Platon’un Şölen diyaloğunda adı geçen gizemli bir kadın figür: Diotima. Peki, onun sesi gerçekten kime aitti ve felsefe tarihinde neye karşılık geliyordu? Bu yazı, kadının bilgeliğiyle erkeğin sözünün iç içe geçtiği yerde, sesi çoğaltmanın ve yitirmenin sınırlarında dolaşıyor. Merve Arlı, felsefenin erkek egemen tarihinde…
"Kadın Filozoflar" serimizin bu bölümünde, tarihin en parlak zihinlerinden biri olan Hypatia’yı keşfe çıkıyoruz. Felsefe, matematik ve astronomiye yaptığı katkılarla çağları aşan Hypatia, yalnızca bilgisiyle değil, fikirleri uğruna verdiği mücâdeleyle de hatırlanıyor. Peki, düşüncenin bedeli neydi? Kadınların entelektüel tarihindeki izlerini sürmek ve bilginin ışığını…
📜 Antik Yunan’ın gölgede kalmış filozoflarından biri: Aspasia. Onu tarihte genellikle bir erkeğin yanında, bir unvanın gölgesinde görüyoruz. Peki ya kendi başına bir filozof olarak düşüncelerini ortaya koymuşsa? "Sokrates, Erkek Aspasia mı?" başlıklı bu yazıda, felsefe tarihinin kadınlara bakışını sorguluyor, görünmez kılınan bir düşünürü…
Platon’un Şölen diyaloğunda felsefe ve aşk iç içe geçerken, bir davetsiz misafir tüm dengeleri sarsar. Sokrates’in dingin aklı ile Alkibiades’in taşkın tutkusu karşı karşıya gelir ve felsefenin sınırları zorlanır. Peki, aşk gerçekten felsefenin karşıtı mıdır yoksa düşüncenin en derin kaynağı mı? Merve Arlı, "Bilinmeyene…
Sevgi Soysal’ın 1968’de yayımlanan Tante Rosa adlı eseri, bir kadının özgürlük arayışını ve toplumsal kalıplara meydan okuyan yaşam mücâdelesini anlatıyor. Merve Arlı’nın derinlikli yorumunda, Tante Rosa’nın yaşamı boyunca yaşadığı çelişkiler, kadınlık halleri ve kendini sevme çabası ele alınıyor. Özgün anlatımı ve modernist bakışıyla dikkat…
Merve Arlı, yazma eyleminin yalnızlık, kendini keşfetme ve yaşamla kurulan bağ üzerindeki etkisini Marguerite Duras'ın düşünceleri üzerinden ele alıyor bu yazısın. Duras'ın yalnızlık ve yazma arasındaki ilişkisine odaklanırken, yazmanın bir kendilik arayışı ve varoluşsal bir çelişki olduğu vurgulanıyor. Yazının aynı zamanda insanın içindeki yabancıya…
Son yıllarda çokça duyduğumuz ve bazen çaresizlik içinde ah çekerek, bazen öfkeyle tekrar ettiğimiz bir deyiş var: Coğrafya kaderdir. Bazen sonunda ünlem bazen de üç nokta var bu ifadenin. Biz elbette “coğrafya kaderdir” sözünün bizim için ne ifade ettiğini ne kadar çok duygu barındırdığını…
Quod vitae sectabor iter? (Hayatta hangi yolu tutacağım acaba?) Felsefeye getirilen en büyük eleştirilerden biri, gündelik hayatın zorluğu altında yorulan, ezilen ve sorunlardan bıkan birey için yeterince etkin çözümler üretemiyor olması sanırım. Diğer bir deyişle, felsefe, kimileri için yaşam yolculuğumuzda sanki bize eşlik edemez…








