Ayurvedik Yaşam

Sevmek Dokunmaktır

14 Şubat 2019

Sevmek Dokunmaktır
Sevmenin, sevilmenin çokça konuşulduğu bir gündeyiz. Üstelik de bu iki kelimeyi her bireyin algılaması, içselleştirmesi farklı. Bu farklara rağmen ortak paydada buluştuğumuz bugüne ben kendi alanımdan bakmak istiyorum.

Beden, zihin ve ruha bir bütün olarak bakan Ayurveda bir denge bilimidir. İnsan bedeninin kendi içindeki dengelenmesi ile ilgilenirken, doğa ile uyumlu yaşamanın formüllerini de bize fısıldar.

Kadim bilim Ayurveda önce bedeni iyileştirmeyi, iyileşmiş beden ile zihni sakinleştirmeyi hedefler. Beden ve zihin uyum içinde çalıştığında ruhsal mutluluk ve bütünsel sağlık gelir.

Ayurveda bütünsel sağlığın formüllerini multi disipliner bir yapı içinde verir:

1. Nefes
2. Beslenme ya da sindirim
3. Denge sporları (yoga, tha chi vb.)
4. Egzersiz
5. Masaj

5.000 yıl önce bu formülleri yazan masum dünyalının, henüz yabani bir hayat yaşadığını hesaba katmamız gerekir. Bir de insan ilişkilerinin bu kadar enformasyona uğramadığını ve henüz karmaşık yapılar içinde olmadığını.

Bugün bütünsel sağlık için zaman zaman önce ruhunuzu dinlendirerek, ehlileştirerek işe başlamalısınız. İnsan hayatında bu beş multi disipliner yapıyı dengeye getirmekte destek olabilen ve jet hızla dengesini bozabilen, “Sevgi, Aşk, Mutluluk, Başarı, Bağlılık gibi” güçlü duygular vardır.

Bu duygular hayatınıza girdiğinde sanki daha derin nefes alırsınız. Yediklerinizin tadı değişir, bedeniniz her şeyi son hızla yakar. Spor eğlenceli hale gelir. Masaj ya da dokunmak ise zaten duyguları bütünleyen heyecandır.

Son cümleye inanmayanlar mutlaka olacaktır ama ben dokunmanın sihrine, gücüne ve yarattığı heyecana inananlardanım. Dokunmaya verdiğim anlam sadece fiziksel bir anlam değil. İnsanların duygularına, varlıklarına dokunmanın gücüne de inanıyorum. Fiziksel dokunmanın sağlığa iyi geldiğini bilimsel olarak anlatabiliriz. Ama duygulara, varlığa dokunmak bilimsel olarak açıklanamaz.

Sevmek DokunmaktırAyurveda’daki uzmanlık alanım olan beden terapi, insan bedenine dokunmayı matematiksel olarak şöyle anlatıyor:

Masaj; Fiziksel ve ruhsal rahatlama için bedene yapılan bilinçli ve düzenli manipülasyonlardır. Bu manipülasyonların etkisini arttıran beden tipinize ve ortam koşullarına uygun yağlardır. Doğru manipülasyonlar, doğru yağ ile fiziksel ve ruhsal sağlık beraberinde gelir.

Dokunmanın fizyolojik etkisi ise derimiz üzerindeki reseptörler ile ilgilidir. Bu reseptörler ile nöronların koordineli çalışması ile cisimleri algılarız, yönetiriz, ilişki kurarız ve sosyal ilişkileri geliştirebilir, cinsel kimliğimizi anlarız. Yani reseptörlerinizin algıları ile kendimize ve ilişkilerimize yön veririz.

Bu iki tanımı birleştirdiğiniz zaman Ayurveda’nın beden terapi üzerinden insan bedenine yarattığı etkiyi nöronların bizi algılama şekli olarak ifade edebiliriz. Yani beden terapi sonrasında kendinizi iyi hissetmeniz tesadüf değildir. Nöronlarınız size mutluluk sinyallerini gönderecek oksitosin gibi hormonları harekete geçirmeyi başarmıştır.

Yaşasın dokunmanın gücü!

Ayurveda’yı kendi hayatıma aldığımdan beri hayatımda çok şey değişti. Kendi içimdeki dengeleri bulurken, bir kenara atamadığım güçlü duygular ve heyecanlar zaman zaman bu dengelenmelere yardımcı oldu, zaman zaman da kendi dengesizliğini yarattı.

Denge ve dengesizlik arasında geçen zamanlarda kendini gerçekleştirme hali dokunmak ile vuku buldu. Dengeli halimde insanların ruhlarına, duygularına, hayatlarına dokunmak için çaba sarf ettim. Dengesiz durumlarda da iyileşmek için kendimi, duyularımı ve duygularımı açtım ki isteyen dokunsun ve ben iyileşebileyim.

Ruha, duygulara ve duyulara dokunmak içinizdeki güçlü duyguların farkına vardığınızda mümkün. Aksi halde kendini gerçekleştirme çizgilerinde yaşayıp gidiyorsunuz.

Hazır gün sevgiden bahsetme günü iken ve dokunmanın sihrinden bahsetmişken çok kısa değinmeden geçemeyeceğim.
Hani deriz ya; “Seviyorsan git söyle”

“Seviyorsan git dokun” demek istiyorum ben.

Kimi sevdiğinin, neyi sevdiğinin, nasıl sevdiğinin bir önemi yok. Kaleminizi, çiçekleri, evdeki gece lambanızı, lisedeki arkadaşınızı, belki de hiç karşılaşmadığınız içinizdeki başkasını sevebilirsiniz.
Kime, neye nasıl dokunduğunuzun da bir önemi yok. Fiziksel, duyusal, duygusal yeter ki dokunun.

Benim 3,5 yaşındaki minik yeğenim bundan bir sene kadar önce, anneannesini yani annemi ziyarete geldi. Annemin mutfakta zaman zaman oturmak, zaman zamanda dolabın üst raflarına ulaşmak için kullandığı, yeşil puantiye desenli taburesi var. Mutfakta bir şeylerle uğraşırken, minik yeğenimin tabureyi elleri ile sevdiğine sonrada yanağını taburenin yeşil desenlerine dayadığına şahit oldum. Hayatla ilgili 2,5 yaşındaki bir çocuktan alınabilecek en güzel dersti.

Biz hayatın akışı içinde insanlarla göz göze gelerek, başımızla hafif selam vererek, gülümseyerek dokunmayı unuttuk. Kendimizle, duygularımızla boğuşmaktan, kendimizi koruma altına almaktan etrafımızdaki insanların iyileştirici etkisini unuttuk.

Ne olursa olsun gene de geç kalmış sayılmayız. Her yerde kalplerin, sevgi sözcüklerinin uçuştuğu bugün bir değişiklik yapın. Zor da olsa, kendi dokunma sınırlarınız içinde, sevdiğiniz birisine, bir şeye dokunun.

Ben de kendim için, zor da olsa, bir değişiklik yapacağım. Bir süredir içinde olmak istemediğim duruma karşı kendimi özgür bırakacağım. Direnmek yerine kendi içime dönüp kendi duygularıma dokunacağım. Galiba kendi yaralarımı en iyi kendim sarabilirim.

Hepiniz için sevgi dolu bir gün olsun.

Haftaya yeni yazıda buluşana kadar

Dengede ve Mutlu Kalın.

Müge Murat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 14 Şubat 2019 at 20:17

    Dokunmanın, özellikle sarılmanın muazzam bir gücü olduğuna inanıyorum ben de. Özellikle çocuklarımı resmen stres topu gibi kullanıyorum 🙈 Ne zaman kendimi kötü hissetsem onlara sarıldığım an kalbimden başlayarak -bunu mecazi söylemiyorum, gerçekten fiziksel olarak vücudumun merkezinden- her yöne dalga dalga bir sakinlik, huzur yayılıyor.
     
    Harika bir yazıydı Mügecim ve bugüne çok yakıştı 👌🏻

  • Cevapla Didem Elif 14 Şubat 2019 at 20:29

    Konu muhteşem. Anlatımınızla yüreğime dokundunuz. Fiziksel dokunmanın yanında duygusal ve duyusal dokunmalara değinmenize de bayıldım. 3 yaşındaki kızımı bolca sarılıp öptükten sonra ikimiz de kıkır kıkır oluyoruz. Zaten onu bunun için doğurdum. Doya doya sarılıp öpmek için 😍
     
    Sevgilerimle

  • Cevapla Beril Erem 14 Şubat 2019 at 23:46

    Canım benim nasıl güzel bir yazı kaleme almışsın. Öyle güzel anlatmışsın ki, dokunmanın insana kattığı şifayı.
     
    Ama sen zaten hep dokunmatik bir insandın. Hep sarılmayı, dokunmayı severdin.
     
    Ayurveda ile de bunun farkındalığını artırarak artık şifa sunan bir dokunuşun var senin. Bizzat tecrübe etmiş biri olarak söylüyorum!
     
    Kendimi bu anlamda şanslı görüyorum çünkü hem bana sarılmışlığın var:) hem de Ayurveda Beden Terapisi uygulamışlığın.
     
    Tutkuyla sarıldığın bu yolda edindiğin müthiş deneyimler, bilgiler beni hep çok heyecanlandırıyor ve seninle gurur duyuyorum.
     
    Seni seviyorum kadın!:)

  • Cevapla Mehmet Gökcük 15 Şubat 2019 at 20:12

    Harika bir konu ve çok güzel, detaylı ve öğretici bir anlatım…
     
    Dokunabilmek, dokunurken hissetmek… Hissederek dokunabilmek gerçek bir mesele… Bunu başarabilenler kesinlikle hayatın ve hayatın içindeki güzelliklerin çok daha farkında yaşıyorlar…
     
    Selamların dahi yapaylaştığı bir zamanda, gözün göze, sözün söze, özün öze sevgiyle, içtenlikle dokunabildiği zamanlar umuduyla…
     
    Reseptörleriniz ve nöronlarınızın imece başarılara kucak açması dileğiyle… 🙂
     
    Yüreğinize, kaleminize sağlık…

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan