Bilgi

Osmanlı’dan Günümüze Ulaşan Deyimler

27 Haziran 2018

Osmanlı’dan Günümüze Ulaşan Deyimler

Geçen yazımda başladığım Deyimler yazı dizisine bu hafta Osmanlı’dan günümüze ulaşan deyimler ve manalarıyla devam ediyorum.

Osmanlı’dan Günümüze Ulaşan Deyimler:

Zemheri Zürefası

Zürefa, eski İstanbul yaşayışında davranışları, oturup kalkması, konuşması, giyinmesi, tavrı hoşa giden; ince ve rafine hayat tarzına sahip insanlar için kullanılan “zarif” kelimesinin çoğuludur.

Zemheri ise kış mevsimi anlamına gelmektedir. Eski İstanbul’da özellikle saray ve konak çevresinde bu özellikler çok aranılırdı.

Zemheri zürefası deyimi, mevsiminin aksine kış günü ince giyinenler için kullanılmaktadır. Bir diğer
kullanımı da “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü” ifadesindedir. Toplumda iyi bir yere sahip olan kimsenin bu konumunu kaybettikten sonra yadırganacak işler yapması anlamı taşımaktadır.

Vermeyince Mabud Neylesin Mahmud

Şanssızlık, kısmetsizlik üzerine sıkça söylenen bir deyimdir.

Hikayesine bakalım:

Kıyafet değiştirerek halkın arasına karışan Sultan II. Mahmut bir kahvehaneye girer. Orada kahveciye “Tıkandı Baba” diye seslenildiğini işitir. Bu lakabın nedenini merek edince, başlar kahveci anlatmaya.

Kahveci, bu lakabı gördüğü bir rüya sonucu aldığını ve hangi dala elini atsa o dalın kuruduğunu anlatır.

II. Mahmud üzülür; bir hindinin içini altınla doldurtur ve kahveciye göndertir. Tıkandı Baba, hindiyi görünce çok sevinir. “Bu koca hindiyi satayım da evin ihtiyaçlarını gidereyim” der. Altınlar gider.

Bunu öğrenen padişah “Bir ay boyunca bu adama her gün bir tepsi baklava gönderin. Her baklava diliminin altına da bir altın koyun” der. Bizim Tıkandı Baba ne yapar?

Baklava tepsilerini de bakmadan satar. Kahvecinin yaptığını adamlarından öğrenen Sultan bu sefer sarayda hazine odasına çağırır Tıkandı Baba’yı. Eline bir kürek verir. “Ne kadar altın gelirse senin der”. Yine ne olur? Küreğin ucunda düşmek üzere olan bir altın kalır.

Padişah bu sefer Mahmutpaşa semtine yollar. “Kahveci eline bir taş alsın. Ne kadar uzağa atarsa oraya kadar olan mülk onun olsun” der. Tıkandı Baba eline büyük bir taş alır, heyecandan elindeki taşı atarken başına düşer ve ölür. Adamlarından durumu öğrenen Sultan Mahmud “Vermeyince Mabud, neylesin Mahmud” sözünü söyler.

Kırk Yıllık Kani Olur mu Yani?

III. Selim devlet adamlarından, divan şairi Ebubekir Kani Efendi Silistre’de bir Rum kıza aşık olur. Kız da yaşı elliye yaklaşan Kani’yi sever. Kızın papaz olan babası bu ilişkiye karşı çıkar. Sevgileri zamanla ve
engeller çıktıkça daha da büyür. Gel zaman git zaman kızın babası, Kani’ye din değiştirirse evliliğe izin verebileceğini söyler. Sevdiğinin aşkı için her fedakarlığı yapmaya hazır olan Kani bu teklif karşısında “Yapmayın papaz efendi, kırk yıllık Kani olur mu Yani?!” cevabını verir.

Kırk yıllık Kani olur mu Yani deyimi, hayatı boyunca aynı tarzda yaşamış, karakteri – davranışları oturmuş ve herkes tarafından bu şekilde tanınmış kimselerin değişmeyeceği anlamında kullanılmaktadır.

Git Derdini Marko Paşa’ya Anlat

Cerrah olarak büyük ün kazanan ve imparatorluk tarihinde mirliva rütbesi alan ilk doktor olan Marko Paşa, Sultan Abdülaziz’in hekimbaşısı ve dönemin Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Nazırı’dır. Bulunduğu yüksek mevkiye ve ağır görevlerine rağmen kendisine gelen herkesi, hatta çözemeyeceği sorunları dahi sabırla dinlemesi sebebiyle “Git derdini Marko Paşa’ya anlat” deyimi doğmuştur.

Hikayesine gelirsek:

Pek çok insanın derdine derman olan Paşa, bazen çözemeyeceği durumlarda bazen de Osmanlıcayı çok iyi bilmediği için anlayamadığında “Anladım. Ama ne demek istiyorsun?” der. Karşısındaki yine anlatır. Paşa, “Anladım. Ama ne demek istiyorsun?” sorusunu yineler. Bu durum birkaç defa devam ettikten sonra da ne söyleyeceğini bilemeyen şikayete gelenler çözüm bulamadan geri döner. Ancak Marko Paşa, onları sabırla dinler.

Derdini boşuna bana anlatma, git seni dinleyecek birini bul derdini ona anlat anlamını taşımaktadır deyimimiz.

Osmanlı’dan günümüze ulaşan deyimler üzerine hazırladığım yazıyı keyifle okuduğunuzu umut ederim. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

Nihan Deveci

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 27 Haziran 2018 at 20:22

    Nihan’cım ne kadar güzel bir konu seçmişsin bir solukta zevk ile okudum 💫

    • Cevapla Nihan Deveci 30 Haziran 2018 at 01:52

      Çok teşekkürler Ilgıncığım 💗🤗

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan