Astronomi

Tarantula Bulutsusu | Kozmik Bir Örümcek

17 Kasım 2022

Yazı: Tarantula Bulutsusu | Webb Tarafından Yakalanan Kozmik Bir Tarantula | Yazar: İlhan Vardar

NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu, yıldız oluşumunu inceleyen gökbilimciler tarafından iyi bilinen bir bölge olan Tarantula Bulutsusu‘na yeni bir bakış açısı sunuyor. Bir zamanlar bulutsunun takma adı örümceğin kendisine olan benzerliğinden geliyordu. Ancak Webb’in görüşüne göre, bölge bir tarantulanın evinin görünümünü alıyor. Kendi büktüğü ipeği ile kaplı bir yuva. Tarantula Bulutsusu, bir çoğu Webb tarafından ilk kez ortaya çıkarılan binlerce genç ve hâlâ oluşmakta olan yıldızı barındırıyor.

Yeni bir yıldız oluşum hikayesi

Webb, bulutsunun yapısını ve bileşimini daha önce mümkün olmayan bir ayrıntı seviyesiyle ortaya çıkardı. Gökbilimciler Webb’i görevi boyunca yıldız oluşumu ve yıldız yaşam döngüsü hakkında fikir edinmek için kullanacaklar. Bunun etkileri Güneş’e ve yaşamın ayrılmaz bir parçası olan ağır kimyasal elementlerin oluşumuna kadar uzanıyor.

Bir zamanlar uzay-zamanda kozmik bir yaratılış hikayesi ortaya çıktı

NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu tarafından yakalanan 30 Doradus adlı bir yıldız kreşinde daha önce hiç görülmemiş binlerce genç yıldız tespit edildi. Bu yıldız topluluğuna Hubble Teleskobu’nda tozlu filamentlerinin ortaya çıkması nedeniyle Tarantula Bulutsusu lakabı takıldı. Bulutsu, yıldız oluşumunu inceleyen gökbilimciler için uzun zamandır favori olmuştu. Genç yıldızlara ek olarak, Webb uzak arka plan galaksilerinin yanı sıra bulutsunun gaz ve tozunun ayrıntılı yapısını ve bileşimini de ortaya koyuyor.

Tarantula Bulutsusu, Büyük Macellan Bulutu Galaksisi‘nden sadece 161.000 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Burası Samanyolu’na en yakın galaksiler olan Yerel Grup’taki en büyük ve en parlak yıldız oluşum bölgesidir. Bilinen en sıcak, en büyük kütleli yıldızlara ev sahipliği yapmaktadır.

Gökbilimciler Webb’in yüksek çözünürlüklü kızılötesi cihazlarından üçünü Tarantula’ya odakladılar. Yakın Bölge Kızılötesi Kamerası (NIRCam) ile bakıldığında, ipek kaplı bir tarantulanın evini andırıyor. NIRCam görüntüsünde merkezlenen bulutsunun boşluğu, görüntüde soluk mavi renkte parıldayan büyük kütleli genç yıldızlardan oluşan bir kümeden gelen kabarcıklı radyasyonla oyuldu. Bulutsunun sadece en yoğun çevresindeki bölgeler bu yıldızların güçlü yıldız rüzgarları tarafından erozyona direniyor. Ayrıca kümeye doğru işaret eder gibi görünen sütunlar oluşturuyorlar. Bu sütunlar, sonunda tozlu kozalarından çıkacak ve bulutsuyu şekillendiren sıralarını alacak olan protostarları oluşturuyor. Protostar, yıldızlar arası ortamda, dev bir moleküler bulutun gazlarının daralmasıyla meydana gelen büyük bir kütledir. Ön yıldız, yıldız evrimi sürecindeki en erken evreye denir. Bu oluşum, Güneş kütleli yıldız için yaklaşık 10 milyon yıl sürüyor.

Webb’in Yakın Kızılötesi Spektrografı (NIRSpec) tam da bunu yapan çok genç bir yıldızı yakaladı.

Gökbilimciler daha önce bu yıldızın biraz daha yaşlı olabileceğini düşünüyorlardı. Hatta etrafındaki bir kabarcığı temizleme sürecinde bile olabileceğini öngörüyorlardı. Bununla birlikte, NIRSpec, yıldızın sütunundan yeni çıkmaya başladığını ve hâlâ kendi etrafında yalıtkan bir toz bulutu tuttuğunu gösterdi. Webb’in kızılötesi dalga boylarındaki yüksek çözünürlüklü spektrumları olmadan, bu hareket halindeki yıldız oluşumu bölümü ortaya çıkarılamazdı.

Bölge, daha uzun kızılötesi dalga boylarında görüntülendiğinde farklı bir görünüm alıyor. Sıcak yıldızlar kayboluyor. Daha soğuk olan gaz ve toz parlıyor. Yıldız fidanlık bulutları içinde, ışık noktaları gömülü protostarları gösteriyor. Hâlâ da kütle kazanıyor. Işığın daha kısa dalga boyları bulutsudaki toz tanecikleri tarafından emiliyor. Ya da dağılırken ve bu nedenle tespit edilmek üzere Webb’e asla ulaşamıyorlar. Daha uzun orta-kızılötesi dalga boyları bu toza nüfuz ediyor ve sonuçta daha önce görülmemiş bir kozmik ortamı ortaya çıkarıyor.

Her Şey Kozmik Öğlen Vaktinde Oldu

Tarantula Bulutsusu’nu ilginç kılan nedenlerinden biri, bulutsunun evrenin “kozmik öğlen” döneminde yakalamasıdır. Kozmik Öğlen yaklaşık 10 milyar yıl önce meydana gelen, yıldız oluşumunun zirvede olduğu dönemdir. Samanyolu galaksimizdeki yıldız oluşum bölgeleri, Tarantula Bulutsusu ile aynı öfkeli hızda yıldız üretmiyor. Hatta farklı bir kimyasal bileşime sahip. Bu, Tarantula’yı, parlak yüksek öğlene ulaştığında evrende neler olup bittiğinin en yakın örneği yapar. Webb, gökbilimcilere Tarantula Bulutsusu’ndaki yıldız oluşumu gözlemlerini, teleskopun kozmik öğlen döneminden uzak galaksilerin derin gözlemleriyle karşılaştırma fırsatı sunacak.

Binlerce yıldır yıldızları izlememize rağmen, yıldız oluşum süreci hâlâ birçok gizemi barındırıyor. Bu gizem, yıldız kreşlerinin kalın bulutlarının arkasında neler olup bittiğinin net görüntülerini elde edemememizden kaynaklanıyor. Lâkin Webb, daha önce hiç görülmemiş bir evreni ortaya çıkarmaya başladı. Nihayet sadece yıldız yaratılış hikâyesini yeniden yazmaya başlayabiliyoruz.

Tarantula Bulutsusu Görseli Hakkında

bu mozaik görüntü 340 ışık yılı boyunca uzanıyor. Webb’in Yakın Kızılötesi Kamerası (NIRCam), Tarantula Bulutsusu yıldız oluşum bölgesini yeni bir ışıkta görüntülüyor. En aktif bölge, soluk mavi görünen büyük kütleli genç yıldızlarla parlıyor gibi görünüyor. Aralarında dağılmış, hâlâ gömülü yıldızlar ancak bulutsunun tozlu kozasından ortaya çıkmamıştır. NIRCam, yakın kızılötesi dalga boylarında bu tozla kaplı yıldızları tespit edebiliyor.

Genç yıldızlar kümesinin sol üst kısmında ve bulutsunun boşluğunun tepesinde, yaşlı bir yıldız, NIRCam’ın ayırt edici sekiz kırınım sivri uçlarını belirgin bir şekilde gösterir. Bu yıldızın en üst merkezi sivri ucunu takiben, neredeyse buluttaki belirgin bir kabarcığa işaret ediyor. Hâlâ tozlu malzemelerle çevrili genç yıldızlar bu kabarcığı üflüyor ve kendi boşluklarını açmaya başlıyorlar. Gökbilimciler yıldızla çevresindeki gazın kimyasal yapısını belirlemek için Webb’in spektrograflarından ikisini kullandılar. Bu spektral bilgi, gökbilimcilere bulutsunun yaşını ve kaç nesil yıldız doğumu gördüğünü anlatacak.

Sıcak genç yıldızların çekirdek bölgesinden daha uzakta, daha soğuk gaz pas rengini alıyor. Bu gaz gökbilimcilere bulutsunun karmaşık hidrokarbonlar bakımından zengin olduğunu söylüyor. Bu yoğun gaz, gelecekteki yıldızları oluşturacak malzemedir. Büyük kütleli yıldızlardan gelen rüzgarlar gaz ve tozu süpürürken, bazıları birikecek. Nihayetinde yerçekiminin yardımıyla yeni yıldızlar oluşturacaklar.

NIRCam, Arizona Üniversitesi ve Lockheed Martin’in İleri Teknoloji Merkezi’ndeki bir ekip tarafından inşa edildi.
 
 
İlhan Vardar
 
 

Görsel:

NASA, ESA, CSA, STScI, Webb ERO Prodüksiyon Ekibi

Kaynak:

NASA, ESA, CSA, STScI Sürüm Kimliği: 2022-041
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

No Comments

Cevap Yaz

Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan