu en kurak topraklarında masmavi bir kış göğünün altında muhteşem bir manzara. Çekebildiğim kadarını burun deliklerimden hafızama çektim. Mutluluk ve huzur alışık olduğu üzere dudaklarımın kenarındaki yerini almıştı bile. Mümkün olduğu kadar çok şeyi hatırımda götürebilmek için gözlerimi kırpmaktan imtina ettim. O anı hapsedebilmek için birkaç kare fotoğraf da çektim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Geri dönüş yolunda ilk durağımız San Antonio de los Cobres.

San Antonio de los Cobres

3774 metredeki bu istasyon para harcamak isteyen beyaz kapitalist dünyanın yolcuları için harika bir durak. Pek çok Quechua yerlisinin rengarenk el emegi ürünlerini yer sergilerinde sattığı, sokak satıcılarının leziz kokular ve lezzetlerle insanları kendine çektiği, yerli çocukların belki biraz bahşiş alırım diye tüm sevimlilikleri ile etraflarda koşturdukları bir renk ve koku cümbüşü sizi karşılayan.

Turistik fiyatlarla alıcılarını bekleyen eşyalara göz gezdirip elime bir poşet Güney Amerika usulu karamelize şekerli kavrulmuş fıstık alıp bir köşede insanları izlemeye çekildim. Ne de olsa yarım saat daha buradaydık. Yerli çocukların fazlasıyla dikkatini çekmiş olmalıyım ki benden bahşiş alamayacaklarını bilmelerine rağmen kısa sürede çevremi sardılar. Güney Amerika’da seyahat ederken İtalyancamdan evrilttiğim ve sonunda da epey ilerlettiğim İspanyolcamla onlarla muhabbet ettikçe bana daha çok sokulmaya, giysimlerimi ve beni incelemeye başladılar. Sıcacık yüzlerinden okunan merak dolu bakışları ile öğrenmeye, keşfetmeye aç bu çocuklar beni öyle etkilediler ki dakikaların nasıl geçtiğini farketmedim.

Trenimiz yola çıkmak için düdüklerini öttürmeye başlamıştı. Kısa süreli arkadaşlarımı San Antonio de los Cobres’de bırakarak Salta’ya yol alan trenime bindim. Dönüş yolunda da aynı güzel manzaralar penceremden akarken hissettiklerimi unutmamak için defterime birkaç küçük not karaladım.

İçinde biriken hikayelerle ağırlaşan heybemi çıkartıp kucağıma koydum. Verdiği huzur ile birlikte sallanarak yol alan trende tatlı bir uykuya daldım.

Bugün bu yolculuğu yapmak

Tren a las Nubes yolculuğunu 2014 yılının haziran ayında deneyimlemiştim. Ben bu yolculuğu yaptıktan 1 ay kadar sonra 2014 temmuzunda Abra Munano yakınlarında 4000 metre yükseklikte tren raylardan çıktı. Trenin içindeki 400 yolcu ancak saatler süren çalışmalar sonucunda trenden çıkartılabildiler. O tarihten sonra nisan 2015 yılına kadar raylar bakım altında kaldı. Ve hat ancak nisan 2015 yılında tekrar yolculuk için açıldı. Fakat rotanın yaklaşık %80 kadarı otobüslerle gidiliyor ve sadece 21 km’lik çok küçük bir kısmı Tren a las Nubes treni ile gidilebiliyor. Turistik Tren a las Nubes treni bir daha Salta istasyonundan ayrılıp Salta istasyonuna dönen seferini yapmadı.

🌟 Dünya’daki diğer korkutucu tren rotalarına göz atmak isterseniz alttaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz:

https://ceoworld.biz/2019/08/01/these-are-the-scariest-train-routes-in-the-world/
 

Tren a las Nubes, YouTube Videosu

 
 
Pelin Öncüoğlu Işık

 
 

Notlar & Açıklamalar:

* Empanada, İspanya, Orta Amerika (Meksika), Filipinler ve başta Şili, Arjantin, Paraguay, Uruguay, Peru, Bolivya, Kolombiya, Ekvador ve Venezuela olmak üzere Güney Amerika’da içi doldurularak yapılan ve yenen bir börektir. Bolivya’da Empanada’ya Salteña denir ki adını, kökeninin geldiği yer olarak tahmin edilen Arjantin şehri Salta’dan alır. – Vikipedi ⇡⇡⇡

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Burak Süalp 1 Ekim 2020 at 13:35

    Pelincim, bu sabah hayli geç kalktım. Birkaç mesaja cevap verdikten sonra, kahvemi koydum, çalışmak için bilgisayarın başına oturdum ki senin yazının bildirimi geldi. Madem güne ekstra bir keyifle başlayacağım, tam olsun diye bir de sütlü çikolata patlattım, yazının şerefine 😂
     
    Gittiğin yerlere inanamıyorum. Yükseklik korkusu olan bir arkadaşın olarak, değil o trene binmek, La Polvorilla Viyadükü fotoğraflarına bile zor baktım. Aklım gitti. Bi’ ara “Ya bu tren yolunu inşa atmeye ne gerek varmış, atla gitselermiş olmaz mıymış” diye düşünmedim desem yalan olur 🤣 Cevabımı aşağıda aldım tabi: Maden taşımacılığı. San Antonio’daki kısa süreli arkadaşlarına ayrıca bayıldım.
     
    Tam, acaba imkanım olsa bu yolculuğu yapar mıydım diye düşünüyordum ki yazının sonuna geldim. Neyse ki yapamıyormuşum 🤣 Zaten bana üste 100 Dolar verseler o trene binemem. Ama bu yolculuk o haliyle tarihe karışmadan önce senin yapabilmiş olmana çok çok mutlu oldum.
     
    Güne mükemmel bir başlangıç yapmamı sağladın canım arkadaşım. Gezen ayakların, yazan ellerin dert görmesin.

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 2 Ekim 2020 at 11:10

      Burakcimmm, ne güzel bir yorum. Çok teşekkürler ❤️ Sabahın en güzel saatlerini bana ayirmana ayrıca sevindim. Gününe enerji katabildiysem ne mutlu bana 😍 Okuduğun, yorum yazdığın için çok teşekkür ederim 🙂

      • Cevapla Ayşegül Soyalp 3 Ekim 2020 at 11:35

        Yakaladığın anı ve fırsatı değerlendirmek adına çok ozellikli bir yazı olmus. Aaa dersen ki sen yapar mıydın; “Ğstüne 1000 usd versen beni böyle bir rotada ve yapıda bir trene binmeye ikna edemezsin, yukseklik korkum var” derim.
         
        Cesur yüreğini tebrik ederim. “İyi ki” dediğini duyar gibiyim, zira bir daha istesen de mümkün olamayacak, muhteşem bir deneyime zamanında evet demişsin.
         
        Sevgiler

        • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 12 Ekim 2020 at 15:16

          Aysegul Hanım çok teşekkürler 🙂❤️ Evet bu anı benim iyikilerim arasında. Sizinle de bu şekilde de olsa paylasabilmis olmaktan çok mutluyum 🙂

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 1 Ekim 2020 at 16:39

    Gerçekten hayranım sana kadın 😁 Bu yolculuğun her durağı olağanüstüydü gerçekten.
     
    Tren rotasını deneyimlemeyi ciddi şekilde hayal etmiştim ki yapılamayacağını okudum. İyi ki, iyi ki yapmışsın bu yolculuğu canım. Bizler de sayende ortak olduk bu maceraya.
     
    Hep gez, hep yaz Pelincim 🤗

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 2 Ekim 2020 at 11:15

      Didemcim yorumun için çok teşekkürler ♥️ Duygularımız karşılıklı biliyorsun 😂🙈😍
       
      O tren rotasının küçük bir versiyonu hâlâ yapılıyor. O da benzer bir tat veriyordur bence. Sen o taraflara gitneye karar ver ben sana yüklü bir liste hazırlayacağım zaten. 😘 Okuduğun, yorum yaptığın için çok teşekkür ederim ❤️

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan