“Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.”
İstiklâl marşımızın bu dizesi birçokları tarafından eleştirilmiş. Mehmet Akif’e oklar bir bir atılmış. Yeniliklere kapalı, geri kafalı,tutucu diyenler olmuş. Oysa o bilinenin aksine medeniyet karşıtı değildi. Medeniyet diye adlandırılan, insanlığı kahreden,ahlâkı yok eden, eli silahlı, savaşmayı seven, vahşi davranışları benimseyen, insanlık dışı hareketlere sahip zihniyetlere karşı çıkmıştı bence bu dize ile.
Eeee.. Ben günümüz toplumunun son noktaya geldiği birçok olumsuz duygu durumundan bahsetmek üzere kalemi elime almıştım. Neden Mehmet Akif dizesi ile giriş yaptım yazıya? Bilemedim.
Yazıyı okudukça bir bağlantı bulursanız bana da söyleyin olur mu?
Medeniyet artıkça insanlık mı yozlaştı? Yoksa, çağın hastalığı geldiğimiz bu nokta, diyerek bütün suçu çağın omzuna mı yüklemeli?
Eleştirmediğimiz, eksiklik aramadığımız, suçlamadığımız, haddimizi aşmadığımız, burnumuzu sokmadığımız konu kalmadı neredeyse. Herkes her şeyi biliyor hatta her şeyin en iyisini biliyor. İşin uzmanı, bilir kişi, okumuş yazmış olmak da önemli değil hem de.
Nedendir bilmem toplum olarak enteresan bir hale geldik. Sabırsız, tahammül seviyesi yok olmuş, tevazudan uzak, merhametten yoksun, sürekli anlatma çabası içinde, dinlemekten bi’ haber…
Kadına, hayvana, yaşlıya, doğaya, çocuğa, komşuya, ağaca, toprağa saygısı kalmayan, “Gözünün üstünde kaşın var” diyerek neredeyse insan katledecek duruma gelen, çalan, çırpan, dolandıran, kandıran, umudu kalmayan, olumsuza gözünü dikip odaklanan, sürekli şikâyet eden. Bardağın boş tarafını gören, dolu tarafını görmezden gelen bir toplum.
Oysa o bardağa, “Yarısı boş” demek yerine “Yarısı dolu” demek ne kadar da mümkün. Ve bu bakışı hayatımızın her alanında uygulamaya geçirmekle, iyiyi, güzeli, pozitifi, faydalı olanı hayatımıza çekmek bir o kadar da kolay. Ama biz anlayışı, özürü, faydayı, nezâketi hep başkalarından bekler olduk. O yapsın, o gelsin, o dilesin, o sevsin, o dinlesin, o sussun…
“Ben ne yaptım? Benim hatam nerede?” diyen yok. İçine bakan, özünü eleştiren, kendini dinleyen, yarasını arayan, bulan, saran, iyileşmeye çalışan yok denecek kadar az. Herkesler hep haklı, herkesler hep doğru. En doğru.
Sonra dünyanın, yaşamın hep karanlık ve kasvetli taraflarını gören gözlere sahip olduk. Güzel olan tarafları ya bir çırpıda tükettik ya da baştan yok saydık; bunlar prim yapmaz, işe yaramaz diyerek buruşturup çöpe attık.
Sürekli olumsuzu gören, karanlık bakmayı seven, şikâyet etmeyi görev edinmiş bu ruh emicilerinin kendi iç dünyasının siyahı, karanlığı ile tüm toplumu karalamaya, körleştirmeye çalıştıklarına inanıyorum ben.
Oysa gerçek renkler inceliklidir. Bir gülümsemede ne pembeler, “Olur öyle şeyler, hallederiz”de ne morlar, “Ben teşekkür ederim”de ne sarılar, “Olur mu ben özür dilerim”de ne yeşiller, “Affettim seni”de ne turuncular gizlidir.
“Gören gözde karanlık olmaz, görmek istemeyen göze ışık ne yapsın.”
Diye bir söz okumuştum bir yerlerde. İnsanın gözü ancak bildiğini görür, dili bildiğini söyler, kalbi bildiğini atar. Renkleri görmeye niyet eden, çabalayan, yola çıkan, kilometreler aşan herkes kendi gökkuşağına bir gün mutlaka ulaşır.
Artık karanlığın cehalet olduğunu görmeli, nezâketsiz bir toplumun yok olmaya mahkum olduğunu kabul etmeli, hakîkati örten ve inkâr eden her halden sıyrılıp, aydınlığa giden yolları yöntemleri keşfetmeli, kendi gökkuşağımızın renkleri ile tüm toplumu boyamayı hedef edinmeliyiz.
“Karanlığa lanet okumaktansa bir mum yakmak yeğdir”
Diye bir söz vardır ki elini taşın altına koyabilme cesaretini gösterebilmeyi çok iyi ifade eder. Biliriz ki mum kendisi erirken etrafı aydınlatır. Toplumun aydınlanması için artık değişimin, dönüşümün şart olduğu gerçeği yadsınmamalı. Ama bunu diğerlerinden beklemeden önce kendi içimizdeki ipi yakıp tutuşturmayı da bilmeli.
Refah seviyesinin yüksek, mutlu insanların yaşadığı, olumsuzlukların göz ardı edildiği, pozitif bakış açısının benimsenmediği, kimsenin ölmediği, çocuğun güldüğü, kadının ötekileşmediği, suyun aktığı, çiçeğin açtığı, kuşların cıvıl cıvıl uçtuğu bir toplumun oluşmasının yolu bizim mum olabilmemizden geçiyor.
Ne diyor Nâzım:
“Ben yanmasam,
Sen yanmasan,
Biz yanmasak,
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa!”
Hazır mısın mum olup yanmaya?
Emine Öztürk©





20 YORUMLAR
“İnsanlık çok ilerledi, artık gözükmüyor.” diye bir söz okumuştum. Kaleminize sağlık. Okurken keyif aldım
Waww.🤞
Bu söze bayıldım. Zaman ayırıp okuduğunuz ve ayrıca yorumladığınız için çok teşekkür ediyorum.
Senin gibi annesi olan ben ve benim gibi olan “Z Kuşağı” yanmaya hazırız.Tüm kalbim seninle.Yüreğine,kalemine sağlık.❤️❤️
Ah benim cesur yürek oğlum. Ben biliyorum seni ve senin gibi gençlerin o sağlam aslan gibi yüreğini. Vatan millet söz konusu olduğunda yanmaktan öteye gideceğinizi. Senden sizden çok umutluyum.🍀💚
Her zaman yanımda olduğun için sana çok teşekkür ediyorum kıymetlim. 🫶
Seni seviyorum.
İçi boşalmaya başlayan tüm değerlerimizi korumak adına bireyselden başlayıp toplumsala ulaşan bir silkelenme şart. Her bir mum çok değerli…
Kalemine, yüreğine sağlık çiçeğim 🌸
Eleştirmek kolay yapmak zor. Yanan mumu söndürmek kolay yeni bir mum yakmak çok zahmetlidir o yüzden bu haldeyiz. Harika yazilarin devamını sabırsızlıkla bekliyoruz. Kolaylıklar diliyorum.
Ömer öğretmenim her yazımı ilgi ile takip edip okuyor olmanız beni onore ediyor. Var olun.
Ve kesinlikle size katılıyorum var olanı yıkmak çok kolay ama yerine yenisini inşaa etmek oldukça zahmetli.
Sevgiler. 🍀
Eyvallah
İyi demlenmiş bir çay tadında bir anlatım olmuş. Ama anlatılan gerçeklerin verdiği hüzün arasında sıkışıp kaldım. yüreğine sağlık ve evet varım diyorum mum olmaya, yanmaya varım 🙏
Ne güzel bir yorum Sevgili Hasan. Zaman ayırıp okduğunuz için ve üzerine yorumladığınız için çok teşekkür ediyorum. 🙏
Ve yanmaya gönüllü bir yürek görmek beni çok duygulandırdı. Var olun. 🍀
Tek dişi kalmış canavarın artık günümüzde o dişini de söküp attılar. Özünü ve yolunu kaybetmiş bir toplum, bilinmeze doğru freni patlayan kamyon gibi gidiyor.
Öncelikle yorumunuzu atlamış olduğum için özür diliyorum.
Muazzam bir tespit. Ve bu kamyon beni artık inanılmaz ürkütüyor.
“ Sabırsız, tahammül seviyesi yok olmuş, tevazudan uzak, merhametten yoksun, sürekli anlatma çabası içinde, dinlemekten bi’ haber…” tam olarak bizleri anlatan bir cümle olmuş. Biz artık dinlemeyi bıraktık, sadece konuşmak için sıranın bize gelmesini bekliyoruz… Yüreğine sağlık, kaleminden dökülen güzel cümlelerin eksik olmasın…
Her yazımı ilgi ile okuyup yorumlayan sevgili Azem çok teşekkür ediyorum.
Desteğiniz benim için çok değerli çok kıymetli.
Umarım bundan sonrası için dinlemeyi seçen taraf çoğunluğu oluşturur.
Sevgiler. 🎈
Tüm yazılarında, yazdıklarında esenliklerle buluşuyorum. O kadar kalbime iyi geliyor ki…
Tüm gerçekliklerle kalbe zarbediyor evet ama kendimize gelip taşın altına elimizi koymanın ne olduğunu biliyoruz elimizden geldiğince. Nasıl anlatılır nasıl tarif edilir onu da bilmiyorum bildiğim tek şey kalemin şifalarla dolu… Ve ben hep hep hep şifalanmak istiyorum HoneyMom🤍
Konu çok çok derin ve içini dökmelerin muazzam… Karanlıkların ardında hep aydınlıklar olduğuna tüm kalbimiz ile mutmainiz. Biliyoruz ki hiçbir şeyin sonsuz olmadığını ve yine biliyoruz ki dert varsa derman elbet vardır ve ve biliyoruz ki birbirimize sıkı sıkı sarıldığımız vakit her şeyin üstesinden geleceğimize…
Enerjilerimiz hep çiçek olacak ki esen rüzgarın kokusu güzel gelsin bize değil mi? Tabiki bahar bahçe biziz ve tabiki mum yakan tarafız?🫠
Biriciğim canım. 🫶 Yazılarım için kurduğun her bir cümle için tek tek teşekkür ediyorum.🩵💙
Senin gibi, umut dolu yüreği kocaman, bilgisi derya deniz, idealist genç öğretmen arkadaşlarım varken ben ben baharın geleceğine bahçeye çiçeğe çok çok inanıyorum. İyi ki sen🍀💚
Sevgiler kucak dolusu Erzurum’a..🤗🩷
Bazen içine düştüğümüz boşlukta, zaman diyoruz çoğu kez buna; insan sorgulama, düşünme, ikna olma gibi bir dolu durumlardan geçiyor. Hissettiklerimizi açığa çıkarmak, bir nevi mum olup yanmak, aydınlanmak, aydınlatmak belki de tüm gayemiz budur bu dünyada…
beni düşündüren , hissettiren yazın için emeğine sağlık.
Renklerin dilleri anlattıkları kısmına ayrıca bayıldım. Soyutluğun dile gelmesi beni her zaman içine çekiyor.
Sevgile Emine çok tebrik ediyorum 🙂
Sevgili Funda yorumun içimi ısıttı. Vakit ayırıp okuduğun ve bu şahane yorum için teşekkür ediyorum. 🩵
Hissettiklerimizi açığa çıkarmak kısmını ne güzel ifade ettin kesinlikle bu mumu yakan o kibrit. Ateş o kıvılcım, konuşmak.
Renkler, benim hayatımın her alanında olmazsa olmazlardan. 🩵💙💚🩷🧡💛 Sana geçmiş olması ayrıca mutlu etti.
Sevgiler..🍀
Tüketici toplumların içine düştükleri tuzağa ne yazık ki biz de düştük. Üretime dahil olup ürettiğinin hakkını adilce kazanan insanların yaşadığı bir toplumun mutlu olmaması gibi bir durum olabilir mi? Adaletin olmadığı yerde ne yazık ki insanlar kendi adaletlerini yaratırlar. Bu da, “tutanın keseri hep kendine doğru yontması” mantığını oluşturur.
Işıl ışıl, aydınlık saçan yazılarınız için binlerce teşekkürler.
Yine her cümlesine cânı gönülden katıldığım bir yorum.
” Adaletin olmadığı yerde insanlar kendi adeletini sağlar.”kesinlikle bu böyle. Ve bunun böyle olduğunu anlayan beyinler çoğalır umudu içindeyim.
Yazılarımı okuduğunuz ve beni motive eden yorumlar yazdığınız için ben binlerce kez teşekkür ediyorum. 🙏