“Ya şevk içinde harab ol
Ya aşk içinde gönül!”
Rindlerin Akşamı, Yahya Kemal Beyatlı
“Onu dürtükleyip; ‘Uyuyor musun, Sokrates?’ dedim.”
Symposion (Şölen), Platon
“Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!”
Siz Aşktan N’anlarsınız Bayım, Didem Madak
“Dönülmez akşamın ufkunda” geçen bir Platon diyaloğudur Şölen. Konusu itibariyle okunması çok zevklidir zira tüm diyalog Aşk (Eros) ve Güzel (Kalos) üzerinedir. Hem konusuyla hem de mizanseniyle canlı bir diyalogdur.
Yalnızca davetli kişilerin katıldığı bir kutlama yemeğiyle başlar. Fakat orada bitmez! Davet edilmemiş, aşık ve sarhoş bir karakterin bu toplantıya katılımıyla işler birden değişir. Felsefenin rasyonel taşları yerinden oynar ve çok eğleniriz!
Bu davetsiz misafir Sokrates’in çılgın aşığı Alkibiades’ten başkası değildir. Varlığıyla, ortama gelişiyle Sokrates’i kaygılandırır.
Buraya gelmeden önceki diyaloglardan bahsedelim biraz.
Platon’un diyaloglarında geçen karakterler bir konuşma topluluğu oluştururlar. Genellikle diyalogda geçen karakterler argümanların temsilleridir. O yüzden bir diyalogda Sokrates’in kimlerle konuştuğu, konuştuğu kişilerin sofist mi, matematikçi mi, asker mi olduğu önemlidir. Fakat her şeyden önce bir topluluk oluşturmak için ortak bir noktaya ihtiyacımız vardır ve bu ortak nokta genellikle Sokrates’in kendisidir. Sokrates diyaloglarda genelde merkezde olduğu için topluluğa dahil değildir.
O, oyun kurucudur. Hiç kimse onun düşündüğü gibi düşünmez, hiç kimse onun konuştuğu gibi konuşmaz. Sözgelimi toplulukta herkesten çok içmesine rağmen asla sarhoş olmaz. Platon’un birçok diyaloğunda Sokrates’in konumu veya rolü bile onu över niteliktedir. Sokrates sustuğunda ya da geri çekildiğinde bunun bile bir sebebi vardır. Üstelik bugün bile Platon’un diyaloglarını okunma biçimi, özellikle de Şölen’in okunma biçimi, bize bu ayrıcalıklı konumu açıkça göstermektedir:
Sokrates’in konuşmasına başladığı andan itibaren metni ciddiye almaya başlarız. Sokrates’in konuşmasından önceki mizansen bir nevi ona hazırlık olarak kabul edilir. Peki, başka türlü bir okuma mümkün değil mi?
Farklı düşünebilmek için kendimize belki şu soruyu sormalıyız:
Sokrates hakkında ne biliyoruz? Ya da Platon’un diyaloglarında geçen Sokrates karakteri hakkında neler bilmemize imkân tanınıyor?
Sokrates filozof dediğimiz kişinin kendisidir, olağanüstüdür, yakışıklı değildir ama eşsiz bir güzelliği vardır, konuşur ama hiçbir şey bilmez. Tıpkı ebe bir kadın gibidir, başkalarının doğum yapmasını sağlar.
Peki onun da bizim gibi, sıradan insanlar gibi bir hikâyesi, bir geçmişi yok mu?
Klasik okuma Sokrates hakkında -argümanları dışında- pek de bir şey bilmek istemediğimizi gösteriyor çünkü geçmişinin felsefi açıdan çok da bir değerinin olmadığını düşünüyoruz. Ama Şölen’de, Alkibiades’in konuşması ya da bu karakterin Sokrates’in çılgın aşığı olarak varlığı, bizden bambaşka, artık sadece bir filozof değil, aynı zamanda bir karakter olan başka bir Sokrates görmemizi talep ediyor. Çünkü kişisel tarihimizle biri oluruz, yani bizi bir başkasından ayıran bir kimliğe sahip oluruz.
Elbette, her zaman şeyleri alıştığımız düzende de görebiliriz:
Sokrates felsefenin kendisidir, gerçek güzelliktir.
Alkibiades ise Sokrates’e benzemek ister, Sokrates’in çılgın aşığı olur. Konuşması muğlaktır çünkü sarhoştur. Sokrates’i yanlış anlamıştır, Sokrates’in de kendisini sevdiğini sanmaktadır. Aslında Sokrates’in istediği şey Alkibiades’i doğurtmaktır. Hatta birlikte uyuduklarında bile Sokrates hiçbir zaman filozof kimliğini terk etmez. Sanki filozof hiçbir zaman bu kimliği terk etmeyen kişidir. Günde 24 saat çalışır. Son olarak, Sokrates’in sözü ona ait değildir. Konuşan Sokrates değildir, Heideggerci bir ifadeyle “onda konuşur”.
Meseleye başka bir açıdan bakmak felsefenin yeniden tanımlanmasına olanak verir. Hele ki felsefeyle edebiyatın veya öznelliğin zorlu ilişkisini hesaba kattığımızda. Çünkü Sokrates, Alkibiades’le bizim gözümüzde bir aşk hikayesi yaşayan birine dönüşmüştür. Romantik bir karaktere dönüşmüştür. Sokrates konuşmaktan hiç bıkmaz, savaşta bile şikâyet etmez, hiçbir şeyden korkmaz ama Alkibiades’in gelişi her şeyi değiştirir ve Alkibiades’in öfkesinin ve aşk tutkusunun Sokrates’i büyük bir korkuyla ürperttiğini itiraf eder.1 Ayrıca bu deli aşığa karşı Sokrates’in kendini savunan birine ihtiyacı vardır, Sokrates bu noktada Agathon’dan yardım ister. Bu, sık gördüğümüz bir durum değil. Bir gün aşkta üstün bir adam olmayı düşünen2 filozof, sevgilisinin bu deliliğinden korkar ve korktuğunu itiraf eder. Çünkü artık kontrol edemediği bir çılgınlık veya bir canlılıkla karşı karşıyadır.
Alkibiades, Şölen’de yaşamın ve gençliğin simgesidir.
Geldiği andan itibaren bütün düzeni içeriden değiştirir. Buradaki içeriden sözcüğü felsefenin alanı, kadrajı anlamlarına gelebilir. Alkibiades iyice sarhoş olmuştur, diğer konuklar ise ölçülü bir şekilde şarap içmektedirler. Diğer misafirler içki içmeyi reddetmezler ama sarhoş olmaktan kaçınırlar:
“Ey dostlarım, şimdi mesele şu: Nasıl edelim de içkiyi bize dokunmayacak şekilde içelim?”3
Yani hiç kimse Alkibiades gibi olmak istemez çünkü içeri girdiğinde hikâyesini dışarıda bırakmaz. Duygularıyla, acılarıyla felsefe alanına girer ve felsefeyi korkutur. Ve belki de Sokrates’in bir savunucuya ihtiyacı olmasının nedeni budur. Çünkü Sokrates bile burada ne yapacağını bilemez. Gözlerinin önünde anlatılan onun hikâyesidir.
Sokrates, Alkibiades’in sözlerini desteklemek istemez. Alkibiades’in doğruyu söylemesi koşuluyla konuşmasına izin verir. Doğruyu söylemek, Alkibiades örneğinde bile, Sokrates’in bu tuhaf durumdan bir çıkış yolu aradığını gösterir. Çünkü doğruyu söylemek aynı zamanda felsefî söylemin de ölçütüdür. Başka bir deyişle, burada felsefe, sanatı tanımlamaya ve dahil etmeye çalışmaktadır.
Olaylara farklı bir şekilde bakmaya çalışırsak, şüphesiz Alkibiades, aşk ve acı dolu öyküsünü anlatmak için Sokrates’in iznini istemez ama Sokrates’ten onay bekler:
“Şimdi sana tembihim şu: Doğru olmayan bir şey söyleyecek olursam dilersen sözümü kes ve o noktada yalan söylediğimi bildir çünkü asla kasten yalan söylemeyeceğim.”4
Alkibiades’in onay istemesinin nedenlerinden biri de hâlâ anılarının ve acılarının etkisi altında olması ve doğru ile yanlışı ayırt edememesi, belki de bu ayrımın artık kendi tarihimiz söz konusu olduğunda işe yaramamasıdır. Bir diğer neden ise Sokrates’in diğer dinleyiciler karşısındaki özel konumu olabilir. O, sadece bu hikâyenin şahidi olduğu için değil, aynı zamanda filozof olduğu ve dinleyiciler arasında tek filozof olduğu için, yani doğrulama veya doğrulamama kapasitesine sahip tek kişi olduğu için hakikatin ölçütüdür.
Alkibiades için teyit almak gerçekten önemli midir?
Dikkat çekmek için Sokrates’in pozisyonunu da kullandığını düşünebiliriz. Çünkü eğer Sokrates Alkibiades’in sözlerini doğruluyorsa o sözler anlamlıdır. Bu durumda kişisel tarihimiz, öznelliğimiz felsefe açısından anlam kazanır. Sokrates de bu doğrulama isteğini kontrolü ele geçirmek için kullanır. Bu teyitle felsefenin çerçevesini yeniden çizebilme şansına erişmiştir.
İşte bu, hayatın gerçek bir hikâye olarak felsefeye karşı oynadığı ya da tersinden felsefenin hayata karşı oyununu oynadığı andır. Tam da bu yüzden Alkibiades’in gelişi bizi krize sokar ve bu diyaloğun temel karakterini oluşturur.
Alkibiades’in konuşmasında bir diğer ilginç nokta ise bu konuşmanın Sokrates’inkinden sonra gelmesidir. Eğer Alkibiades şölene gelmeseydi son konuşma Sokrates’in konuşması olacaktı. Yani aşk hakkında son sözler felsefeye ait olacaktı. Dolayısıyla, Alkibiades’in konuşmasının sonuncu olmasının tesadüf olmadığını düşünmemiz gerekir. Sonuç olarak, felsefe, bilgelik sevgisi olsa bile, aşk hakkında konuşabilme konusunda sınırlıdır ve belki de bu yüzden aşk hâlâ felsefi açıdan incelenmesi zor bir konu olarak kalmaktadır. Alkibiades’in bir âşık olarak yaptığı jest bunu açıkça göstermektedir. Daha konuşmasına başlamadan felsefenin aşk karşısındaki acizliğini ortaya koyuyor. Aşk konusunda genel bir konuşma yapamayacağını ancak Sokrates’i övebileceğini yani sevdiğini övebileceğini söylüyor.
“Biliyorsun ki senin huzurunda başkasını övmem!”5
Bilgelik Sevgisi & Bilgeliğin İncelemesi
Bilgelik sevgisi olan felsefe, kendi içinde aşka karşı bir zaaf bulur. Platon’un -Kant’ın akıl konusunda yaptığı gibi- felsefeyi, karşıtını tanımlayarak tanımlaması anlamında felsefeye bir eleştiri getirdiğini düşünebiliriz. Ama yine de bir zorlukla karşı karşıyayız: Aşk gerçekten felsefenin “başka”sı olabilir mi? Zira felsefe bizden belli bir bilgelik sevgisi bekler. Ve bu duygu, bir şeyi veya bir kişiyi sevmek, her zaman belli bir öznelliği gerektirir. Belki de bu yüzden modern felsefenin kurucusu Descartes, felsefenin tanımından bu sevgiyi çıkarıp onu “bilgeliğin incelemesi” olarak yeniden tanımlamıştır. Ancak biliyoruz ki Alkibiadesler geri dönmek için davet beklemezler.
Referanslar:
- Platon, Symposion (Şölen), Çev. Cenap Karakaya, Sosyal Yayınlar, İstanbul, 2000, 213d. ⇡⇡⇡
- Platon, Şölen, 207c. ⇡⇡⇡
- Platon, Şölen, 176a. ⇡⇡⇡
- Platon, Şölen, 214e -215a. ⇡⇡⇡
- Platon, Şölen, 214d. ⇡⇡⇡
Açıklamalar:
-
- Yahya Kemal Beyatlı: (1884-1958) Türk edebiyatının en önemli şair ve yazarlarından biridir. Özellikle neo-klasik üslubu, Osmanlı medeniyetine duyduğu derin hayranlık ve ahenkli dili ile tanınır. Şiirlerinde tarih, İstanbul sevgisi, vatan ve ölüm gibi temaları işlemiş; divan şiiri geleneğini modern bir dille yeniden yorumlamıştır. En bilinen eserleri arasında Sessiz Gemi, Akıncılar ve Mohaç Türküsü yer alır. Aynı zamanda bir diplomat ve fikir adamı olarak da etkili olmuştur.⇡⇡⇡
-
- Platon: (MÖ 427-347) Antik Yunan filozofu ve Batı felsefesinin en etkili isimlerinden biridir. Sokrates’in öğrencisi, Aristoteles’in hocasıdır. Felsefede idealizmin kurucusu olarak bilinir ve “İdealar Kuramı” ile maddi dünyanın ötesinde değişmez, mükemmel ideaların var olduğunu savunmuştur. Devlet adlı eserinde adalet ve ideal devlet düzenini ele alarak filozof kral kavramını ortaya koymuştur. Diyaloglar şeklinde yazdığı eserlerinde etik, siyaset, bilgi ve varlık üzerine derin tartışmalar yürütmüştür. Kurduğu Akademi, Batı’nın ilk yükseköğrenim kurumu kabul edilir. ⇡⇡⇡
-
- Platon’un Symposion (Şölen) Diyaloğu: Aşk kavramını felsefî ve edebî açıdan ele alan en önemli eserlerden biridir. Diyalog, trajedi yazarı Agathon’un evinde düzenlenen bir ziyafette geçer. Burada davetliler, şarap içip Eros (Aşk) üzerine konuşmalar yaparak onu öven konuşmalar sıralarlar. Her biri farklı bir bakış açısını temsil eden bu konuşmalar, aşkın doğasını, işlevini ve anlamını irdeleyen derin felsefî tartışmalardır.
Konuşmacılar ve Aşk Üzerine Görüşleri
1.) Phaidros (Diyaloğun açılış konuşmasını yapar):
Phaidros, aşkın erdem ve kahramanlık doğasını vurgular. Aşkın, insanları daha cesur ve fedakâr kıldığını, hatta uğruna ölmenin en büyük onurlardan biri olduğunu savunur. Ona göre, aşık ve sevgili, birbirlerini erdemli olmaya teşvik eder ve en büyük kahramanlık örneklerini gösterirler.
2.) Pausanias (Aşkın iki türü üzerine konuşur):
Pausanias, aşkı “alt ve üst aşk” olarak ikiye ayırır:
- Bayağı (Yeryüzü) Aşk: Fiziksel zevklere dayalıdır, geçicidir ve bedene yöneliktir.
- Göklerdeki Aşk: Ruhsal ve zihinsel gelişime dayalıdır, gerçek erdemin ve bilgeliğin kapısını açan aşk budur.
Bu ayrım, Platon’un Phaidon ve Devlet gibi diğer eserlerinde de karşımıza çıkan bedensel ve ruhsal aşk ayrımına işaret eder.
3.) Eryksimakhos (Aşkın doğa ile ilişkisini inceler):
Eryksimakhos bir hekimdir ve konuşmasında aşkı yalnızca insanlar arasındaki bir duygu olarak değil, doğadaki uyumun ve düzenin kaynağı olarak ele alır. Ona göre aşk, hastalıkları iyileştiren ve kozmosun düzenini sağlayan bir prensiptir. Aşkın dengeli ve uyumlu bir şekilde var olması, insan bedeninde olduğu kadar, evrenin işleyişinde de belirleyici bir unsurdur.
4.) Aristophanes (Aşkı mitolojik bir anlatıyla açıklar):
Ünlü komedi yazarı Aristophanes, aşkın kökenine dair mitolojik bir açıklama sunar. Ona göre, insan başlangıçta dört kollu, dört bacaklı, iki başlı tam bir varlıktı. Ancak bu güçlü varlıklar tanrılara tehdit oluşturduğu için Zeus tarafından ikiye bölündüler. İşte bu yüzden insanlar hayatları boyunca kaybettikleri diğer yarılarını ararlar. Bu görüş, günümüzde “ruh eşi” kavramının temelini oluşturmuştur.
5.) Agathon (Aşkı bir tanrı gibi över):
Ev sahibimiz Agathon, aşkın en güzel ve en mükemmel varlık olduğunu savunur. Ona göre aşk, gençtir, narindir, ahenkli ve yaratıcıdır. Aşk, sanatı ve bilgeliği doğuran bir güçtür ve insanı güzelliğe ve iyiye yöneltir.
6.) Sokrates (Aşkın felsefî doğasını anlatır):
Sokrates, aşk konusunda bir bilge olan Diotima’dan öğrendiği bilgileri aktarır. Ona göre aşk, ne tamamen güzel ne de tamamen çirkindir; ne tamamen bilge ne de tamamen cahildir. Aşk, eksiklikten doğar ve güzelliğe, bilgiye ulaşma çabasıdır.
Diotima’nın aşk anlayışı bir “aşk merdiveni” gibidir:
- İlk adımda fiziksel güzelliğe duyulan aşk vardır.
- İlerleyen aşamalarda kişi, ruhsal güzelliğe ve erdeme yönelir.
- En yüksek aşamada aşk, tüm güzelliğin ve bilginin kaynağı olan “İdea dünyası”na ulaşır.
7.) Alkibiades (Sokrates’e olan hayranlığını anlatır):
Ziyafetin sonunda içkili bir halde içeri giren Alkibiades, aşk hakkında sistematik bir konuşma yapmak yerine Sokrates’e olan hayranlığını dile getirir. Ona göre Sokrates, inanılmaz bir irade gücüne ve bilgelik sevgisine sahiptir. Alkibiades’in bu coşkulu övgüsü, Sokrates’in sıradan bir filozof olmadığını, adeta tanrısal bir bilgelik taşıdığını ima eder.
Sonuç: Aşk Nedir?
Platon’un Symposion’u, aşkı yalnızca romantik bir duygu olarak değil, aynı zamanda bilgiye, güzelliğe ve hakîkate ulaşma yolu olarak tanımlar. Diyalogda geçen her konuşmacının bakış açısı, aşkın farklı yönlerini ortaya koyar ve sonunda Sokrates’in, Platon’un idealist felsefesine uygun olarak, aşkı insanı İdealar Dünyası’na ulaştıran bir araç olarak ele aldığı görülür.
Bu eser, Batı felsefesinde “Platonik aşk” kavramının temelini atmış ve aşkın sadece bedensel değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal bir boyut taşıdığını vurgulamıştır. ⇡⇡⇡
- Platon’un Symposion (Şölen) Diyaloğu: Aşk kavramını felsefî ve edebî açıdan ele alan en önemli eserlerden biridir. Diyalog, trajedi yazarı Agathon’un evinde düzenlenen bir ziyafette geçer. Burada davetliler, şarap içip Eros (Aşk) üzerine konuşmalar yaparak onu öven konuşmalar sıralarlar. Her biri farklı bir bakış açısını temsil eden bu konuşmalar, aşkın doğasını, işlevini ve anlamını irdeleyen derin felsefî tartışmalardır.
- Didem Madak: (1970-2011) Modern Türk şiirinin en özgün ve etkileyici kadın şairlerinden biridir. Melankolik, hüzünlü ama aynı zamanda ironik ve güçlü bir dili benimseyen Madak, şiirlerinde kadınlık, kayıplar, hatıralar ve haksızlıklarla örülü bir dünyayı samimi ve çarpıcı imgelerle anlatmıştır. “Grapon Kâğıtları“, “Ah’lar Ağacı” ve “Pulbiber Mahallesi” adlı üç şiir kitabıyla edebiyat dünyasında derin bir iz bırakmıştır. Kendi hayatındaki acıları ve toplumsal gerçekleri şiirlerine içtenlikle yansıtan Madak, genç yaşta hayata veda etmesine rağmen şiirleriyle yaşamaya devam etmektedir. ⇡⇡⇡





4 YORUMLAR
Şimdi bu yorumlarım üzerine büyük linç yiyeceğim. Hem Merve’den hem de Didem’den 🤔
Şimdi Sokrates’e aşık olan ismi çok zor kadın A. Bir kere irrasyonel aşkı yaşıyor. Sokrates bu aşka tam karşılık vermiyor. Zaten normal aşkta da (eğer bu aşka rasyonel aşk gözüyle bakarsak) kadının aşkı ile erkeğin aşkı arasında farklılıklar göreceğiz. (Linç, linç 😃) Aslında Aşk, insanda bulunan iç duygulardan olan, sahiplenme, bencillik, aç gözlülük, kıskançlık duygularını harekete geçiriyor. Ve bu yukarıda saydığım duygular, bilinen büyük günahların listesi. Felsefeyle uğraşan birinin bu dürtüleri kontrol altında tutması lazım. Normal aşk aslında insanı bitirir yani. 😂
Edebiyatta veya tarihte, birbiri için yok olan kendini feda eden aşk ise rasyonel veya irrasyonel aşkın ikisinin bir araya gelmesiyle oluyor. Epik aşk ♥️
Aşkın felsefesi var mı?
Elbette var, Schopenhaur ustam bunun kitabını bile yazmıştır. “Her erkek tüm kadınlarda, eksik olan yanını tamamlamak ister” bu kadınlar için de geçerli tabii ki.
Sokrates’e aşık olan ismi zor kadın A. aslında kendinde eksik olan yarım kalan yanı Sokrates de bulduğu için ona aşık oluyor. (Linç, linç, linç 😂😂) Sokrates ismi zor kadın A.’da herhangi bir tamamlayıcı görmediği için uyanık kalmaya çalışıyor. Çok da Sokrates’in magazin hayatına girmeyeyim ama bu adam evli değil miydi? Yoksa sonradan bu kadınla mı evlendi? Eğer evlendiği kadın ismi zor A. ise zaten irrasyonel değilmiş aşk. 😃
Cahil cahil yazmamışımdır inşallah 🙏 🙏
Ahahahahahahah koptum 😂
Yorumdaki başlıca sorun Alkibiades’in kadın değil, erkek olması 😂
Alkibiades, aristokrat bir aileden gelen, yakışıklı, hırslı ve kurnaz bir Atinalı. Siyasetçi, asker ve hatip aynı zamanda. Peloponez Savaşı sırasında Atina’nın en güçlü liderlerinden biri üstelik. Gerçi biraz da kaypak kendisi 😂 Peloponez Savaşı sırasında savaştıkları Sparta’ya sığınıyor bir süre sonra. (Atina’da yediği haltlar yüzünden. Burası uzun hikâye.) Sparta’ya Atina’nın askeri planlarını verecek kadar da hain. Fakat Sparta’dan da kralının karısıyla ilişki yaşadığı söylentileri çıkınca kaçmak zorunda kalıyor. Ver elini Pers diyarı. Burada da entrikalar falan deniyor tabii fakat sonunda oradan da ayrılıp yeniden Atina’ya dönüyor.
Sonu acı, tahmin edebileceğin gibi. Bunca düşman edinmiş bir adam olarak Frigya’da (günümüz Türkiye topraklarında) suikaste uğraması şaşırtıcı gelmeyecektir. Dehaya yakın bir zekânın harap olması durumu anlayacağın.
Sokrates‘le ilişkisine gelirsek; aslında ben Alkibiades’in tarafını tutuyorum. Sokrates biraz daha genç olsa Alkibiades’in gözünün yaşına bakmazdı da performans gösteremeyeceğini bildiği için Alkibiades’i reddettiğini düşünüyorum 😂 Sokrates’in öncesinde kırdığı fındıkları da bilmiyoruz sanki 😂
Dedim yorumumda, cahil cahil yazdım, diye. Ama fark etmez, erkek olsa da aşk aşktır. Ben cinsiyetsiz bir adamım. 😂
Girişteki özel alıntılar beni konuya bağlayıp acaba ne olacak diye düşündürmeye başladı.
Sonrasında ise Şölen’den konu bahsi açılınca “İşte geliyor!” dedim. Kitabı çok önceden almama rağmen okuyamamış olmak beni üzdü, bu yazıdan sonra en kısa sürede okuyacağım.
Ve bu sahneyi bir bilgisayar oyununda canlı şekilde canlandırılmasını hatırlıyorum. Alkibiades daha çok “g*y” olarak temsil edilmişti. Giyimi kuşamı ve tavırları çok daha kadınsı bir şekildeydi. Sokrates onunla iyi başka çıkmıştı. Ve bu beni çok etkilemişti.
Muhteşem bir inceleme olmuş. 👏🏻