Tüm Yazıları

Beril Erem

Uykusuz Klavye

Kapımda Ayrılık Var – 3

4. GÜN | Yenik Kumandan Savaş Alanını Geziyor Aşk, Ah aşk… Kalbimden içeri, en derinlerimdeki aşk. Sevdiğimin gözlerinde, Her şeyi zamansız yenik bırakan aşk. Kadınlığım ya da erkekliğim neye yarar? Sen olmasan aşk. Aşk, Ah aşk… Saat yedi. Gözlerimde inanılmaz bir ağrı ile uyandım.…

19 Nisan 2018
Uykusuz Klavye

Kapımda Ayrılık Var – 2

3. GÜN| Ah Ayrılık! Yaman Ayrılık! İnsan kendi kendine ne zaman konuşmaya başlar? Yalnız hissettiğinde? Delirdiğinde? Ya da belki delirmemek için? Ya da içinde çok şey biriktirdiğinde? Bakmayın, hepimizin içi çöplüğe dönmüş durumda aslında. Dönüştürmeden veya atamadan o çer çöpü bastıra bastıra en derinlerimize…

12 Nisan 2018
Uykusuz Klavye

Kapımda Ayrılık Var – 1

  1.GÜN | Kara Gün   Dün gece bitti her şey… Akbabanın Anka’nın yuvasını dağıttığı gibi Kahpe aydınlık da dağıttı içinde yittiğim yatağımızı Faniydik, Biliyordum ne zamandır da Konduramıyordum bir türlü Bir kayıp masal zincirlemişlerdi çünkü sırtımıza Küllerinden doğan zümrüt Anka kuşunu anlatan. O gittikten…

5 Nisan 2018
Neden?
Uykusuz Klavye

Neden?

“Nasılsın?” diye sordu ilk. Bu sorunun altında aslında onlarca başka soru yatıyordu. Etraflarındaki insan kalabalığının farkında olmadığı, sadece ikisinin bildiği onlarca soru. Geçmiş zamanın hesabını sorar gibi değil de sanki başka türlüsünün mümkün olup olmadığının cevabını arayan sorular. “İyi diyelim, iyi olalım.” diye yanıtladı.…

22 Mart 2018
Tetikçi
Uykusuz Klavye

Bir Tetikçi ile Mülakat

Bugün birini öldürdüm. Genelde öldürdüğüm insanların kim oldukları ile ilgilenmem. Onlar benim için bir isim ve fotoğraftan ibaretlerdir. Bilmek benim işim de değil zaten. Ben söyleneni yapan bir tetikçiyim sadece. Çoğunlukla bu dünyadan bir pisliği temizlemiş olmanın haklılığına dayandırdığım rahatlıkla gözümü kırpmadan yapıyorum bu…

8 Mart 2018
Kanser. İncitmebeni
Uykusuz Klavye

İncitmebeni

Televizyonun sesini sonuna kadar açtı. Amacı kafasındaki diğer sesi susturmaktı. Ne var ki; o sesin başka bir gürültü ile bastırılabilecek gerçek bir tınısı, bir titreşimi yoktu. Yani tüm dünyanın bildiği şekliyle aslında bir ses bile sayılmazdı. Bedendeki tüm hücrelere bir kanser gibi sızan, teklifsiz,…

22 Şubat 2018
Beril Erem’in Kusursuz Davet yazısı için sırt sırtta iki kadın fotoğrafı
Uykusuz Klavye

Kusursuz Davet

“Bugün doğum günüm. İyi ki doğmuşum! Ben olmasaydım, eminim bir sürü insanın hayatı verimsiz bir toprak gibi çorak, ölgün ve renksiz olurdu. Otuz beşime merdiven dayadığım şu günlerde…” Durdu. Elindeki Mont Blanc kalemin karlı tepesine takıldı gözü. Hayati bir meselede gidişatı değiştirecek bir arabulucuya…

8 Şubat 2018
Uykusuz Klavye

Gregor Samsa’nın Kurtuluşu

İncecik bacakları son bir can havli ile ayağa kalkmak için debelenirken, olanları pişmanlıktan uzak kibirli bir merhamet ile seyrediyordum. Şimdi siz merhametin nasıl kibirli olacağını merak ediyorsunuzdur. Durun anlatayım. İnsan, zaaflarını çelik yelek gibi giymiştir. Hem onlardan azade bir hayat ister, hem de zaaflarının…

11 Ocak 2018
Uykusuz Klavye

Yeni Yıla Bir Minör Gam

2017 defterimizin sayfaları bitti. Şimdi “kalbimiz kadar temiz” sayfaları olan yeni deftere yazmaya başlayacağız gıcır gıcır üç yüz atmış beş günü. Ah’larını, vah’larını geçmişte bırakmak istemeyip yaşamın hatırasıdır diye cebinde taşımak isteyenler, on bin bakımlarını yaptırıp devam edecekler yollarına. Ve geçmiş yıldan taşınan “keşke”ler…

28 Aralık 2017
Uykusuz Klavye

Bir Ölünün Envanter Defteri

“İnsan en çok biriktirdikleriyle ölüyor.” dedi. Yatak odasının kapısına yaslanmış, elindeki helvayı çatalıyla tırtıklıyordu. Sonra söylediğini beğenmemiş gibi gözlerini devirip, çatalıyla tabağın üstünde minik bir daire çizip, devam etti. – Tabi biriktirdiklerinden kastım öyle mal mülk para değil. Gerçekleştirilmemiş hayaller, dışa vurulmamış öfkeler, tutulmamış…

14 Aralık 2017
Uykusuz Klavye

Asker Ocağı

İki aydır farklı bir gezegende, uzaylılara insanlığı tanıtmaya çalışıyor gibiyim. İnsanlık. Şu anda “İnsanlık, ne?” diye sorsalar “Tuvalet kâğıdı” derdim. Maalesef yok. Taharet musluğunda abdest alınan bir ortamdayım. Tuvalet kâğıdı ara ki bulasın. Üstüne, sivil hayatımda hiç kullanmayacağım bir sürü gereksiz bilgiyle donatıldım. Burada…

30 Kasım 2017
Uykusuz Klavye

Yelkovan Zamanı

Kapının dikiz deliğinden apartmanın loş aydınlığına bakarken kalbim demir bir tokmak gibi göğsümü yumrukluyor. Asansörün hareket sesiyle kalp atışlarımın hızlandığını ve dizlerimin bağının çözüldüğünü hissedebiliyorum. Yere kapaklanmamak için sıkı sıkı yapıştığım kapı kolu bile korkudan titriyor. Ya da bana öyle geliyor. Otomat söndü. Sıkıntılı…

16 Kasım 2017
Uykusuz Klavye

Sade

“Aşk insanı kendi karanlığı ile tanıştırır.” Evin küçük odasında bacaklarımı bağdaş yapıp çift kişilik dandik kanepeye kuruldum. İçerisi karanlık. Zifiri. Özellikle yapıyorum bunu. Yani ışıkları açmıyorum. Zaten olan tek pencere de apartmanın boşluğuna bakıyor. Sevmiyorum böyle zoraki mimari klişeleri. Işık girmeyecekse içeri ne gereği…

9 Kasım 2017
Uykusuz Klavye

Senovo’ya Veda

Avucumda sıkı sıkı tuttuğum taşa güveniyordum. Kosta kendinden emin kukanın başında durmuş, dudaklarının kenarına yayılan yılışık bir gülümsemeyle elimdeki taşı atmamı bekliyordu. Benim üst üste dizili taşları vuramayacağımdan öyle emindi ki… Dedemin her önemli iş öncesi yapmamı tembihlediği gibi içimden derin bir “Bismillah” çektim.…

2 Kasım 2017
Uykusuz Klavye

Kallavi

Şehrazat Hanım denizden yeni çıkmış, cüssesinden beklenmeyecek bir atiklikle kabinlere doğru yürüyordu. Attığı her adımda tahta döşemeler esneyip gıcırdıyor, elinde tuttuğu rengarenk peştamalı bu mahşer-i sedaya tezat bir neşeyle bir o yana bir bu yana savruluyordu. Yaşları ilerledikçe hayata daha sıkı sarılan insanların ihtirasından…

12 Ekim 2017
Uykusuz Klavye

Kabir Apartmanı

1. Bugün öldürdü onu. Kimsesiz bir köşe başında, sinsi adımlarını gölgesine saklayarak yaklaştı arkasından. İncecik kollarından sımsıkı kavrayıp çekiverdi bir apartman boşluğuna. Hayatında kötülükle ilk defa karşılaşmış birinin yaşadığı şaşkınlık ve korku vardı çocuğun gözlerinde. Ne yapmak istediğini anlamış gibi yalvarırcasına bakıyorlardı. Bir an…

5 Ekim 2017
Uykusuz Klavye

Arytrea’nın Günahı

Önünde uzanıp giden kara orman bütün tekinsizliği ile onu bekliyordu. Pangea, soğuktan buz kesmiş kolları ile keçi yününden yapılmış pelerinine iyice sarındı ve adımlarını sıklaştırdı. Buralara gelmeyeli uzun yıllar olmuştu. Gövdeleri yosun kaplı dev ladin, karaçam ve köknar ağaçlarının korkutucu sessizlikleri ile hüküm sürdükleri…

28 Eylül 2017
Uykusuz Klavye

Mutlu Musun?

Bu gün Şebnem’e bir soru sordum. Hiç beklemediği anda gelen bu soruya gösterdiği tepki şaşırtmadı beni. Gerçi o anki durumumuza pek yakıştıramamış olabilir. Öyledir Şebnem. Her şeyin bir yeri ve zamanı olduğunu düşünür. Mesela sevişmenin yeri ve zamanı önemlidir onun için. Geleceğimiz ya da…

21 Eylül 2017
Uykusuz Klavye

Tıraş

Hasdal çöplüğünde o akşam büyük bir olay vardı. Kedi büyüklüğündeki lağım farelerinin parlak kuzguni gövdelerini gezdirdikleri çöp tepeciklerinin önü, patlayan flaşlar ve kameraların ışıkları ile şenlik yerine dönmüştü. Bütün bu debdebenin sebebi, altı metrekarelik naylon barakada yaşayan zavallı bir kağıt toplayıcısıydı. Dişleri ile koparıp…

14 Eylül 2017
Uykusuz Klavye

Ah Müzeyyen!

İçimden, iri iri dilimlenmiş birkaç parça sucuğu tavaya atıp yağları kenarlarından cızırdayana kadar kızartıp, üzerine de şöyle en irisinden iki tane yumurta kırmak geçiyor. Yumurtaların o oynak sarılarının bir sağa bir sola kararsız kayışlarına müdahale etmeden, etrafında gittikçe matlaşan beyazına az biraz tuz karabiber…

30 Ağustos 2017