Bir damla gözyaşı ile birlikte içine acı tatlı bir dünya anıyı sığdırdığım son kolinin de kapağını kapatıp bantladım.
Yıllardır ite kaka, biraz mecburiyetten, biraz eşime olan sevgimden, biraz ondan, biraz bundan sebep kaldığım bu evde yaşadığım, her gün, her saat her dakika kendime; “Benim burada ne işim var?” diye sordum. “Sevmiyorum bu semti, bu sokakları, bu caddeleri sevmiyorum. Bu apartmanı, bu basamakları, bu kapıları, bu pencerelerin manzarasını sevmiyorum.”
Yakındığım bunca şeye on beş sene sonra veda ediyorum, taşınıyorum işte. Bitti çok şükür, gidiyorum.
“Gidiyorum, bitti çok şükür” diyor bu dilim ama…
Aslında haftalardır tatlı bir telaş yaşadığım. Sorsanız çok mutluyum. Uçuyorum havalara…
Uçuyorum ama kanatlarım? Kanatlarım biraz kırık bu defa. Üzerinde on beş senin acısı tatlısı.
Ben en çok, vedaların, bir kağıt kesiği gibi inceden sızlatan ama sonradan dayanılmaz olan o acısını iyi bilirim. Hiç kolay bir vedam olmadı benim. Bir çırpıda gidemedim kimseden. Ya da kimsenin arkasından kahkahalarla dolu bir el sallayamadım. Her veda benden bir şey aldı. Eksildim, kırıldım, tökezledim, düştüm, bazen dizlerim kanadı, çok ağladım ama her defasında daha güçlü kalktım, el salladığım yerden devam ettim hayata, öğrendim, büyüdüm her “hoşça kal”ın arkasından.
Bugün yine bir vedanın kıyılarında dolanıyorum.
Bu defa el salladığım kendi anılarım. On beş seneye veda ediyorum. Sanki bu veda diğerlerine göre daha ağır olacak.
“Halbuki bitti artık, yol aldım gidiyorum. Gidiyorum diye de çiçekler açıyorum” diye düşünürken. Bu veda ağır geldi. Kucağıma aldım, taşırım sandım ama galiba biraz altında eziliyorum.
Bu duvarların dili olsa da anlatsa bunca yıl şahit olduklarını. Kahkahalarımızı, kavgalarımızı. Sustuklarımızı, şarkılarımızı, dost sohbetlerinin tadını.
Eşyalar tamamen toplanıp yüklenince bir kamyonete öylece bomboş odalar içinde geziniyorum. Hayal ettiğim gibi kapıyı çarpıp çıkamıyorum.
Bütün anılarım canlanıverdi ve sanki hiç bitmemişler de daha dünmüşler gibi. Şu oda, şu koltukta değil miydi oğlumun ilk tekmelerini hissedişim. Emeklemeye başladığı koridor. Her ay boyunun ne kadar uzadığını işaretlediğimiz kapı pervazı. Duvara yazdığı üniversite hedefi… Dolaştığım her oda da onun doğumundan bu güne yaşadığımız her şey bir film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden.
Mutfak duvarlarına sinmiş keklerin, böreklerin, poğaçaların kokusunu çekiyorum içime. Yemek masasında yapılan o şahane sohbetlerin tınısı, kaşık bıçak seslerinin şıkırtısı… Parkelerde ki topuk tıkırtısı. Son ses müzik eşliğinde yapılan danslarımızın gölgesi biliyorum bu duvardaki izler.
Bütün duvarlara dokunarak tekrar tekrar dolanıyorum evi. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak. Ve hıçkırığımın hıçı kırık. Ayaklarım yalınayak.
Duvarda kalan son çerçeveyi de alıp yanıma çıkıyorum artık arkama bakmadan. Ahh dedim ya kolay vedam olmadı benim bu ayrılıkta hiç Kolay olmayacak.
Ama yeni başlangıçlar her zaman zor sınavların sonucu. Biliyorum ki bu defa sonuç benim için yıldızlı pekiyi olacak. Bu vedanın benden bir şeyler almasına izin vermeyeceğim. En güzel anıları yükleyip heybeme yola mutlu devam edeceğim.
“Hoşça kal”lar artık gerçekten bende hoşca kalacak…
Emine Öztürk©





7 YORUMLAR
Her vedanın yeni bir sayfada yeni başlangıç olduğunu bilirsek ayrılmak kolay olur. Ancak vedalar zor olur her zaman. Hayırlara vesile olsun inşallah.
Çok teşekkür ediyorum Ömer öğretmenim. 🫶 Çok doğru söylediniz boş sayfaya odaklanırsak vedalar hep kolay.
Yeni başlangıçlar her zaman zor olur. Her şey gönlünüzce olsun 🙏
Bana taşınma konusunu ilk açtığında ne demiştim sana.
Ben seni tanıyorsam bu taşınmadan çok çok güzel bir hikaye çıkarırsın demedim mi :):)
Bu novellanın fikir babası benim hiç itiraz istemiyorum.
Benim için çok güzel bir sürpriz oldu bunu yazmış olman. Duvarlar, parkeler, pencereler, kapılar derken sende benim gibi ne çok anlam yüklemişsin maddeye. Ve kağıt kesiği detayı :):) A-4 lerle aram iyi değildir ne yazık ki.
Acısı cidden hiçbir şeye benzemiyor, iyi bilirim :):) onca taşınma telaşı ve hengame arasında bu güzellikte bi hikayeyi üretebilmek enfes bir durum. Güldür güldür şevketin dediği gibi “ Keşşşke benim olsa :):)
Dokunduğun yerde güller açmaya devam ediyor..
Biriciğim kesinlikle bu yazının mimarı sensin.🥰
“Ben seni tanıyorsam bu taşınmanın ardından senden şahane bir yazı çıkar.”demiştin. Keyifle okumuş olmana çok mutlu oldum. Çünkü yayım tarihimi unutmuşum. 🙈 Sevgili editörüm Didem hatırlatınca hemen yazı seçmek için dosyayı açtım ki ne göreyim elimde hiç hazır yazı yok.
İşte bu yazı o 45dk içinde çıktı. Biraz son anda biraz hızla yazıldığı için çok içime sinmemişti ama senin bu yorumun güç verdi.
Her zaman yanımda olduğun ve bana güç verdiğin için çok teşekkür ediyorum. 🦋
Yeni başlangıçlarınız size ve ailenize mutluluklar getirsin.
Zor olan alışmak değil alışkanlılardan vazgeçebilmektir.
En güzel yazılarınızı yeni evinizde yazmanız dileğiyle…
Çok teşekkür ediyorum kadim dost..
Var ol…