Tüm Yazıları

Zeynep Mete

Öykü: Anlam | Yazar: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Anlam

Küçükken en sevdiğim şeylerden biri de; büyükannemin dizlerine yatıp onun ela, yeşil hareli gözlerine bakarak anlattığı masalları dinlemekti. Masalların seyri; “Sorna ne olmuş büyükanne, peki neden öyle olmuş?” diye sorarsam alışılmadık, büyülü, sıradışı bir hale dönüşürdü. Bu çok eğlenceliydi. Eğer anlatılanlar; sıkıcı ve sıradansa…

17 Ağustos 2019
Öykü: Adam | Yazar: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Adam

Adam gibi yaşamayı beceremedim ben!!! Şimdi bir başıma, kendimle kavga bile edemez oldum. Çünkü, kendimi bildim bileli bana eşlik eden; kah kavga kah muhabbet ettiğimiz iç sesim ümidi çoktannn kesti benden. Bırak karşılıklı konuşmayı, kavga bile etmiyor artık, susturdum mu, küstürdüm mü bilmiyorum ama…

3 Ağustos 2019
Öykü: Akide Şekeri | Yazar: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Akide Şekeri

O günün akşamı; kantinci Rüstem iş bitimi hastaneden çıkar çıkmaz bir şekerciye uğradı. Bir külah akide şekeri aldı ve cüzdan cebinde rahat rahat uzanan benimle birlikte mütevazi evinin yolunu tuttu. Rüstem eve girer girmez daha ev ahalisine bir merhaba bile demeden yaşlı, tonton sonradan…

20 Temmuz 2019
Öykü: Doktor | Yazar: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Doktor

Şimdi uzun beyaz bir koridordayız. Hâlâ doktorla beraberim. Koridor boyunca ilerliyoruz. Birine seslendi, konuşuyorlar; “Biliyorum gecikti, affet” dedi ve beni diğerleriyle birlikte, muhtemel seslendiği kişiye teslim etti. “Önemli değil, daha da gecikebilir.” “Hayır, anlayışın için teşekkürler, bir dahaki sefere kadar yüzümüz olsun istemeye.” Diğer…

22 Haziran 2019
Öykü: Tutku | Yazar: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Tutku

Öyle yorgunum ki… Tam iki yıldır gezmedik kapı bırakmadım. Binlerce hikâyenin ardından nihayet evimdeyim. Yeniden doğmak için elbette. Size izleyicisi olduğum üç insan manzarası aktaracağım. Bu üç manzara bana nasıl kendimi buldurduysa size de yeniden kendinizi anlama ve dinleme fırsatı yaratabilir. Bu sizce de…

8 Haziran 2019
Öykü: Delirdim | Yazar: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Delirdim

“Akıl kıl üstünde” derdi ninem. Böyle söylerken; deli ve akıllı arasındaki o her an karşı tarafa geçmeye müsait incecik eşiği mi, yoksa çaresizliğin akıla aldırdığı uzun ince yolu mu kastettiğini hiç bileme(z)dim. Fakat bunca olan bitenden sonra tek bildiğim; zamana yayılan çaresizliğinizle baş etmenin…

25 Mayıs 2019
Öykü: İşte | Yazan: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

İşte

Toplamaya çalıştıkça dağılan, dağıldıkça umuda yaslanan, kırık kanatla da uçabileceğine inanıp, kendini yola adayanlar… İşte bu öykü sizler için yazıldı. Geleni gideni eksik olmayan bir köyde yaşardık biz. Sırtına çantasını vuran köyümüze gezmeye gelirdi. Eh köyümüz de güzel yerdir hani. Biz bilemeyiz ama; fi…

11 Mayıs 2019
Öykü: Kader | Yazar. Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Kader

Daktilonun tik takları yorgun bedenine ninni gibi geldi, içi geçmek üzereyken; “Şuraya bir bilgisayar lazım, unutmadan almalı” diye düşündü. Oturduğu koltuğa, minicik ayaklarını zayıf bedenine çekerek kıvrıldı. Uyku serin ve gailesiz kollarıyla işte oradaydı, itirazsız teslim oldu. Düşünde uzun yıllar öncesine ait bir hengamenin…

27 Nisan 2019
Öykü: Keşke | Yazar: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Keşke

Keşkelerin efendisi bizi buraya tıkalı tam yirmi yıl oldu. Oysa buraya, bu güneş görmez karanlık yere tıkılmadan önce birer gezgindik. Şikayetçi değiliz aslında. Bir kere çok arkadaşımız var. Çoğu zaman ne dediklerini, nelerden bahsettiklerini tam olarak kavrayamasak bile sayelerinde güzel zaman geçiriyoruz. Sanırım dünya…

13 Nisan 2019
Yazı: Dinle | Yazar: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Dinle

İçinin kıyıldığı, ruhunun bunaldığı, keşkelerin hiç adetin olmamasına rağmen boğazına sarıldığı bir gün, at kendini doğanın kucağına. Denize açılan bir sokak bul. Acelesiz ve yalnız yürü; seni önce sesi, sonra silüetiyle karşılayan suya selam dur. Sonra uzan yüzüstü kıyıya, taşların birine ya da kumlara…

30 Mart 2019
Yazı: Martan'ın Sepeti | Yazar: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Martan’ın Sepeti

Martan’ın Sepeti; gerçeğin kıyısında oturup düşleri yakalayanlara, arada bir bile olsa kendini yalnız hissedenlere, inandıklarından korkmayanlara, çocuklara, kalplerinin köşesinde hâlâ bir çocuğu yaşatabilen cesur büyüklere armağan olsun. Kardeşim doğduğunda henüz beş yaşındaydım ve babamın bitmeyen işleri, annemin katlanan sorumlulukları yüzünden yalnızca pabucumun değil, pabucumla…

16 Mart 2019
Balkon Cumba Köşk Harabe | Öykü: Cennet | Yazar: Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Cennet

Her şeyin ayrı ayrı, ilmek ilmek örülüp hazırlandığı ve bunun cennet olarak lanse edildiği bir hayatınız, vazgeçtim!!! bir gününüz oldu mu? Ben otuz yılımı böyle yaşadım. Ölüm hariç tek bir sapmanın bile olmasına izin verilmeyen otuz kocaman yıl. Babamı çok erken kaybettim. Annem öldüğünde…

2 Mart 2019
Nasıl? | Zeynep Mete
Martan'ın Sepeti

Nasıl?

Kendime nasıl bir isim bulacağımı bilemedim, size bıraktım. Siz tüm olanları okuyunca bana nasıl bir isim bulacağınıza karar verirsiniz artık. Fakirliğin kokusunu bilir misiniz? Ağır ve hüzünlüdür. Ekşimiş maya, gölgede kurumuş çamaşır, küflü peynir gibi kokar. Üstelik ne kadar temizlenip paklansan çıkmaz o koku……

16 Şubat 2019
Kanatlar | Asma Kilit | Anahtar | Eski
Martan'ın Sepeti

Kanatlar

Kuşlar ve ruhlar sonsuzluğu kucaklamak için kanatlar taşır. Biz de bir zamanlar iki güzel kanada sahiptik. Onlar gibi değildi belki taşıdığımız kanatlar, biz yeryüzü hallerini davetkârlıkla kucaklamak için vardık. Üzerimizde, yumuşatılmış kuşaklarla kenetlenmiş ve damarları boyunca bıkmadan usanmadan birbirini takip eden, tamamlayan, saran imgeler…

2 Şubat 2019
Ne?
Martan'ın Sepeti

Ne?

Her gün en az kırk, elli kişi bakar bana oysa tam yüz elli yaşındayım. Ne kafalar gördüm ben ve o kafaların üzerinde ne gözler, ne saçlar, ne bıyıklar, ne kaşlar, ne yanaklar, ne dudaklar… Böleee bakarlar bana… Kendilerinden bir iz, onlara ait bir dokunuş,…

19 Ocak 2019
Meselâ
Martan'ın Sepeti

Meselâ

Üniversitede ilk öğrendiğim bilimsel veri gözün bin yıllar süren rejenerasyonu sonucunda en çok yeşil rengin tonlarını ayırt ettiğiydi meselâ. Çok etkilendim; kendi kendime arkadaş ihtiyaç gerçeği doğurup geleceği planlıyor doğruymuş dedim. Demek avlanmak karnını doyurmak için bile olsa imkansız seferber olabiliyormuş gibi bir sonuca…

5 Ocak 2019
Rû Rûberû Rûhberûh
Martan'ın Sepeti

Benim adım Rû* Evinizde, işinizde, aşınızda ve dahi aşkınızda, sevdiklerinizin gözlerinde, sevgisizliğinizde, sevgisizliğe mahkum ettiklerinizin gizlerinde, bin türlü sırrınızı gömdüğünüz unutulmuş çekmecelerinizde yaşarım. İşlediğiniz günahların kalbinizi vuran kara dikeniyim. Bir tek gözyaşınızda barınamam… Bazen bin bazen bir olursunuz, görürüm, Rû’yum ben… Siz beni göremezsiniz,…

22 Aralık 2018
zaman
Martan'ın Sepeti

Zaman

Ağzıma kadar doluyum, içine zaman tıkılmış, basılmış ne kadar asım takım varsa taşımaktan dikişleri sökülecek valiz gibiyim. En iyisi zaman gelmeden minareden at beni. Dur,dur, dur! Ya da durma! Koş!!! İn aşağıya ama sakın tutma beni. Ben kendimi tutarım. Tutamazsam da nasılsa minareden düşerken…

8 Aralık 2018
Kavuşmaya Doyamayanlar
Martan'ın Sepeti

Kavuşmaya Doyamayanlar

Bir zamanlar toprakların birinde birbirini çok seven ve fakat hepimizin bin yıl geçse de unutmayıp, tahmin edeceği sebeplerden kavuşamamış iki aşık varmış. Herhalde kavuşmaya doyamadıklarından “Ölüm bizi ayırana kadar” yemini edemeyeceklerini anlayınca sonsuzlukta kavuşmaya karar vermişler. Kendileri gibi iki arada bir derede; hem kendinden…

24 Kasım 2018
10 Kasım | Hatırlarız
Martan'ın Sepeti

Hatırlarız

Hatırlayarak başlarız hayata ve hatırlayarak devam ederiz. Babamızda yaşarken bir anne bulmamız gerektiğini hatırlarız. Annemizdeyken ise hayata tutunmak için gerekenleri düşlerle süsleyerek dokuz aylık uykumuzda hatırlarız… Sonra ciğerlerimize değen ilk oksijenle nefes almamız gerektiğini hatırlarız. Büyürken gördüklerimizi, yaşarken kanatlarımızı açmamız ve daha yükseğe çıkmamız…

10 Kasım 2018